Martin Scorsese’nin tezgahından geçen Ali Gözkaya “Eylül” ile karşımızda!

agozkaya

(Photo/Copyright: Maik Astheimer )

2011, Altın Koza’da Cemil Ağacıkoğlu’na “En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandıran “Eylül” filminin Berlin’de yaşayan görüntü yönetmeni Ali Gözkaya’nın muhteşem yılı denebilir. Gözkaya’ya içinde yer aldığı yeni projeleri ve merak ettiklerimizi sorduk..

1970 Ankara doğumlu Ali Gözkaya iki yaşından beri ailesiyle birlikte Berlin ve İstanbul arasında gidip geliyor. HdK (UdK) Berlin’de, görsel iletişim eğitimi aldıktan sonra 1991’den beri filmlerde önce ışık şefi, daha sonraları ikinci kameraman olarak çalışarak girmiş film dünyasına…

Emir Kusturica, Christoph Schlingensief, Detlef Buck, Dominik Graf, Slawomir Idziak, Sophie Maintigneux, Benedict Neuenfels ve Judith Kaufmann gibi yönetmenlerin yanında çalışmış “Gangs Of New York” filminde Martin Scorsese ve Michael Ballhaus’un yanında kameramanlık stajı yaptı. Sonrasında eğitimine Deutschen Film und Fernsehakademie Berlin (DFFB) ‘de devam etmiş. Birkaç kısa metrajlı filmin ardından (ör. “Wax and Wane“, Axel Koenzen, Cannes Film Festival 1998) 1998’den bu yana reklam ve sinema filmlerinde görüntü yönetmenliği yapmış. Bu çalışmalardan bazıları: “Milchwald”, yönetmen Christoph Hochhäusler (Berlin Film Festivali 2003, Grand Prix des Amerique, Montreal 2003) ve “Abgebrannt”, yönetmen Verena S. Freytag (Max Ophüls Ödülü 2010).

Ne zamandan beri film piyasasındasın?

O kadar çok oldu ki; ilk kez bir film setine girdiğimde 19 yaşındaydım ve bir oyuncu olarak oradaydım (1990). Bir Alman televizyon filminde erkek kardeşinin yanına Berlin’e gönderilen ve ev özlemi yüzünden sürekli Pergamon Müzesine giden Yunanlı bir genci canlandırıyordum. İlk ve son kez kamera önündeydim ve çok geçmeden anladım ki benim yerim kameranın arkası. Liseden mezun olduktan hemen sonra Berlin’de Kunsthochschule’de (Güzel Sanatlar Akademisi) fotoğraf eğitimine başladım. Bakmak, bakılmaktan çok daha çarpıcı gelmişti. Kameranın arkasındaki ilk filmim başrolünde Udo Kier’in oynadığı Christoph Schlingensief’in “Terör 2000″ filmiydi…

Sinema yapmak için motivasyonun/hareket noktan neydi?

Empati benim için bir ihtiyaç. Hikayeleri ve karakterlerin içinde gezinmeyi seviyorum; isterse bana çok uzak olsunlar. Bu durum beni dünyayla yakınlaştırıp bütünselleştiriyor. Ben sinemayla büyüdüm ve çok küçükken uzaklık özlemimi bu yolla kompanse ettim. Yılmaz Güney’in filmleri, yazları Türkiye’deki açık hava sinemaları, -ki 1970’lerin Yeşilçam filmleri de gösterilirdi- sinemaya olan sevgimi büyüttü. Gençliğimde Berlin duvarlarıyla çevrili gerçek hayatımla, yazları geçirdiğim Türkiye’nin ötesinde bir yerlerde bir vatan daha olduğunu biliyordum. Sinema temelde hayattaki yalnızlık duygumu hafifletiyor. Yeniyetmeyken Amerikan ve Avrupa yönetmen sinemasına olan tutkum başladı.  Tabii ki Hollywood sinemasına olan hayranlık da yok değildi ama hep belli bir mesafeyle…

Sence Türk müsün Alman mı?

Kalbimde ve mentalite olarak Türküm ama hümanist Alman eğitimim var.

En beğendiğin yönetmenler kimler diye sorsam?

Louis Malle, Robert Bresson, John Cassavetes, Sam Peckinpah, Ozu, Andrei Tarkovsky, Ingmar Bergmann, Alfred Hitchcock, Krzysztof Kieslowski… Çok fazla var. Nuri Bilge Ceylan gerçek ve yeni bir Türk sineması yapıyor ayrıca…

Gelecek için planların neler?

Bir sonraki hikaye beni nereye götürürse. Şimdilerde bir Alman filmi çekiyorum. Film genç kızlarının dine yönelip Katolik bir manastırda rahibe olmasının şokunu yaşayan bir aileyi konu ediyor.. Hem Almanya’da hem de Türkiye’de çalışmaya devam etmek istiyorum. Yeni Türk sinemasını Alman sinemasından daha heyecan verici buluyorum.

Altın Koza’da En İy Yönetmen ödülü alan “Eylül” hakkında ne düşünüyorsun?

Tutkuyla yapılan bir proje olduğu için çok seviniyorum.

Geriye dönüp baktığında “Eylül” senin düşündüğün gibi bir film oldu mu? İzlenimlerin neler?

İstanbul şehri, müthiş bir kulis ve birlikte çalıştığım insanlar da öyleydi; kendimi tamamen akışa bırakarak çalıştım. Türkiye’deki ilk uzun metraj filmimdi; bu yüzden çok önemliydi benim için. Elbette daha farklı yapımcılık tarzına alışmam gerekiyordu ama dünyanın bütün setlerinde olduğu gibi problemlerin belli bir virtüözlük ve esneklikle genellikle hemen çözülmesini seviyorum. Bu da yeni tanıştığım ve çalışırken büyük özgürlük duygusu veren bir şeydi.

“Eylül”, Cemil Ağacıklıoğlu’nun da zannedersem ilk uzun metraj filmiydi. Onunla çalışmak stresli miydi?

Bugüne kadar bir yönetmenin bana komple bir dünyayı önüme serdiğini, oraya davet ettiğini hiç görmemiştim. Senaryo aşamasında bütün lokasyonlar önceden tariflenmişti. Bu da onun fotoğrafçı olmasından da kaynaklanıyordu tabii. DOP için bir armağandı bu; benim sadece onun hayal ettiklerini biraz daha inceltmem gerekiyordu. Belki ilk uzun metrajıydı ama hissiyatlarıyla olgun bir yönetmen bence. Onun daha büyük şeyler yapacağını biliyorum.

Filmografisi için tıklayın..

Aktüel sinema projeleri (2011)

“Patara” (Hazırlık aşamasında)

Bir belgesel film. Yönetmenler:Axel Koenzen ve Ali Olcay Gözkay

“Schwestern/Kızkardeşler” (Lars von Trier’in Melancholia’sında da oynayan büyük bir oyuncunun başrolde olduğu film ve şu an çekiliyor)

El Yazisi – Handful Of Fate (Post aşamasında)

“Eylul – September”

“Abgebrannt- Burn Out” (tüm dünyada sinemalarda ve festivallerde)

———————————————————————————————–

It can be said that 2011 is a great year for Ali Gözkaya; Berlin based director of photography of the award-winning movie “Eylül/September”. We talked with Gözkaya about the new projects and himself.

Born in Ankara in 1970, Ali Gözkaya has been living back and forth with his family between Berlin and İstanbul since he is two years old. After having studied visual communication at HdK (UdK) in Berlin, he entered the film sector, working as gaffer and second assistant cameraman since 1991…

He worked with directors such as Emir Kusturica, Christoph Schlingensief, Detlef Buck, Dominik Graf, Slawomir Idziak, Sophie Maintigneux, Benedict Neuenfels, and Judith Kaufmann. He was a camera trainee at “Gangs Of New York” by Martin Scorsese and DoP Michael Ballhaus. Later, he continued to his education at Deutschen Film und Fernsehakademie Berlin (DFFB). After shooting several short films (ex. “Wax and Wane“, Axel Koenzen, Cannes Film Festival 1998) he worked as director of photography in commercials and movies since 1998. Some of those works: “Milchwald”, directed by Christoph Hochhäusler (Berlin Film Festival 2003, Grand Prix des Amerique, Montreal 2003) and “Abgebrannt”, directed by Verena S. Freytag (Max Ophüls Award 2010).

How long have you been in film sector?

It’s been so long; when I first stepped into a film set, I was 19 years old, and I was there as an actor (1990). In that German movie, I was playing a young Greek guy, who was sent to Berlin to live with his brother and was constantly visiting the Pergamon Museum because of his longing for home. It was my first and last time in front of the camera. And shortly after that, I realized my place was behind the camera. After graduating high school, I started to take photography classes at Fine Art Academy (Kunsthochschule) in Berlin. Looking at something was more striking than being looked at. My first experience behind the camera was Christoph Schlingensief movie “Terror 2000” in which Udo Kier was the leading actor.

What was your motivation for cinema?

Empathy is a need for me. I love to navigate among stories and characters, no matter how far they might be from me. This unifies me with the world. I grew up with cinema, and when I was a child, I compensated my longing for distance that way. Yılmaz Güney’s films and open-air cinemas in Turkey—they showed Yeşilçam movies from 1970s—greatened my love for cinema. In my youth, I knew there was something more beyond the life I had between my real life, surrounded by the walls of Berlin, and Turkey where I spent my summers. Basically, cinema eases my feeling of loneliness in life. My passion for American and European auteur cinema started when I was a teenager. Of course there was admiration for Hollywood as well, but always within certain limits…

Do you think you are a German or a Turk?

In my heart and mind I am a Turk, but I have a humanist German education.

Your favorite directors?

Louis Malle, Robert Bresson, John Cassavetes, Sam Peckinpah, Ozu, Andrei Tarkovsky, Ingmar Bergmann, Alfred Hitchcock, and Krzysztof Kieslowski… There are many more. Also, Nuri Bilge Ceylan is doing a real and true Turkish cinema…

What are your plans for the future?

Wherever the next story takes me. Nowadays, I am shooting a German movie. The film tells the story of a family that is shocked by their young daughter’s decision to become a devout Catholic and choose a monastic life. I want to continue to work both in Germany and in Turkey. I find the new Turkish cinema is more exciting than German cinema.

What do you think about the movie “Eylül/September”, which received the Best Director award at Golden Boll?

I am delighted because it is a project done with passion.

Looking back, did “Eylül/September” turn out to be a movie as you imagined? What is your impression?

The city of İstanbul, a terrific backstage, and people I worked with also was terrific; I totally went with the flow. It was my first feature film in Turkey; therefore it was extremely important for me. Of course, I had to get use to different production style but as at any film set in the world, I like immediate resolution of the problems within a certain virtuosity and flexibility. This was something new I encountered and it gave me great sense of freedom while working.

If I am not mistaken, “Eylül/September” was the first feature-length film of Cemil Ağacıklıoğlu. What is stressful working with him?

To date, I have never seen a director who catered a complete world to me or invited me to that world. All locations were defined in script. Of course, this is due to the fact that he is a photographer. This is a gift for a DoP, all I had to do, was thin down a bit more what he dreamt of. In my opinion, perhaps, It was his first feature-length movie, but he had the soul of a mature director. I know he will do great things.

Click for his filmography…

Recent movie projects (2011)

“Patara” (in pre-production stage)

A documentary. Directors: Axel Koenzen and Ali Olcay Gözkaya

“Schwestern/Kızkardeşler” (Its great lead actor played in “Melancholia” by Lars von Trier and it is in shooting stage)

El Yazisi — Handful Of Fate (post production stage)

“Eylul — September”

“Abgebrannt- Burn Out” (it is in theaters all over the world and at festivals)

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com