“Deneysellikten kopmamak özgünlük sağlar”

Seyhan Özdemir, Autoban

İstanbul Akaratler’de açtıkları ikinci showroom’larıyla kent kültürümüze her geçen gün yeni değer ve zenginlik katan, benzersiz, kuvvetli ve karakterli marka Autoban’ın  kurucularından Seyhan Özdemir ile konuştuk.

Akaretler’de açtığınız yeni showroom’dan bahseder misiniz?

İstanbul Akaretler’de açtığımız ikinci showroom, 14 Mayıs Cumartesi günü Vespa PX 150 lansmanıyla birlikte kapılarını açtı. Beş yıldır ürün tasarımlarımızı Tünel’deki galerimizde sergiliyorduk. Koleksiyonun gelişmesi ve büyümesi ile hacim yeterli gelmemeye başladı. Akaretler’deki mağaza, daha büyük bir mekan ve de şehrin daha merkezi, daha kolay ulaşılabilir bir bölgesinde bulunuyor. Serdar Bilgili, Akaretler Sıraselviler’i İstanbul’un sanat ve tasarım merkezlerinden biri haline getirmek konusundaki fikirlerini bizimle paylaştı.  Biz de bunun tasarım ayağında iyi bir parçası olacağımızı düşündük. Akaretler’deki showroom, bir anlamda her ihtiyacımızı karşılar hale geldi.

350 m2 olan mağaza; dört vitriniyle geniş bir ön cepheye sahip. Galeri, öncelikle bir renovasyon süreci geçirdi. Binanın strüktürüne dokunmadan, odalar arasında geçişler oluşturuldu. Tasarım konseptinde bir ev yaratma fikrinden yola çıkıldı ve mekanın her odası için farklı bölümler (yatak odası, salon, kütüphane, yemek odası ve mutfak) tasarlandı. Mobilyaları mümkün olduğu kadar öne çıkarmak amacıyla ışık kanalları yaparak spot aydınlatmalar kullandık ve mekanı olabildiğince yalın bırakmaya gayret ettik.

Yaratmak istediğimiz yaşam şeklini tamamlamak için aksesuarlara da yer vermek istiyorduk. Bu kapsamda Assouline, Haaz ve Moser ile işbirliğine girdik. Şu an Autoban Galeri’de mobilya ve aydınlatma dışında bu markalara ait farklı ürünleri de bulabilirsiniz. Assouline, Haaz ve Moser’in art&craft temsilcilerinden olmaları, Autoban’ın tasarım yaklaşımıyla örtüştüğünden, onlarla işbirliği yapmamızda önemli bir kıstas oldu.

Vespa ile yaptığınız işbirliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Vespa, 65. yılı şerefine PX 150 modelini bu sene yeniden lanse ediyordu. Bu lansman kapsamında, Autoban’ın gümüş ve altın renginde giydirdiği Vespa PX’ler Autoban Galeri Akaretler açılışında sergilendi.

İkonik tasarımlarıyla sade bir çizgiye sahip olan Vespa, Autoban’ın modern-klasik ve zamansız yaklaşımıyla örtüştüğü için böyle bir işbirliğine girdik. Benim 11 yıldır bir Vespa’m, Sefer’in ise birden çok Vespa’sı var. Vespa, bizimle çok ortak paydası bulunan bir marka. Bizim bir parçamız olan bir markayla işbirliği yapmak bizi çok mutlu etti.

Sanat/tasarım/moda.. İçiçe geçen disiplinler ve dünyada olduğu gibi bizde de gerçekleşen “collaboration”lar… Hayalin(iz)de ortak bir proje yapmayı düşündüğün/üz bir isim, sanatçı ve/veya marka nedir? Ve de niçin?

Spesifik bir marka yok; yine şu anda Vespa ile yaptığımız gibi bir işbirliği olabilir. Örneğin Borsalino şapka markası var. Borsalino,  klasik tasarımlarını topladığım bir marka. Bu ve bunun gibi bize ilham veren, heyecan duyduğumuz markalarla işbirliği içinde olmaktan keyif duyarız.

Tasarladığınız işleri tek bir başlıkta tarif edecek olursanız..

Çağdaş, yaratıcı, ilham verici ve unique… Tek bir başlıkta toplamak istersek; “zamansız”

Türkiye iç mimari/mimari ve endüstri tasarımında dünya yelpazesinde nasıl bir konumda dersiniz? Değerlendirebilir misiniz?

Türk Mimarisi, koruma amaçlı imar programları ve kısıtlı bütçelerden dolayı heyecansız ve geçmiş birikimi olmayan bir yapıda idi; fakat son dönemde bu sınırlamalara rağmen vizyonlu mimarların örneklerini görüyoruz. Bu örnekler genellikle konut ve iç odaklı yapılar, örnekler arttıkça Türk Mimarisi de Dünya yelpazesinde konuşulabilir hale gelecek.

Avrupa’da, Sanayi Devrimi’nden sonra başlayan ve günümüze kadar gelişerek gelen bir tasarım anlayışı varlığını sürdürmekte. Türkiye ise, uzun yıllar dünya platformunda kendini imalat ülkesi olarak konumlandırdı. Tasarım, sosyo- ekonomik nedenlerden dolayı da geri kalmış bir alan aslında. Son 10 yılda bu anlayış, yatırımcıların marka olma hedefleri doğrultusunda tasarımcılarla birlikte çalışmaya başlamaları ile değişim sürecine girdi. Hepimizin tecrübe etmekte olduğu bir başlangıç noktasındayız diyebiliriz. Türkiye, tasarım alanında yurt dışında düzenlenen birçok etkinlik sayesinde yatırımcılar ve kullanıcılar ile buluşarak daha iyi bir etkileşim içinde ve bu etkileşim giderek kuvvetleniyor.

Dünyanın “buyurduğu” trendlerden ne ölçüde etkileniliyorsunuz?

Trend kelimesini sevmiyoruz. Geçici ve bundan dolayı da değersiz hissettiriyor.

Autoban belli bir trende bağlı kalmadan zamansız projeler tasarlayarak, modern anlayışına duygusal dokunuşlar ekleyerek benzersiz ve kuvvetli, karakterli ürünler yaratmaya çalışıyor.

Vivienne Westwood kendisiyle yapılan bir söyleşide, onun bunun lookbook’ları, defileleri veya eserleriyle ilgilenmediğini söylemişti. Tasarımda tamamen özerk/tekil ve biricik olmak mümkün mü ya da nasıl mümkün sence?

Tamamen özerk/tekil ve biricik olmak, sanat dallarına özgü bir gerçeklik. Tasarım; belli sınırlardan yola çıkar, önündeki engeller tasarım sürecinin bir parçasıdır. Form ve işlevsellik ilişkisi içinde tasarım kendi içinde benzerlik gösterir; farklı bakmak, farklı düşünmek ve deneysellikten kopmamak özgünlük sağlar.

Hayal ettiğiniz hatta başladığınız ama bir sebeple tamamlayamadığınız projeleriniz var mı? Neler? Ve de niçin tamamlanamadı?

Yarım kalan projeler değil de, türlü nedenlerden ötürü hayata geçirilememiş bazı projeler var. Hayalini kurduğum, İstanbul ya da herhangi bir şehirde bir müze binası yapmak. Sanat, mimari ya da onun etkileştiği birçok dalla ilgili bir müze olabilir.

Dünyanın alkışını almak nasıl bir duygu?

Gerçekten yaratıcı ve benzersiz işler çıkartmaya gayret ettiğimiz için uluslararası arenada ilgili çevrelerin beğenisini topluyoruz galiba. Kazandığımız başarılar, bizi gururlandırırken hep daha iyisini yapmaya itiyor. Çalışırken çok titiz davranıp kendimize eleştirel bir gözle bakmayı başarıyoruz. Öncelikle kendimizi kritik ettiğimizden her geçen gün de beğeni çıtamız yükseliyor. Aslında biz kendimize dışarıdan bakamıyoruz, öncelikle yaptığımız işe odaklandığımızdan alkışlar diye nitelendirdiğimiz şey bizim için bir anlık bir şey oluyor, sonra yolumuza devam ediyoruz.

En fikirli bulduğunuz ve hala heyecan duyduğunuz iş/eser nedir?

Bir tek işten bahsetmek çok kısıtlayıcı olur. Modern mimarlığın temsilcilerinden birçok iş bizim hala en favorilerimiz. Le Corbusier’nin kuvvetli fikirlerle beslediği mobilyaları, bir dönemin başlangıcını temsil eden Eames’lerin dönemine göre çağdaş yaklaşımları, malzeme ve formu birlikte çok iyi özümsedikleri mobilyaları, Jean Prouve’nin özellikle yeni strüktür yaklaşımıyla yarattığı yapı ve ürünler, daha günümüzden Jasper Morrison’un “Thinking Men Chair”i. Bu ve bunun gibi birçok şey sayabiliriz aslında.

************

“Not breaking away from the experimentalism provides originality” 

We talked with Seyhan Ozdemir about the unique, powerful, and reliable brand Autoban, which, with their second showroom in Akaretler, Istanbul, adds new wealth and value to our urban culture every day.

Would you please tell us about the new showroom opened in Akaretler?

Our second showroom in Akaretler opened its doors on Saturday, May 14 with launching of Vespa PX 150. We have been displaying our product designs at our Tünel showroom for the last five years. The size of the Tünel showroom became inadequate with growth and expansion of the collection. The gallery in Akaretler is a larger venue, and is in central and easily accessible part of the city. Serdar Bilgili shared his vision with us for making Akaretler and Sıraselviler one of the art and design centers of İstanbul. We thought it would be good if we became part of that vision with our product designs. In a sense, the showroom in Akaretler became a place to meet all our needs.

Spread over 350 sqm., the store has a very wide façade with four showcases. To begin with, the showroom underwent renovation. Hallways were built between rooms without touching the buildings structure. The design concept was developed from the idea of creating a home and different rooms (bedroom, living room, library, dining room, and kitchen) were designed for each section of the place. In order to accentuate furniture to a feasible extent, we designed light channels, used spot lighting, and tried to leave the space as plain as possible.

We also wanted to have accessories in order to complete the lifestyle we imagined. For that, we collaborated with Assouline, Haaz, and Moser. Now, you can find different products designed by those brands along with furniture and lighting in Autoban Gallery. It was an important criterion for us to collaborate with

Assouline, Haaz, and Moser because of them being the important representative of art and craft and having their design approach to coincide with Autoban’s.

What can you say about your collaboration with Vespa?

Vespa was launching its PX-150 model in honor of its 65th anniversary this year. Within the scope of this launch, silver and gold colored Vespa PXs, designed by Autoban were displayed at the opening of Autoban Gallery Akaretler.

We collaborated with Vespa because Vespa’s iconic plain design coincided with Autoban’s modern-classic and timeless approach. I have a Vespa for 11 years, and Sefer has more than one. Vespa is a brand that we have a lot in common. We were happy to collaborate with a brand that was part of our lives.

Art/design/fashion… They are entwined disciplines and “collaborations” happens both in the world and in Turkey… What or which name, artist, and/or brand you consider to collaborate. And why?

I do not have a specific brand in mind; yet it can be a co-operation similar to one we had with Vespa. For example, there is a hat company called Borsalino. I have collected classic designs of Borsalino. We would be happy to be in collaboration with brands that inspire and excite us.

Can you describe your designs under a single heading?

Contemporary, creative, inspiring, and unique… If we want to collect under a single heading: “timeless”.

What is the position of Turkey in the world in regards to interior design, architecture, and industrial design?

Turkish architecture was out of touch with historical knowledge and was unexciting because of protectionist urban development programs and limited budgets. However, recently, we see works of visionary architects despite these limitations. These examples of works are usually focused on housing or interior design. As the numbers of examples increases, Turkish architecture will be discussed within the world spectrum.

In Europe, a design approach exists that has started after Industrial Revolution and has continuously developed until the present. On the other hand, Turkey positioned itself in the world platform as manufacturing country. In fact, design lagged behind due to socio-economic reasons. In the past 10 years, this perception entered into the process of changing because of investors’ collaboration with designers due to their desire to become a brand name.

We are at a starting point that we all began to experience. Turkey is in better contact now with investors and consumers because of many events held abroad, and this interaction has been developing.

Into what extent, trends that the world “imposes” on us affect you?

We do not like the word “trend”. It is transient and hence it feels worthless. Autoban, without following a specific trend, tries to create unique, powerful, and reliable products by designing timeless projects and by adding unique touches in line with its modern approach.

During an interview, Vivienne Westwood told that she was not interested in others lookbooks, shows and works. Is it possible to be autonomous, singular, and unique, and if it is possible, how?

Being completely autonomous/singular, and unique is a reality specific to all art forms. Design starts out of certain limits, and meeting with obstacles is part of the design process. Design shows similarity in itself within the form and function relationship; viewing differently, thinking differently, and not breaking away from the experimentalism provides originality.

Do you have any project that you imagined, even started out but for some reason could not complete? And why it could not be completed?

There is not any unfinished project but some projects were not realized for a variety of reasons. I dream to build a museum in İstanbul or any other city. It can be a museum about art, architecture or any other field interaction with art.

How does it feel being applauded by the world?

Presumably, we are being admired in the international arena for being really creative and thriving to produce unique works. Our achievements both make us proud and force us to do better. We are scrupulous to a fault and successful in looking at our work with a critical eye. Since we can criticize ourselves we rose the bar of excellence every day. Actually, we are not able to look at ourselves from the outside. Since we focused on our work, what we call “applause” turns out to be a momentary thing for us, after it, we continue on our way.

Project(s) that you think that had the best idea and still excite you?

Talking about a single project would be too restrictive. Many works of the contemporary architects are among our favorites. The furniture of Le Corbusier he cultivated with powerful ideas; modern approach, furniture and material of Earnes that represent the beginning of a period; buildings and products Jean Prouve created with a new structure approach; and presently, “Thinking Men Chair” of Jasper Morrison. We can count many like those.

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com