“Devamlılığı başarabilmek, olduğumuz noktadan daha önemli”

Gökalp Gökulu/4 Films Ortağı/Yapımcı

“Biz 4Films’deki insanlar olarak film yapmayı biliyor olmanın, film yapabiliyor olmanın kıymetini biliyoruz, başka bir iş yapmayı bilmediğimizi kabul ediyor, bildiğimiz seyi iyi yapmaya uğraşıyoruz” diyen 4Films’in kurucu ortağı yapımcı Gökalp Gökulu ile A’dan Z’ye 4Films üzerine…

4Films’in manifestosu nedir?

Onu bilmiyoruz gerçekten ama biz insanlara yapmayı taahüt ettiğimiz şeyden dolayı mahçup olmayı sevmeyen bir organizmayız. Şirketin de manifestosu böyle birşeydir sanırım.

Şirket yapınız ve kadronuzdan biraz bahseder misiniz?

Kağıt üzerinde Levent Onan ve Gökalp Gökulu ortaklığı olan bir şirket 4Films. İşin yapılma anında ise Evin Durak, Atilla Saatçi, İpek Alpaydın, Nilgün Birol, Korcan Sağdıç gibi arkadaşlarımızın ve onların ekiplerinin çevirdiği bir sistem. Emir komuta ya da bir fabrikasyon anlayışından daha  farklı olarak herkesin kişisel algı, birikim ve iş yapma biçiminin mutlaka işin içinde var olmasını tercih ettiğimiz bir yapı. Proje sırasında görev dağılımı yaparken de reji, prodüksiyon vs gibi kalıplaşmış alt segmentler ve ekipler oluşturmak yerine filmin sorumluluğunu tümden taşıyan bir insan grubu oluşturmayı tercih ediyoruz. Film yapmak ve filmcilik öğrenilmesi sona eren bir durum değil, dolayısıyla ekibimizdeki her kişinin filmciliğin bütünüyle ilgili bilgi ve fikri olmasına ve en önemlisi bunun iletişimini sağlayabilecek donanıma sahip olmasına çok dikkat ediyoruz.

Hem şirket ortağı hem de ana yönetmenimiz olarak Levent, yapı itibariyle son derece sakin, sabırlı ve ne yaptığını bilerek yapan ve gerginlikten hoşlanmayan bir yönetmendir, onun bu tarzı bizim iş üretme ve insan seçme biçimimize de direkt etki eder. Biz filmi gerçekleştiren ekibin aldığı hazzın yayına çıkan filmde de mutlaka hissedileceğine inanırız. Görev tanımı olarak en küçüğünden en büyüğüne o filmi gerçekleştiren ekibin kişisel kalitesinin filme çok ciddi katkısı olduğunu düşünürüz. Bütçesel olarak da kalitesiyle oynamaya başladığını düşündüğümüz andan itibaren o işi yapmamayı açıkça tercih ederiz.

Bilinen prodüksiyon şirketi yapısı anlamında başta Levent ve Evin olmak üzere Türk yönetmenlerimiz, proje bazında çalıştığımız geniş bir yabancı yönetmen portföyümüz var. Şirket olarak bakışımız her kim ile gerçekleştirirsek gerçekleştirelim, 4FİLMS’e teslim edilen her işin bizlerin şahsi kalite ve hayata bakış imzamızı taşıyarak teslim edilmesidir. Bu sadece yayına çıkan 30 saniyelik görüntü ile ilgili değil, aynı zamanda üretim sürecindeki davranma ve üretme biçimleri için de geçerlidir.

4Films’in nasıl bir noktada olduğunu düşünüyorsunuz?

Uzaydan bakınca çok küçük, evden bakınca çok büyük olduğunu düşünüyorum.:) Her baba için çocuğu nasılsa, bizim için de öyle. Kendimizi nerede gördüğümüzün bir anlamı olduğuna inanmıyorum. Yapmayı iyi bildiğimiz şeyi iyi yaptığımız sürece ve yapmaya devam edebildiğimiz sürece bizim için dünyanın bir numaralı şirketidir. Burada bizimle çalışan çok genç, çok dinamik, kalıplarlardan sıkılan, yeni şeyler yapmak isteyen, daha başka dinamiklerle ilişki kuran arkadaşlarımız var. Devamlılığı başarabilmek olduğumuz noktadan daha önemli… Umarım hep sevdiğimiz işi yapmaya devam ederiz.

4films’in işleri arasında dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz film veya filmler hangileri?

İşi bir müşteri, ajans, prodüksiyon şirketi üçgeninde değerlendirdiğinizde her proje o an zaten dünyanın en önemli projesi. Biz reklam filmi çekiyoruz.  Dolayısıyla içerikte orijinal ve çok olağanüstü fikirler olmasa bile, verilen önem olarak o heyecanı samimi olarak yaşamamız gerekir. Bize çizilen alan içerisinde en iyisini yaptığımız sürece tüm işlerimizle gurur duyarız ki duyuyoruz da.

Gerçekleştirmekten ve sonucundan çok keyif aldığımız bizim duruşumuzu ve kaliteden anladığımız şeyi tam yansıttığını düşündüğümüz işleri sorarsanız Ülker Bravo Dondurma filmleri, Peugeot Partner, Doğtaş Mobilya, Avea Futbol sponsorluk filmi, Lays filmi gibi filmleri sayabiliriz. Düşündükçe aklıma daha da gelmeye devam ettiği için bu konuda düşünmeyi bırakıyorum…

Türkiye’deki yapım şirketlerini reklamın bulunduğu noktadan bakarak değerlendirebilir misiniz?

Biçim olarak çok iyi durumda olduğumuzu düşünüyorum. Artık teknik olarak dünya ile tamamen uyumlu bir haldeyiz. Teknik ekipman, malzeme vs konusunda işin kalitesine dramatik etki yapacak bir farkımız kalmadı. İletişim ve “know-how” internet sayesinde zaten olağanüstü noktalara geldi. Sahip olduğumuzu her fırsatta belirtmekten gurur duyduğumuz “Türk’ün pratik zekası” ile de birleşince, teknik anlamdaki tüm zaaflarımızdan kurtulduk. Artık  post prodüksiyon şirketleri, set ekipleri, kamera ve ışık ekipleri dünyanın çoğu noktasından daha profesyonel donanımlara sahipler. Teknik olarak tamam durumdayız. Ancak insan rafinasyonu konusunda daha almamız gereken yol olduğuna inanıyorum. Reklam filmi, altına, ‘bu kadar paramız vardı, bu kadar yapabildik’ ya da ‘müşteri böyle istedi” yazılabilen bir şey değil. Neticede bu ‘hallederiz abi’ hallerinden kurtulup daha gerçekçi, daha mesleğimize sahip çıkarak hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum. Eski zamanlardan kalma  travmalardan dolayı yapım şirketlerine karşı büyük bir güvensizlik var.. Müşterinin ve ajansların güvenini tekrar kazanmamız çok önemli. Bu da ancak yapılabilecek,yapılamayacak şeyleri profesyonel çerçevede iş başlamadan diğer partilerle açık ve net konuşup, anlatmaktan geçiyor. Bence artık bir prodüksiyon şirketinin en büyük başarısı filmin hazırlık ve gerçekleştirilmesine kadar olan süreçte, doğru, samimi ve tutarlı bir iletişim kurup bunu devam ettirebilmektir. Kendine güven bilgiden kaynaklandığında neticenin de güzel olması ve tüm tarafların memnun olması kaçınılmaz olur.

 

Dijital reklam ve oldschool reklam. 4films olarak bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Bu kategorik ayrımların artık kalmayacağına inanıyorum; biz ne tür müzikten de hoşlandığını da söyleyemeyen insanlarız… Doğru yer, zaman ve durumda karşılaşılan her müzik, her görüntünün güzel olduğuna inanırız. Görüntü nasıl üretilecekse, nasıl izlenecekse öyle üreteceğiz… Yaptığımız işi beğenip insanların beğenisine sunma  isteği duyduğumuz, kendimizi o duruma adapte edebildiğimiz ve o durumu algılayabildiğimiz, bundan olağanüstü bir haz duyduğumuz sürece, biçime ve mecraya çok kafa yoracağımızı sanmıyorum.

http://www.dortfilm.com/tr/index.asp

************

“Achieving constancy is more important than where we are”

Founding partner and producer Gökalp Gökulu on A to Z of 4Films, “We at 4Films know the value of understanding the film making and of being film makers, accept the fact that we don’t know what else to do, and try to do our best.”

What is the mission of 4Films?

We really don’t know but we don’t want to be embarrassed by falling short of our commitments. I think our mission would be something like this.

Would you please tell us about the structure of the company and the team?

On paper, 4Films is a joint venture company founded by Levent Onan and Gökalp Gökulu. In practice, it is an organization operated by our colleagues, Evin Durak, Atilla Saatçi, İpek Aydın, Nilgün Birol, and Korcan Sağdıç, and their teams. Unlike the chain of command structure or manufacturing concepts, it is our preferred structure to have everyone be a part of the work with their individual perception, experience, and way of doing business.

With the delegation of tasks, we prefer to create a team that would carry the entire responsibility of the film rather than dividing it into stereotype tasks and creating sub-segments and teams. Filmmaking and learning to make a film is a never-ending process. Therefore we pay attention to everyone in our team that has an idea and knowledge about filmmaking and the most importantly that they are equipped with skills to deliver.

 

Our principal partner and director, Levent, is calm, patient, competent, and does not like tension, and his style directly affects our way of doing business and choosing the people we work with. We believe the pleasure the team takes in making the film absolutely reflects itself in the completed film. We believe that regardless of the intensity or simplicity of the task, the personal qualities of the team contribute greatly to the quality of the film. When it comes to the budget, as soon as we feel we are compromising the quality of the work we definitely prefer not to do it.

In terms of a known structure of a production company, our broad portfolio includes Turkish directors, particularly Levent and Evin, and foreign directors that we do project-based work with. Regardless of whom we work with, our vision at 4Films is the projects we deliver carry our personal quality and our perception of life. This is not only related to the 30-seconds video broadcasted, but also related to course of action and mode of production during the process.

Where do you see 4Films at the moment?

If you look at it from the sky it is tiny, if you look at it from here it is very big.:) Like what a father means for his child is the same for us. I do not think where 4Films is has a meaning at the moment. As long as we do what we know is the best and continue to do it, 4Films is the number one company in the world. We have colleagues here who are very young and dynamic, who are bored with accepted patterns, and want to create innovative ideas and are open to different dynamics. Achieving constancy is more important where we are… I hope we can continue to do what we love to do.

Which film(s) that you think it was a turning point for 4Films?

When you evaluate a project within the client, agency, production triangle, every project already is the most important project at that moment. We shoot commercials. Therefore, even though the content might not have original and extraordinary ideas, we sincerely have to experience the excitement as part of the importance given to the job. We will be proud of all the works we do within the space given to us as long as we do our best—and we are proud.

If you are asking about the works that we celebrated the result, works that completely reflects our stance and the quality we are after then Ülker Bravo Ice Cream commercials, Peugeot Partner, Doğtaş Furniture, Avea Football Sponsorship, and Lays commercials can be counted among them. I will stop thinking about this since more comes to mind.

Would you please evaluate production companies in Turkey from the point of advertising?

I think we are in very good shape in terms of format. With regards to technique, we are fully compatible with world standards. With technical equipment and materials, we do not differ from the world in terms of having a drastic effect on the quality of the work. Communication and “know-how” reached to extraordinary points due to Internet. And when all this combined with “Turks’ street smartness”—as we are always proud to mention—we eliminated all of our technical drawbacks. Now, post production companies, set crews, camera and lighting teams are more professionally equipped than many other international companies. We are technically advanced. However, I think we need to learn more about enlightening people. Commercials are not something that you can annotate with comments like “we had that much money, we could do that much” or “the client wanted it this way.” Eventually I believe we need to get rid of the “no problem bro” mind set and act by thinking more realistically and by owning up to our profession. Due to past attitudes there is a huge distrust of production companies. It is important to earn back the trust of the clients and agencies. And this is only possible by clearly and openly communicating to other parties about “what you can and cannot do” within the professional context. In my opinion, the greatest success of a production company is to establish and maintain a correct, sincere, and consistent communication from preparation to realization process of the work. A successful outcome and satisfaction of all parties will be inevitable when it is derived from self-confidence and knowledge.

Digital advertising and old school advertising, would you please evaluate as 4Films?

I believe these categorical distinctions will be no longer valid. We do not say what kind of music we like… We believe, if encountered in right place, time, and state, every kind of music and image is beautiful. We will produce in tune with how the image should be produced and how it will be viewed… I do not think we will care so much about format or medium as long as we are satisfied with what we create and wish to share with others. As long as we can adapt ourselves to the situation and we get an enormous satisfaction out of it.

http://www.dortfilm.com/tr/index.asp

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com