“Paylaş-beğen-yorumla dönemindeyiz”

hazer_baycan

Günlük hayatımız bu kadar değişirken; reklamın, mecraların ve reklamın üretim şeklinin değişmemesi imkansız diyen Hazer Baycan ile “Türkiye’deki en kapsamlı dijital prodüksiyon şirketi” olarak nitelendirdiği RAN ile ilgili konuştuk.

Viral reklamların çoğalmasını neye bağlıyorsunuz?

Şu an dijital teknolojiler, ulaşılabilir consumer kameraların sağladığı görüntü kalitesi herkesin kendisini ifade edebilmesinde sonsuz bir kolaylık sağlıyor. Şu an sinema- televizyon, görsel-iletişim bölümlerinde okuyan veya hobi olarak film yapımıyla ilgilenen birçok insan var.

Çoğu kendi imkanlarıyla bir araya getirdikleri malzemelerle birbirinden ilginç kısa film, müzik videosu, video art gibi üretimlerini internette paylaşıyorlar ve fark ediliyorlar. Doğru enerjiye ve vizyona sahip yetenekler bağımsız üretim ve kişisel projeleriyle sektöre heyecan aşılıyorlar.

Burada da bize düşen sektördeki deneyimimizi ortaya koymak, onları yönlendirmek oluyor. Her ne kadar internet bağımsız ve sınırsız bir mecra olsa da viral reklamlarda ortada korumak zorunda olduğunuz bir fikir ve marka kültürü var. Ayrıca viralin izleyicisiyle kuracağı bağ; onun markaya olan algısıyla örtüşmeli.

RAN bünyesi altında oluşturduğumuz kolektif bir motivasyonla burada yeteneklerin reklam sektörüne adım atmalarını istiyoruz. Bundan 10 sene öncesinde aklında çıkacak fikirleri olsa da teknolojiye erişimlerinin kısıtlı olması, reklam filminin sadece televizyonla sınırlı olması birçok doğru fikrin elenmesine sebep oluyordu. Ancak şimdi RAN’la bu süreci etkili bir hale getirebileceğimize; reklam ajansları, müşteriler ve vizyonu olan herkesi ortak bir çatı altında buluşturabileceğimize inanıyorum.

RAN imzasıyla çekeceğiniz/çektiğiniz filmlerden bahseder misiniz?

Şimdiye kadar RAN ile Turkish Airlines “Türkler Uçuyor”, Garanti Bankası “NBA Skills Challenge”, Rondo “Ümit Besen”, Coca Cola “90 Turk” , Clear “Arda Turan Advergame”, Intel için viral filmlere imza attık. Bu filmlerin sosyal medya sitelerinde aldığı yorumlar ve paylaşılma oranları ise filmlerin doğru formüllerle ortaya konduğunu gösterdi.

Şu an viraller bütçe olarak televizyon reklamlarının gerisinde. Bunun sebebi dijital pazarlamanın hala ucuz bir yatırım aracı olarak görülmesi. Bu bana göre bazı yanlış algılardan kaynaklanıyor çünkü bir viralin etkili olması için ilk başta sahip olması gereken itici güç fikirdir. Viral etki yaratması için, sizin önce bu fikri ve ortaya çıkan filmi birisine beğendirmeniz ve o kişinin aynı şekilde diğer insanlarla paylaşmasını motive etmeniz gerekiyor. Bu; kimi zaman maliyetli bir fikir, kimi zaman da maliyetsiz bir fikir olabilir. Kısacası viral filmleri kamera teknolojilerinin erişilebilirliği ya da bazı teknik giderlerin maliyetlerinin uygunluğuna endeksleyerek bir bütçesizliğe mahkum etmemeliyiz.

Oyuncu, ekip, hazırlık ve uygulama süreçleri en az bir televizyon filmi kadar güçlü viraller de var. Hatta artık virallerde bile ünlü kullanılabiliyor. Bunun yanında viraller televizyon reklamlarından daha evladiyelik ve uzun ömürlü olabiliyorlar. İki sene önce yapılmış T-Mobile “Dans” viral filmi, şu an hala mail kutunuza arkadaşınız tarafından gönderiliyor. Bu da bence verilen emeğin, harcamanın ve fikrin karşılığının alındığını gösteren çok yerinde bir ölçü.

Sizce viral reklamların çoğalması reklam piyasasında neyi değiştirecek?

Viral ve genel anlamıyla dijital reklamcılığın büyük bir hızla çoğalacağını düşünüyorum, ama bu peşinden bir eleme sürecini de beraberinde getirecek. Fikrin ve uygulamanın zayıf olduğu yapımlar zamanla elenerek, müşteri, ajans ve yapımcı üçgeninde çok doğru projeler kotarılacaktır. Doğru ve yerinde yapılan filmler de ileride internet ve viral iletişime daha çok para aktarılmasının önünü açacaktır.

Mecralar televizyondan internete, IPTV gibi uygulamalara kaydıkça reklam ajanslarının giderek kişiselleştirilmiş bir iletişim ihtiyacı duyacaklarını düşünüyorum. Yeni dünyanın sloganı kişisellik. Artık televizyon gibi duvara çakılı bir mecraya ihtiyacımız azalıyor. Ayrıca televizyon bizi internete göreceli olarak kitlesel harekete yani aynı şeyi istemeye, arzulamaya yönlendiriyordu ve bu genel olarak bütün insanların alışkanlıkları ve kültürünü değiştirecek bir şey.

Bu nedenle prodüksiyonu da tüm bunları anlayarak ve değişen düzene adapte olarak yeniden ele almak gerekiyor. Televizyonu nasıl önemsediysek, dijitale de aynı hassasiyetin iki katını göstermemiz gerekiyor. Çünkü, bana kalırsa daha internetin Türkiye’de gerçek potansiyelini henüz görmedik bile.

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com