Genel hatlarıyla 1000 Volt’ta gerçekleştirdiğiniz üç günlük workshop’tan biraz bahsedebilir misiniz?
İlk 3D projesi ile bağlantılı olarak 1000 Volt bana böyle bir eğitim için teklifte bulunduğunda, ihtiyaçları konusunda zaten araştırmalarını yapmışlardı. Geldikleri noktada kendilerini eğitecek deneyimli birine ve de özellikle çekim ve uygulama aşamasında bilgiye ihtiyaçları vardı ve bence 1000 Volt ile benim tanışmam çok doğru bir zamana denk geldi. Hazırladığım eğitim şunun üzerine kuruluydu; insan beyni nasıl görür ve nasıl algılar. 3D bir ekran üzerinde bu görüntülerin insan gözüyle nasıl algıladığını anlattım workshop’ta. Ben 3D alanında bir stereografim. Stereografın görevi insanların gözüne rahatsızlık vermeden 3D’nin kullanımını sağlamaktır. Benim uzmanlık alanım bu. İşimi uygularken en doğru sonuca ulaşmam için bir kere senaryonun planlarının iyi yazılmış olması gerekiyor.Çekim esnasındaki, teknik anlamda dikkat ve düzen ile ilgili ve en sonunda, post prodüksiyon aşamasında yapılan çalışmalar bir bütün oluşturuyor. ve doğru sonuca varmayı sağlıyor. Genel anlamda 3D için böyle düşünülüyor; iki göz var yani iki kamera var ve bunları yan yana koyduğunuz zaman her şey tamammış zannediliyor. Bir yönetmen 3D film çektiği zaman onun bir odaklanma noktası olacaktır, sinema salonu derinliği içinde bir noktaya odaklanacaktır ki o derinliğe izleyiciyi de sabitleyebilsin. Salonda belli bir noktaya odaklanıp, o derinlik içerisine izleyiciyi sokmak isterken net ve flu olan görüntüler olacaktır. İki boyutlu bir çekimde/ortamda bu rahatsızlık vermez göze çünkü netler ve flular birbirinden bu derece ayırdedilmez ama 3 boyutluya geçtiğiniz zaman net olan ile flu olan arasındaki fark beyni ve gözü çok yoracaktır. Stereografların işi burada başlıyor. Ben yıllardır bu işin içinde olmama rağmen hala öğrenmeye devam ediyorum…
3D konusu giderek yaygınlaşıyor. Bu tür filmlerde büyük artış var. Ama gördüğüm kadarıyla bu konuda kafalar biraz karışık. İnsanların yanlış bildiği doğrular, doğru bildiği yanlışlar var gibi.
3D pazarı 1900’de başlıyor ama deniz yılanı misali inip çıkan bir sektör olmuş hep. 1950’lerde yükselişe geçmiş sonra tekrar inişe. Derken 90’larda tekrar yükselmiş. Ben 1995’te girdim bu sektöre ve şu anda geldiği nokta en iyisi. Çünkü iyi ve başarılı fimlere imza atmış yönetmenler giderek 3D’yi tercih etmeye başladı. Ama 1950 ve 1990 arasındaki dönemde de doğru kullanımlar yok değildi. Ancak bugün eskisi gibi iki analog projektörle çekim yapmak gerekirken şimdi tek bir nümerikte bunu başarabiliyoruz. Hem daha güvenilir hem de daha ucuz hale geldi. Bu durum sinema salonları için ayrı bir pazar, DVD seyircisi için başka bir pazar yaratıyor. Şimdiyse 3D televizyonlar geliyor. Hem de çok yakın bir zamanda. Orada da inanılmaz bir ekonomik hareketlenme yaşanacak. Bu TV’ler sadece 3D film seyretmek için değil, aynı zamanda oyunların da oynanabileceği ekranlara sahip olacak. Amerika’ya baktığımız zaman 3D ekipmanlı sinema salonları, yani nümerike geçmiş olan sinema salonları, aynı filmi 2D olarak gösteren salonlardan üç kat daha fazla izleyiciye sahip. Fransa’ya bakacak olursak Avatar filmi çıktığında 3D salonları 2D salonlardan sayıca az olmasına rağmen, dört Fransızdan üçü filmi 3D olarak izlemeyi tercih etmiş mesela. Yani 3D sinema salonlarının sayısı bu kadar azken, filmleri o tür salonlarda seyretmeyi tercih ediyorlarsa, bu demek oluyor ki hem bu tür filmlerde bir artış söz konusu olacak hem de sinema salonlarında.
Yine de iniş çıkışlı bir sektör olduğunu söylediniz…
Evet, dikkat edilmesi gereken şu ki bu sektör aniden kendini yiyip bitirebilecek de bir sektör. Kötü filmler çekilirse olur bu. O noktada da biz stereografların işi başlıyor. 2D’deki konforu 3D’ye taşımak, başarılı filmler çekilmesini sağlamak
stereografların işi. 1000 Volt’a yapabileceğim en önemli takdir şu olur ki post prodüksiyon yaptıkları için çekim öncesinde müdahalelerde bulunabiliyorlar. Başlarına gelebilecekleri biliyorlar. Zira daha sonra post prodüksiyona çok az iş bırakılmış olması lazım ki filmin son aşamasında en doğru hale getirilebilsin. Yani çekim öncesinde ve çekim esnasında mutlaka bu gözle, yani bir stereograf gözüyle ellerinin işin üzerinde olması sonuç açısından, elde edecekleri 3D filminin sonucu açısından çok önemli. Çekim esnasında, çekim ekibi eğer bu konuda deneyimli değilse, çekim materyalleri ve de yönetmen deneyimli değilse ve 3D izlenmesi istenen bir film çekiliyorsa, post prodüksiyonda belki de düzeltilemeyecek hatalar çıkabilir…
Yani bu durumda post prodüksiyonun çekim aşamalarında bulunması gerekiyor..
Mutlaka biri olmalı post prodüksiyondan. Yönlendirme yapacak, hataların yapılmaması için birinin olmasını tavsiye ederim… Benim prodüksiyonda yaptığım şey, aslında prodüksiyon denetçiliği, çünkü olayın en başında çekimle başlıyorum. Bütün aşamalarında oluyorum, compositing dedikleri, artifisyeli gerçekle birleştirdikleri aşamalarda, müdahalelerde bulunuyorum ta ki son aşamaya, çıktıları alana kadar. 1000 Volt’u yaptığı yatırım, özellikle de malzeme alımındaki yatırım açısından ve bu vizyona ve görüşe sahip olduklarından dolayı tebrik ediyorum. Gerçekten güzel bir keşif oldu benim açımdan.
Avatar filmiyle birlikte 3 boyutlu sinema çok daha fazla ilgi çekmeye başladı. Sinema sektörünün de bu yönde hevesleri arttı. Neredeyse tüm filmleri 3 boyutlu izlemek istiyoruz. 3 boyutlu sinemada bilimkurgu filmleri daha popüler diyebilir miyiz sizce?
Avatar filmi ile birlikte büyük bir ilgi artışı oldu, bu bir gerçek. Benim internet sayfamın belli bir okuyucusu vardı ama Avatar ile beraber 10 günde iki yılda tıklandığı kadar tıklandı. Çünkü sadece izleyiciler veya yönetmenler değil, öğrenciler, 3D üzerine tez hazırlayanlar, ödev yapanlar tarafından gelen talepler oldu. Çok ciddi bir talep artışına neden oldu Avatar. Ama 3D sadece bilimkurgu filmler açısından değil her yönden ilgi kazandı. 3D neticede her türlü filme uygulanabilir…
Sektör bu hızla ilerliyorsa, yaygınlaşması, evlerin salonlarına girmesi, TV’de izleme düzeyine gelmesi anlamında bir tarih verebilir misiniz?
2013-14’te 3D televizyonlar her eve girecek. Bunun için de üç faktör var. Spor, yani çoğunlukla futbol maçları, oyunlar ve film keyfi. Yeni çıkan video oyunlarında, oyuncu 3 boyutluluğun derecesini kendi isteğine göre ayarlayabiliyor…
Share on Tumblr
Related posts: - Stereoskopik 3D Özel
|