“Geçmişten kaçmak için hep geleceği düşleriz ama yaşadığımız hep şimdiki zamandır.”

galeri-1

Belgesel filmleriyle tanınan Belmin Söylemez, 13 Nisan’da 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde ilk kez gösterilecek olan ilk uzun metraj sinema filmi “Şimdiki Zaman”ın senaryosunu birlikte yazan, Filmbüfe‘nin ortakları yapımcı Haşmet Topaloğlu ve Belmin Söylemez sorularımızı yanıtladı.

“Şimdiki Zaman” ilk kez 31.Uluslararası Istanbul Film Festivali’nde ulusal yarışma bölümünde gösterilecek. Bu konudaki beklentilerinizi ve hissiyatınızı bilmek isteriz.

Haşmet Topaloğlu: Festival ikimiz için de sinema kültürümüzü şekillendiren en önemli kaynaklardan biri. Bunca yıl seyircisi olduğumuz festivalde bu kez filmimizi sunuyor olmak bizi çok mutlu ediyor. Yarışmadaki filmlerin hepsi de büyük emekle yapılmış ve heyecan verici yapımlar. Onlarla aynı kulvarda olmak da ayrı bir mutluluk.

Belmin Hanım, aslında daha ziyade kısa film ve belgesellerle biliniyorsunuz. “Şimdiki Zaman” ilk uzun metraj filminiz. Bu geçişin sebebini ve bu süreci öğrenebilir miyiz?

Belmin Söylemez: Her zaman film yapmak istedim. Bu bazen kurmaca veya deneysel kısa metraj oldu bazen de belgesel. Anlatmak istediklerim için uygun olanı denedim her seferinde. Kurmaca uzun metraj yapma isteğim her zaman vardı ama hem koşullar oluşmamıştı hem de araya mutlaka yapmak istediğim başka filmler girdi. Son olarak 2007’de kadınların politikada yer alma isteğini anlatan uzun metraj belgesel “Bu Ne Güzel Demokrasi!”ye yoğunlaşınca film biraz daha ileri bir tarihe, yani bugünlere kaldı.

Uzun yıllara dayanan televizyonculuk tecrübesi, ardından gelen belgesel film yapımcılığı.. Haşmet Bey, kamera önünü de arkasanı da bilen biri olarak şimdi de uzun metraj bir filmin yapımcısı ve senaristi olarak karşımızdasınız. Varmak istediğiniz noktada mısınız?

Haşmet Topaloğlu: Geç kaldığım noktadayım (gülüyor). Bazen bugüne kadar çok oyalandığımı düşünüyorum bazen de bütün bunların bana bir şeyler kattığını. Şurası kesin; bundan sonra film yapmak istiyorum. Sinemaya olan tutkumu tazelemek ve kendimce bir şeyler denemek istiyorum. Tabii arada yine televizyon için bir şeyler de üretmek isterim. Onun tatlı zehirini atmak da mümkün değil.

Filmde işsiz bir genç kadının öyküsü anlatılıyor. Aynı zamanda da kader ve dostluk temaları sorgulanıyor. Bu öyküyü filmleştirme niyeti nasıl doğdu? Neden bu hikayeyi anlatmak istediniz?

Belmin Söylemez: İnsan önce kendine yakın olanı anlatmak ister. Filmde Mina işsizlik, yaşadığı umutsuzluk nedeniyle kaçmak, hayata sıfırdan başlamak istiyor. Bu ruh halini ben ve birçok arkadaşım da bir zamanlar yaşadık. Bunu film yapma düşüncesi o zamanlar doğdu. Kaçmak isterken önümüze çıkan engeller (parasızlık, vize almak, yurtdışında kalacak bir yer bulmak vb. ) film yapma arzusunu güçlendirdi.

Filmin senaryosunu da birlikte yazmışsınız. İşe koyulurken nasıl ilerlediniz?

Haşmet Topaloğlu: Belmin düşüncesini ilk önce sinopsise döktü ve daha sonra da senaryonun ilk taslağını yazdı. Bu süreçte sürekli fikir alışverişinde bulunduk. Daha sonra senaryo birkaç farklı taslak olarak değişip dönüşürken ben de Belmin’e yazmak konusunda eşlik etmeye başladım. Film üzerine düşünmek, yazdıklarımızı zihnimizde tartıp her yere küçük notlar almak bir noktadan sonra günlük hayatımızın bir parçası haline geldi. Senaryoya son halini tabii ki Belmin verdi.

Sizin tarafınızdan filmin cümlesi nedir?

Belmin Söylemez: Geçmişten kaçmak için hep geleceği düşleriz ama aslında yaşadığımız hep şimdiki zamandır.

Biraz Filmbüfe’den bahsedebilir misiniz? İkinizin ortak girişiminiz olan bu şirketin yapısı ve özellikleri neler?

Haşmet Topaloğlu: Filmbüfe sinema alanında film üretmek için kurulmuş bir şirket. Öncelikle kendi fikirlerimizi geliştirmek ama bazen başkalarının projelerini de gerçekleştirmek istiyoruz. Tabii farklı boyutlardaki projelerde ortak yapımcı olarak da yer alabiliriz. Bir yandan da son 10 yıldır yapmakta olduğumuz kurumsal filmleri ve belgeselleri de bu çatı altında sürdürüyoruz. Bugüne kadar özel sektörün önde gelen şirketleri ve birçok sivil toplum kuruluşu için filmler hazırladık. Bu tecrübemizi de değerlendirmeye devam edeceğiz.

Belgeselden uzun metraja.. İkisi de film çekmek ama devreye giren oyuncu yönetimi gibi sayısız yeni unsur ve bambaşka bir deneyim söz konusu. Biraz anlatabilir misiniz?

Belmin Söylemez: Belgeselde ve kısa filmlerimde hem kamera hem de kurgu deneyimim vardı,  bunun pratik anlamda çok katkısı oldu. İlk defa profesyonel oyuncularla çalışmak heyecan verici bir süreçti. Oyunculukta doğallığa çok önem veriyorum. Hazırlık sürecinde oyuncularla ön çalışma ve çekim provaları yaptık, mekanlara gittik. Filmi 9 kişilik bir çekirdek ekiple, çok kısıtlı koşullarda çektik.

Tüm zorluklara rağmen filme yürekten katılan çok pozitif bir ekipti. Sanat yönetmenimiz Revan Barlas Hollanda’dan gelerek benim filmin dekor ve kostümleri için titiz bir ön çalışma yaptı.  Avusturya’dan gelen görüntü yönetmenimiz Peter Roehsler, yardımcı yönetmenimiz Ahmet Yılmaz gibi hem deneyimli hem de çok yetenekli bir ekiple çalışmış olduğum için şanslı sayıyorum kendimi. http://www.simdikizaman.com/

—–

“We always dream of the future in order to escape from the past, but we live in the present all the time.”

Documentary film maker Belmin Söylemez tells the story of Mina who is in search for her lost hopes in her first feature length film “Şimdiki Zaman/Present Tense”, which will be shown on April 13 in 31st International İstanbul Film Festival. Belmin Söylemez answered our questions with the co-writer of the script and her partner in Filmbüfe, Haşmet Topaloğlu.

“Şimdiki Zaman/Present Tense” will be shown for the first time in the 31st International İstanbul Film Festival National Competition. We would like to learn your expectations and feelings?

Haşmet Topaloğlu: The festival, which shaped our cinema culture, is one of the most important sources for both of us. We are very happy to present our film there after being part of it as filmgoers for all these years. All the competition films are exciting and they are result of great effort. Being in the same place with them is a big pleasure.

You are familiar to audience with your short films and documentaries. “Şimdiki Zaman/Present Tense” is your first feature length film. Can you tell us the reason for this transition and how the process worked?

Belmin Söylemez: I always wanted to make a movie. It was either a fictional or experimental short film, or a documentary. Each time, I tried to use the appropriate medium for what I wanted to tell. I always wanted to make a feature length film, however; both conditions were not met and other films that I absolutely wanted to shoot interfered. Finally, since I had to concentrate on “Bu Ne Güzel Demokrasi/What a Beautiful Democracy” in 2007, which tells women’s desire to take part in politics, the movie was delayed to this date.

Long years of experience in television and following that, documentary filmmaking… Mr. Topaloğlu, as someone who is familiar both behind and front of the camera, you are now the producer and co-writer of a feature length film. Are you at the point that you wanted to reach?

Haşmet Topaloğlu: I am at the point that I was already late (laughing). I sometimes think that I messed around too much, and other times I think that all those added something to me. Certainly, from now on, I want to make movies. I want to refresh my passion for cinema and want to experiment. Meanwhile, I want to produce for television as well. It is not possible to get rid of its sweet poison.

The film tells the story of an unemployed young woman. In the meantime, it questions fate and friendship. How did the idea of making this movie come about and why?

Belmin Söylemez: One first wants to tell a story that close to one’s heart. In the film, Mina wants to escape out of desperation and to start her life from scratch. Some of my friends and I experienced that state of mind. The idea was born then. Barriers (lack of money, getting visa, finding a place to stay abroad and etc.) we faced while trying to escape strengthened the desire to make a film about it.

You wrote the script together. How did you progress once you started?

Haşmet Topaloğlu: First, Belmin put her thoughts into a synopsis and she wrote the first draft. We constantly exchanged ideas during this process. Later on, as scenario changed and transformed with each new draft, I started to accompany Belmin in writing.  Thinking about the film, thinking about what we wrote and taking notes here and there became a routine part of our daily lives. Of course, Belmin wrote the final version of the scenario.

What is the statement of the film?

Belmin Söylemez: We always dream of the future to escape from the past, but we live in the present all the time.

Can you tell us a little bit about Filmbüfe? What is the structure and characteristic of this company, which is a joint venture?

Haşmet Topaloğlu: Filmbüfe is formed to produce film within the cinema sector. We would like to develop our own ideas but we sometimes want to take on the projects of others. Of course, we can be part of the projects as co-producer as well. In the meantime, we carry on all the institutional films and documentaries under Filmbüfe that we did in last 10 years. We shot movies for many leading corporations and NGOs. We will continue to use this experience.

From documentary to feature length movie… Both are making a film but here, a completely brand new experience and many countless new elements such as directing actors come into the picture. What can you say about this?

Belmin Söylemez: I had both camera and editing experience through documentaries and shorts. These had a big contribution in practical sense. Working with professional actors for the first time was very exciting.  Natural acting is very much important for me. During pre-production stage we rehearsed and took rehearsal shots. We went to locations.

We shoot the film with a core team of nine under very imperfect conditions. It was a very positive team, who whole-heartedly believed in the film despite all the difficulties involved. I am so lucky to work with such an experienced and talented team of people such as our DoP Peter Roehsler, assistant director Ahmet Yılmaz.

http://www.simdikizaman.com/

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com