“Durumumuz sinirleri alınmış bonfile kıvamında.”“We behave like a nice and soft steak with all our nerves removed.”

Akılda kalıcı, komik, eğlenceli, dahiyane, ritmik, duygusal, enerjik… Jingle House’un altından kalkamayacağı reklam “brief”i, besteleyemediği müzik cinsi de yok. Türkiye’nin jingle devinin kanatlarından biri Ömer Ahunbay sorularımızı cevapladı.

Söyleşi//Interview Erel Eryürek Fotoğraflar://Photography Stereopathetic

Jingle aleminde mertlik durumları nasıl?

Valla bence mertlik aslında 94’le ‘99 arasında ortada sadece Ömer Ahunbay ve Hakan Özer varken, yani Jingle House’un olduğu dönemlerde bozulmuş vaziyetteydi. Bu durumu tersine çevirmek için elimizden gelen her türlü desteği verdik. Yeni arkadaşlara yardımda bulunmaya çalıştık. Bizden çıkıp reklam müziği yapan arkadaşlarımız var. Ayrıca dışardan bu işlere merak sarıp başlayan arkadaşlarımız da. Onlara destek olmak bizim için günün sonunda çok başka artılar getirdi. Şu anda tam kıvamında marketin durumu. Bu işleri yapan 3-4 tane büyük çaplı firma var. Ben aynı zamanda Bilgi Üniversitesi’nde “jingle writing” dersi veriyorum. Her sene buraya stajyer alıp, piyasada çalışabilecek eleman yetiştiriyoruz… Dolayısıyla mertlik şu an tadında ve dozunda….

Ben tekim, veya biz tekiz demiyorsunuz yani…

Bir adamın başına gelebilecek en kötü şey o. Tek olduğumuz zamanlarda acı bir şekilde yaşadık. Şu anda da çok çalışıyoruz ama o zamanlar günlerce eve gitmediğim zamanları bilirim. Artık en azından günde 17 saat çalışmayla idare ediyorum.

Peki yaptığınız en iyi jingle hangisiydi?

Hakikaten çok zor. Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Ama en uzun ömürlülerinden bir tanesi Bonus. Ama bütün hepsi bizim çocuğumuz gibi. Bazen zamansızlıktan ihmal ettiğimiz çocuklarımız olabiliyor. Ama günün sonunda hepsi birer müzik eseri, hepsi bizim melodimiz, bize ait eserler…

Jingle’cı olmak için ne gibi psikolojik rahatsızlık gerekiyor?

Jingle’cılık baştan aşağıya piskolojik rahatsızlık zaten. Buraya sağlam giren insanları deli çıkartıyoruz. Sırf bu yüzden ciddi piskolojik sağlık problemleri yaşayıp işi terkeden çok başarılı insanlar oldu. Jingle yapan adam sanatçı değilmiş gibi gözüküyor. Halbuki reklamın birçok alanında çalışan grafikerler, metin yazarları, fotoğrafçılar, film yönetmenleri ve işin müzik tarafında olan bizmler hepimiz sanatçıyız halbuki. Sanat beyinle kalbin birleştiği noktada ortaya çıkan bir şey… Oturup 11-12 saat bir müzik eseri yazıyorsunuz; ondan sonra birisi geliyor, “Ömercim bu değil”  diyebiliyor.  Eski zamanlarda “ne demek” filan olurduk şimdi ise durumumuz sinirleri alınmış bonfile kıvamında. Bu kıvama yirmi senede birşeylerden eksilte eksilte sağlamış bulunuyorum. Bu yüzden ciddi miktarda sakinleştirici ilaçlar falan kullanmak mecburiyetinde kalan reklam müziği yöneten insan var. Bir diğer sağlıksız bölümü de, sürekli oturduğun için şişmanlamak…

Ayaklarınıza bile kapansalar hangi teklifi reddederdiniz?

Açıkçası marketing bazında baktığımız zaman ürünler itibarıyla hiç öyle birşeyim olmadı. Çünkü ben sigara da içiyorum, ne bileyim alkol de kullanıyorum. Ama arkadaşım olsa da, çalışmadığım yönetmenler, beğenmediğim, anlamsız bulduğum, işe yaramayacak senaryolar veya “misbrief” dediğimiz şeyler olabiliyor…

Özellikle tercih ettiğiniz yönetmenler var mı demek oluyor aynı zamanda?

Evet, özellikle tercih ettiklerim var.

Peki müzik dinleyebiliyor musunuz?

Çok… Ben müziği biraz farklı dinlerim. Benim müzik dinleme konseptim direkt analiz yapmak üzerine. Sonuç olarak Hakan da ben de biz rock, pop ve new wave kökenli insanlarız. Bu işe başladığımızda ne klasik müzik dinliyorduk, ne arabesk ne de Türk müziği. Bütün hepsini öğrenmemiz, eğitimini görmemiz gerekti. Yani bir yandan çalışıyoruz bir yandan da bunları öğreniyoruz. Bildiğimiz müzik zaman içinde çok farklı boyutlar almaya başladı. Yeni sound’lar, yeni armoniler, yeni tatlar, yeni lezzetler var. Bu lezzetleri biz takip etmezsek o zaman işimizi yapamayız. Dolayısıyla yol ve yöntem bulduk ve mümkün olduğu kadar yeni olanı hayatın bir bölümüne sıkıştırıp dinliyoruz. Mesela playstation oynarken veya kitap okurken. Müziği böyle dinlemek mecburiyetinde kalıyoruz. İyi bir şey mi kötü bir şey mi bilmiyorum. İyisini hatırlamıyorum; yani uzun zamandır böyle yaşıyoruz.

O zaman sadece müzik dinlemek diye bir şey yok.

Çok nadir. Konserler hakikaten müzik dinlediğim yerler.

Neler dinliyorsunuz?

Valla biraz tutucuyum açıkçası. Hala Frank Zappa dinliyorum severek. 32 seneden beri dinliyorum. Klasik müziğe merak sardım. Rahmaninof, Wagner çok seviyorum. Oğlum bir şekilde Beatles hayranı oldu. Mecburen bugünlerde evde sürekli olarak Beatles dinlemek durumunda kalıyorum.

Sizce reklamda ve müzikte dünyayı yakaladık mı?

Reklamcılığın çok iyi bir yere gittiğini düşünüyorum. Birçok ülkeden çok daha başarılıyız. Reklam müziği konusunda da kesinlikle öyle. Bizim ürettiğimizi sunmakla ilgili bir problemimiz var… Aslında iki uç var. Bir tarafta kendimizi küçümsüyoruz, diğer tarafta da “adamlar yapmış” durumu var.

Ama sanki “adamlar” artık biz olduk, ne dersiniz?

Tam öyle değil.  Adamlar yapmış ve yapmaya devam ediyor. Onların ulaşmış olduğu belli bir rutin var. O rutinde bir eğitim, bir sistem var. O sistemin içinde hızla ilerliyorlar. Bizim problemimiz çok yavaş gelişen bir Osmanlı’dan sonra birdenbire Cumhuriyet ile çok hızlı bir değişime uğramış olmamız. İnsanların kültür şokuna uğramasından kaynaklanan bir durumdan bahsediyoruz yani… Bence biraz zamana ihtiyacımız var. Biraz geç kaldık ama biz de o rutine oturduğumuz zaman hiçbir problemimiz kalmayacakmış gibi geliyor…

Sizin cephenizde jingle dünyasında ve sektörle ilgili artık vaktidir dediğiniz bir mevzu var mı?

Birkaç tane var açıkçası. Bir kere çalışma standartlarının bir an evvel oluşturulması gerekiyor. Dünyada olduğu gibi bir sendikalaşma olması lazım. Yani kameramanın, ışıkçının, reklam ajanslarında çalışan metin yazarlarının, reklam müziği yapan insanların insani çalışma şartlarının oluşturulması lazım. Evet, çok çalıştık, çok çalışarak da iyi yerlere geldiğimizi biraz önce de söyledim. Reklamcılık çok iyi bir yerde. Bundan sonrası sistemleri oturtmaya bakıyor.  Yani cumartesi çalışmalar, pazar çalışmalar, günde 16-17 saat çalışmalar olmamalı. Bunu yurt dışında yaptıramazsınız.

Yani karşınızdaki reklam müzisyenine güvenmeniz lazım. O diyorsa ki “bunun için bir üç saate daha ihtiyacım var” emin olun gerçekten vardır. Çünkü herkes işinin iyi olmasını ister bizim en büyük reklamımız televizyona çıkan, radyoya çıkan işimiz. İşimiz iyiyse, bizi bir daha ararlar. İşimiz kötüyse aramazlar. Bu kadar basit…

Peki, çok teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.

Memorable, funny, entertaining, ingenious, rhythmic, emotional, energetic. There is no commercial “spot” Jingle House can’t handle. No style of music they can’t compose. One of the pillars of Turkey’s Jingle giants, Ömer Ahunbay answered our questions.
Interview by: Erel Eryürek
How’s the manliness side of the business in “jingle” land?
You know, I think manliness was somehow interrupted between 1994 and 1999 when only Ömer Ahunbay and Hakan Özer were around. I mean, during the Jingle House era, we did everything we possibly could to turn this around – even gave support to newcomers. Some of the guys from our gang are now doing commercial soundtracks. There are also some other guys from the outside who’ve developed a passion for this business. At the end of the day, the support we gave them benefited us as well. The market is currently right on track. There are three or four large companies doing this kind of work. At the same time, I teach “jingle writing” at Bilgi University. Each year we take in interns and train them to work in the industry. So, manliness is cool right now – in top form. - So you’re not saying “I am” or “we are” the only ones.
That’s the worst thing that can happen to a person. We were miserable when we went solo. We’re working pretty hard right now, but I remember when I didn’t gone home for days. At least I can make do with a 17-hour shift these days.
What is your best jingle ever?
Really tough question. I don’t know, I really don’t know. But, “Bonus” has lasted for a pretty long time. They’re all like our children, but on occasion we might neglect some of them because of lack of time. At the end of the day, they’re all music pieces, each of them. They’re our melodies and a part of us.
What sort of personality quirk or idiosyncrasy do you need to be a jingle writer?
Being a jingle writer is a personality quirk. Even the sane ones go crazy by the time they leave here. Some people have actually left work with health problems because of this job. Someone who does jingles is not usually perceived as an artist. Yet all these people working on commercials like graphic designers, copywriters, photographers, film directors, to include us – in the music side of the house – are all artists. Art is something that occurs when the heart and mentality merge. You may spend 11 to 12 hours writing a piece. Then someone comes up to you and says, “Ömer, that’s not exactly what I need.” Back in the day, we were like, “what do you mean?” But now we’ve learned to live with it. To get to this level, I’ve had to compromise here and there for the past 20 years. Many commercial music directors have resorted to a serious use of sedatives. The other health risk is gaining weight. I just sit around all the time.
Which offer would you refuse even if they got down on their knees and begged?
To be honest, I’ve never had such thoughts for any product – in a marketing sense. I mean, I smoke, drink alcohol and things like that. But there are directors I wouldn’t work with, even if they were my friends. And some scripts I find utterly useless. I just call them “misbrief.”
So, in other words, there are directors you’d prefer to work with?
Yes, there are.
So, do you listen to music?
A lot. But I listen to music a little differently. My concept of listening to music is based directly on analysis. After all, Hakan and I have a background in rock, pop and new wave. When we started this business we never listened to arabesque music or Turkish music. We had to learn all of them and get educated. So we’re learning as we continue our work. The music we know has evolved over a period of time. New sounds, new melodies, new flavours and new tastes are all around us. We can’t do our job properly if we don’t follow these trends. So we’ve created different ways to listen to anything new, whenever possible. For instance, we end up listening to music while we’re doing PlayStation or reading a book. I don’t know if this is good or bad. I’ve lost any sense of what good is. I mean, we’ve been working like this for a long time.
Then there’s no such thing as just listening to music.
Very rarely. The only time I really listen to music is at concerts.
What do you listen to?
To be honest, I’m a little traditional. I’ve been listening to Frank Zappa for 32 years. I’ve developed a passion for classical music. I love Rachmaninoff and Wagner.
Somehow, my son turned into a Beatles fan. Lately at home, I’m forced to listen to the Beatles all the time.
In your opinion, have we caught up with the rest of the world in commercials and music?
I think our commercials are on the right track. We’re doing much better than many other countries. Same thing goes for the music business as well. The problem is how we present our work. In fact, I see two sides of the coin. On the one hand, we belittle ourselves, but on the other hand, we look at the things people in other countries have done and think, “Wow, those guys really did it!”
I just wonder if we’re “those guys” now. What’s your opinion?
Not exactly. Those guys have really done it and they’re continuing to do it. They’ve reached a routine that has everything to do with education and a system. They’re pressing forward within that system. The problem we have is that as a country we experienced an Ottoman era that developed very slowly but now we’re experiencing a very fast transformation with the founding of the Republic. I’m talking about a culture shock for the people here. I think we might need more time. We’re a little late, but it seems like everything will be okay, once we get into a routine.
In the jingle world and in your industry, is there anything that motivates you to say, “It’s about time,” right upfront.
Only a few things, to be honest. First of all, labour standards need to be established as soon as possible. We should have unions here like the rest of the world. I mean, humane labour standards need to be established for cameramen, electricians, agency script writers, composers for commercials. Yes, we have worked a great deal and have accomplished something with our efforts. Advertising is at a very high level right now. From this point on, what’s required is putting the system on the right track. I mean, people shouldn’t have to work on Saturdays or put in 16 or 17-hour workdays. You can’t make people do in other countries. In other words, you need to trust the music composer you’re dealing with. If they say, “I need a couple of hours for this,” rest assured, they need it. After all, everyone wants their work to be first-rate. The best publicity is for our music to be broadcast on TV or on the radio. If our work is good enough, someone else calls us, if not, they don’t. It’s as simple as that.
All right, thank you so much.
Thank you.

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com