Serbest bölge için seçtiğiniz çalışmalarınızla ilgili biraz bahseder misiniz?
Çalışmalar, biraz çeşitli. Aslında benim seçkim diyemem, farklı türlerdeki serbest çalışmalarımdan karışık bir editör seçimi diyelim. Çoğu son bir iki yılda yaptığım şeyler. Benim asıl kişisel uğraşım olan tuval resmi örneklerinden ziyade, dergide basılmaya daha uygun desen, fotograf ve dijital çalışmalar. Bir de son iki üç günde telefonla yaptığım bir iki resim…
Fotoğraftan resime, kara kalemden illüstrasyona farklı alanlarda çalışmalarınız var. Hangisine ilginiz daha büyük?
Resim, benim için farklı. Daha özel. Küçüküğümden beri kendi başıma kalarak ve zamanı unutarak yaptığım bir şey. Orada etkilendiğim kültürlerden, olaylardan sonsuz serbestlikte faydalanıyorum. Hiç bir ispat çabası veya baskı olmadan, pek çok zaman başlangıçta tasarlamadan girişiyorum resim yapmaya.
Şimdilerde iphone’da bile resim yapıyorum takside, metroda. Ama yapmak isteyen arkadaşlara tavsiyem metroyu seçmeleridir. En azından sapak değil durak kaçırırlar. Desenlerin çoğu, uzayan toplantıların ürünü. Fotografta ise humor, karşıtlık daha çok cezbeden şeyler beni.
Çokyönlülük sanatla uğraşan insanlarda sıkça rastlanan bir şey. Bu yönünüz profesyonel hayatınıza nasıl yansıyor dersiniz?
Bence bizim işimiz, reklam yönetmeni olarak da, temelde tasarımcılıktır. Aslında benim yönetmenlikle de, sinemayla da reklam yönetmenliğiyle de ilişkim bu. Ben dünya tasarlamak, öykü anlatmakla ilgili oyunları seviyorum. Görsel tasarım benim işimin vazgeçilmezi. Sinemada, reklamda işin sanat kısmında da, kalanında da bir sürü insanla beraberce oynuyorsunuz oyunu. Oyun arkadaşları oyunun kendisinden değerlidir. Oyunu değerli kılarlar. Bazen reklamda da beraberce oynanan bir oyun duygusu yakalanıyor. Bazen. Ben kollektif çalışmayı severim. Bir tek bu köşede yer alan türde yapıtlar hariç. Bunlar benim kendi oyunum. Üretimde değil, sonrasında paylaşılan şeyler.
Bir sergi açacak olursanız, ne tür bir sergi olur bu?
Bu sıralar resim sergisi konusunda ciddi teklifler aldım. Ayrıca Sanatoryum Çağdaş Sanat İnsiyatifi’ndeki arkadaşlarımla ortak projelerimiz var. Benim resim sergisinden önce gerçekleştirmek istediğim iki ayrı proje var oysa. Biri kültürümüzdeki putlaştırma ile ilgili bir fotograf, video enstelasyon çalışması.
Diğeri ise Sultanların ölüm anları ile ilgili bir mizansen fotograf projesi. Bu dünyada eşi olmayanın, kendisinden güçlü olan ölümle karşılaştığı an üzerine bir çalışma. İkisi de provokatif, söyleyecek sözü olan projeler. Üzerlerine çalışıyorum… Bakalım…
Fotoğrafta ironiyi ve söz söylemeyi seviyor gibisiniz. Sanki diğer işlerinize göre daha tavırlı duruyorlar. Ne dersiniz?
Sanırım benzer bir tespiti ben de önceki bir soruda yaptım. Temalarım ve tavrım aslındaher türlü çalışmada ipuçlarını verir beni tanıyanlara. Reklamlarda bile, nadir de olsa, bu izleri belirgin bıraktığımız oluyor. Öylesi reklam filmlerini daha bir seviyor insan. Ama, sonuçta bir mal veya hizmeti pazarlayan bir filmde kişisel tavırların yeri, sadece reklamın sözüne hizmet ediyorsa olmalı bence.
Share on Tumblr
No related posts.
|