Tweeter button Facebook button

PICTOPLASMA: İTİNAYLA KARAKTER TASARLANIR!




PICTOPLASMA: İTİNAYLA KARAKTER TASARLANIR!

Karakter yaratma temelli sanat, günümüzün en popüler tasarım çalışmaları arasında yer alıyor. Yuvarlak kafalı sevimli canavarlar, insansı tüylü hayvanlar, büyük gözleriyle bize bakan soyut karakterler, karikatürleşmiş seksi kadınlar, yaramaz çocuklar her yerde karşımıza çıkıyor. Bu karakterler sadece eğlence için ya da reklam amaçlı tasarlanmıyor artık. Güncel sanatın önemli bir parçası haline gelmiş durumdalar. Büyük sanat müzeleri, tasarlanmış karakterlere yer veriyor. Prestijli sanat galerileri bu eserlere kucak açıyor. Yüksek sanat addediliyorlar giderek.

Yazan: Kemal Ekin Aysel

Tabii bu sanatın bir de ekonomik boyutu var. Karakter tasarımı, ilk doğum yıllarında olduğu gibi, reklamların, ticari ürün tanıtımlarının da dinamosu halinde. Bir ürününüz varsa, bunu mutlaka bir karakterle ilişkilendirerek sunmak zorundasınız. Ya da logonuzu karakterize ederek kamuoyuna ulaşacaksınız. Sanatın ve ticaretin ender kesişim kümelerinden biri karakter tasarımında ortaya çıkıyor kısacası. Karakter tasarımıyla hem sanat yapmak hem de para kazanmak mümkün.
Bu alandaki tasarımındaki yükselişi erken gören Berlinli bir grup tasarımcı ve sanatçı, 10 yıl önce çoktan yeni yeni palazlanan karakter tasarımını kanatları altına almaya başlamıştı oysa. Yıllar içinde, tasarım dünyasında küçük çaplı bir Pictoplasma efsanesi doğdu. 10 yıllık süreç içinde, küçük bir festival olarak başladılar. Giderek serpilip büyüdüler. Konferanslar, yayınlar ve filmlerle zenginleşip enikonu bir kült halini aldılar.

Temel olarak Pictoplasma’nın, karakter tasarımını destekleyen, kâr amacı gütmeyen bir vakıf olduğunu söyleyebiliriz. Karakter tasarımının akla gelebilecek her türlü iletişim aracında tuttuğu önemli yeri vurgulamak amacıyla yola çıkan ekip 1999’dan beri faaliyet gösteriyor. Karakterlerin karikatürlerden, grafik romanlardan, amatör animasyonlardan, reklam çalışmalarından çıkıp tam bir sanat dalı haline gelmesinde, saygınlaşmasında onların payı büyük. Hatta tek başlarına, çabalarıyla karakter tasarımını soylulaştıran güç odağı oldukları bile söylenebilir. Pictoplasma bugün bir karakter yaratım santrali adeta. Hatta bir taşeron. Sanatçıların işlerini toplayan ve dağıtan, onların isminin duyulmasını, giderek sektörün aradığı tasarımcılar halini almalarını sağlayan bir aracı kurum.

Kuruluşundan bu yana yaptıklarıyla Pictoplasma, farkında olmadan bir pazar oluşturdu. Sanatçıların, tasarladıkları karakterlerle para kazanmalarını sağladı. Ayrıca ister “kitsch” ister yüksek sanat olsun, çağdaş karakter yaratımının epey ciddiye alınmasına önayak oldu. Pictoplasma sayesinde ister iki göz bir ağız çizin, isterseniz soyut bir tasarım yapın, kendinize destekçi ve seyirci bulabiliyorsunuz. Organizasyon, kafamızda bir karakteri yaratan görsel kodların (el, ağız, kol, gözler, kafa vs.) sanatçılar ve tasarımcılar tarafından çılgınca değiştirilmesini, uçlara çekilmesini destekliyor. Bununla birlikte klasik, neredeyse portreye yakın olan tasarımların da elinden tutuyor. Kapı, yaratıcı gözü özgürce işleyen herkese açık.

Pictoplasma’nın bağrına bastığı karakterler sadece iki boyutlu çizimler de değil. Plastik sanatların her dalına ilgi besleyen bu Alman organizasyonu; dev kuklaları, üzerinize giyebileceğiniz büyük karakter elbiselerini, maketleri, üç boyutlu animasyonları, robotları, animatronikleri de seviyor. Hepsi Pictoplasma Festivali’nde ve organizasyonun dünya çapında gerçekleştirdiği sergilerde kendine yer buluyor. Seçki kitaplarında sayfaları kaplıyor, konferanslarda üzerinde tartışılan konulara dönüşüyor.

KARAKTER TASARIMINDA TRENDLER

Her sanat dalı gibi reklam ve tanıtım alanına uygulandığında, karakter tasarımı da günün akımlarından azade kalamıyor. Pictoplasma oluşumunu takip etmek ve onların içinde yer almak, bu açıdan ticari karakter tasarımcılarının gözünü açıyor. Organizasyon, trendleri yakından takip ediyor. Pictoplasma’nın kurucularından olan tasarımcı Peter Thaler, son 10 yılın karakter trendlerini iki cümlede özetleyiveriyor:

“1999’da organizasyonu kurduğumuzda, mutlu DJ karakterler, gözleri açık sevimli erkek ve kız çocukları, teknoloji paranoyasından nasiplenmemiş şeker robotlar revaçtaydı. Dört beş yıl sonra işler tam tersine döndü. Sevimli çocuk karakterler mutsuz, kederli, patlamaya hazır bir şiddet duygusuyla kuşanmış gibiydi. Bugünkü trend ise tamamen farklı.  Karakterler artık yaşıyor adeta. Doğup büyüyorlar. Kompleks bir yapıları var. Hatalar yapıyorlar, ürüyorlar, yaşlanıp ölüyorlar.”

Peter Thaler’a göre, karakter tasarımındaki anahtar, seyircinin onu yaşayan bir canlı gibi görebilmesi. Dik duruşu, uzuv ve yüz yapısıyla insansı olması da önemli. Sanki ruhu varmış gibi canlandırılması her şeyin üzerinde. Küçük nüanslar insansı tavrı destekliyor ve karakterin sanki yaşayan bir organizmaymış gibi algılanıp seyirci tarafından benimsenmesini sağlıyor. Peter Thaler altın değerinde bir ipucu da veriyor: “Karakterin gözlerine baktığınızda, sanki o da size bakıyormuş gibi hissetmelisiniz.”

PEN TO PAPER

Pictoplasma’cılar 2004’ten beri aktivitelerini Berlin’in dışına taşırmayı seviyor. New York’tan Londra’ya, Arjantin’den Paris’e, ufak ufak sergileri, konferansları ve festivalleriyle dünyayı dolaşmaya başladılar bile. (Umuyoruz ki bir ara Türkiye’ye de gelecekler!) Karakter tasarımı alanında bir otoriteye dönüşen Pictoplasma’nın ilk konferansından bu yana seçkin işlerini yayınladığı bir yayınevi de var. Pictoplasma Publishing çatısı altında yayınlanan kataloglar, albümler, DVD ekli kitaplar sayesinde, organizasyon dev bir karakter ansiklopedisi yaratmaya çalışıyor.  Örneğin yayınevinin son kitabı “Pen To Paper” analog yani kağıt ve boyayla yaratılan karakterlerin bir kataloğuyken, “Characters In Motion -Vol. 3” kitabın yanında bir DVD sunarak, dijital animasyona kucak açıyor.

Share on Tumblr

No related posts.

Leave a Reply

*