“Turnemdeki en iyi konser Babylon konseriydi.”“The Babylon concert was the best part of my tour.”

Son zamanların en büyük ve özel seslerinden biri olan Hindi Zahra Türkiye’deydi. İstanbul’da Babylon’da verdiği eşsiz konserden birkaç saat önce değerli vaktini bize de ayırdı. Hindi Zahra o küçük büyük kadınlardan, kıyafetleri rengarenk, gözleri melankolik. Billie Holiday ve Aretha Franklin hayranı. Müzik ve resim onun hayatı. CD’sindeki bütün resimleri o çizmiş… Kısa ziyaretlerinde İstanbul’a doyamadığı için basın kısmına biraz gecikmeli geliyor. Beyoğlu pasajlarından alışveriş yapmayı çok seviyor. Hatta üzerinde yeni aldığı basma çiçekli bir elbise var. Alışverişi sırasında bir kadın ona tek bir küpe hediye etmiş, çok şaşırmış ve sevinmiş : “Ben zaten asla çift küpe takmam” diyor..

Söyleşi: Balım Tanrıöver
Fotoğraf:  Charles Richards

Ankara ve İstanbul konserleriniz nasıldı?
Ankara’da insanlar beni duyamadıklarını söylediler. Bu tip durumlarda agresif olup, ‘kapayın çenenizi’ diyemiyorsunuz. Ben de bir emprovizasyon yaptım, özellikle önde iki kadın vardı bağırarak konuşan. Ben de konsantre olamıyordum ve şarkımı kesmek zorunda kaldım. Tabii yine de devam etmek istiyordum ve müzisyenlere devam edelim dedim.
Zamanımızı müzik dinlemeye ayırdığımızda neden sessiz olunması gerektiği, bunun bir çeşit sevgi alışverişi olduğu ile ilgili emprovize bir şarkı söyledim. Oldukça tuhaftı aslında. Her konser farklı bir deneyim. Her yerde olabilir. Bu açıdan İtalyanlara benzetebilirim sizi. Ancak geçen konserimizde bugüne kadar karşılaştığım en iyi seyirci vardı Babylon’da. Bütün şarkıları beraber söyledik. Böyle performanslarda dinleyiciyle aranızdaki enerjiyi hissedebiliyorsunuz baştan. Bu turnemdeki en iyi konserdi diyebilirim.
Eskiden genre’lar daha keskin hatlıydı, şimdiyse iç içe geçip yepyeni sound’lar ortaya çıkabiliyor. Ne dersiniz?
Çok normal, eğer iki farklı kültürlerden insanı bir araya getirirseniz, bu birliktelikten yeni bir kültür doğar. Mesela
şu anda bütün dünyaya yayılmış olan Amerikan kültürü hepimizde ortak bir nokta yaratıyor. Herkesin Coca Cola veya Michal Jackson’ı bilmesi ortak bir nokta olsa da, bunlar diğer kültürlere karşı da açık olmamızı sağlıyor aslında. Bunda tabii internetin de etkisi var.
Aslında biz her kültürden müziğe açık olan ilk jenerasyon değiliz, 60’larda, 70’lerde de buna benzer bir akım vardı; Hint, Afrika, dünya müziğine ilgi vardı. Savaşa karşıydılar, dünyadaki problemleri aktarıyorlardı. Bu tip akımlarla kültürler iç içe geçer. Bu da aslında bir çeşit devrim gibi ama umarım bu sefer devrim savaş olmadan gerçekleşir.
Köklerinizin hangi yönü sizi daha fazla motive ediyor?
Aslında sevdiğim şeyleri karıştırıyorum ben. Mesela Fas’da en sevdiğim şeyler perküsyon, kargabu, bendir, darbuka. Bunları cazla birleştirmeyi seviyorum. Zahra “çiçek” demek benim dilimde. Ama ben sadece bu çiçek değilim. Çiçeğin yaprakları birçok kültürü temsil ediyor. Sadece Berber değilim; bende Arap kültürü, Afrika kültürü de var. Bunları Fransız ve Amerikan kültürleriyle de harmanlıyorum bir yandan. Bunu yapabiliyor olmak çok onur verici benim için. “Savoir-faire!” Aslında yemek yapmak gibi.
Myspace sayfanızda çok önceleri Fransızca şarkılarınız da vardı diye hatırlıyorum…
Hayır, aslında ben gerçekten Fransızca şarkı söylemiyorum. Bu benim için çok zor. Çünkü sözlerde şiirsellik daha önemli Fransızca’da. Üzerine melodileri oturtmak daha zor . Benim okulum caz ve caz özünde İngilizce, siyah Amerikalılar’ın müziği. Fas’tayken İngilizce müzik yapmaya odaklanmıştım, emprovize etmesi daha kolay olduğu için. Ayrıca dünyanın neresine giderseniz gidin çoğunluk anlıyor. Doğrusu ilham gelişini kontrol edemem. İngilizce geliyorsa ben de devam ediyorum.How were your Ankara and Istanbul concerts?
In Ankara, people were saying, that they couldn’t hear me.. You cannot be aggressive in such a situation and cannot say “Just shut up”. Then I did an improvisation, especially there were two women. They were almost shouting. So I couldn’t concentrate and I had to cut my song. However, we still wanted to do it, and I told the musicians to go on. I sang
an improvised song about why we should be quiet when we listen to music and this was a kind of love connection between people. That was really strange for me… Every concert is a different experience. It can happen anywhere. You are like Italians. However, audience at Babylon was the best crowd I’ve ever seen until now. We sang all the songs together. You can really feel the energy in such a concert.
I can say this was the best concert of my tour.”
Before, the lines between genres were sharper; however, now they can blend into each other and new sounds can emerge. What do you think? It’s natural, if you put two persons next to each other from different cultures a new culture will emerge from there.
For example, the American culture that has spread all over the world produced a common ground for all of us. While knowing Michael Jackson or Coca Cola is a common ground, it also allows us to be open to other cultures. The Internet is also very effective.
Actually, we aren’t the first generation, which is open every kind music comes from different cultures. There were similar trends in 60s, 70s. There was an interest in Indian, African, and world music. They were against the war. They were singing about the problems of the world. Cultures intertwines with such trends. In a way, it’s like a kind of revolution, but this time revolution happens without the war.
Which part of your roots motivates you the most?
Actually, I blend things that I like. For example, percussions, kargabu, bendir, tabor are the instruments I love in Morocco. I like blending into jazz. Zahra means “flower” in my language. However, I am not only this flower. The petals of the flower represents many different cultures. I am not only a Berber, I’ve both Arabic and African cultures in me. I blend them into French and American cultures at the same time. Being able to do this is very honorable for me. “Savoir-faire!” It is just like cooking.
I think, I remember that you had French songs in your Myspace page a long time ago…
No, I never really sang in French, it’s a bit hard for me. Because the text and the poetry is very more important
in French, and it’s hard to put melodies on. My school is jazz and jazz is in English and it’s music of black American culture. I was concentrated on making music in English when I was in Morocco, because improvisation is easier. In addition, wherever you go in the world majority understand. I cannot control the the inspiration. If it comes in English,
I just go on.

Interview: Balım Tanrıöver
Photo: Charles Richards

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com