“Birkaç genç bir araya gelip salyangoz satalım dedik”

soaked

Şu an Türkiye’de yıldızı parlayan gruplar arasında bulunan Soaked, İngilizce parçaları, synth-pop tarzında yaptıkları müzik, “Painless” isimli parçalarının sıradışı videosu ve 20 Nisan’da Salon IKSV‘de verecekleri konserle, ilgiyi fazlasıyla hakediyorlar. 

2009’dan bu yana Efes Pilsen One Love ve Rock’n Coke gibi festivaller de dahil olmak üzere 30’dan fazla konsere imza attılar. Canlı performanslarıyla önemli bir hayran kitleleri var. 5 şarkılık ilk EP’lerini İngiltere’den Ventilation Label etiketiyle, iTunes üzerinden dijital olarak piyasaya sürdüler. 2010’da Reset Magazine tarafından yılın en iyi grubu seçildiler. Aftermath adını taşıyan ilk albümleri ise Aralık 2011’de Topkapı Müzik etiketiyle yayımlandı.

Emrah Akar, Balamir Nazlıca ve Hatice Arıcı’nın, yani Soaked’un sesine kulak vermenizi tavsiye ederiz..

Hemen projemefon ile başlamak istiyorum ilk soruma. Albümünüzü yayınlamak için böyle bir yola başvurdunuz ve istediğiniz sonucu elde ettiniz, öyle değil mi?

Emrah: Aslında projemefon’daki projemiz sırasında ilk albümümüz yayınlanmıştı. Projemefon ilk albümümüzün klibini çekmek için başvurduğumuz bir projeydi. Evet proje bize gerçekten inanan ve destekleyenler sayesinde başarılı oldu ve bunun da bize hem maddi hem de çok fazla manevi katkısı oldu.

Balamir: Projemefon süreci zor bir süreçti açıkçası. İlk olmak, herkesin birçok konuda emin olmadığı bir ortamda yenilikçi bir pozisyon almak, tahmin edeceğiniz gibi kolay olmuyor. Ama neticede Soaked’a yakışır bir şekilde süreci başarı ile tamamladık. “Painless” adlı parçamıza klip çektik. Yeni yayınladık. Youtube’dan izleyebilirsiniz. Klip benim çok hoşuma gitti. Emre Akay ile bir sürü fikir alışverişi yaptık ve en son ‘haydi bakalım, maskeli bir performans yapalım’ dedik. Projemefon ekibine ve bütün hayranlarımıza sonsuz teşekkürler. Bir projeyi hayata geçirdiler. Bence süper bir şey. Müzik endüstrisinin taşları yerinden oynuyor. ‘Haydi gençlik’ diyorum, yaşasın bağımsızlık!

Hatice: Bu tip oluşumlar bağımsız sanat adına çok önemli. “Crowd sourcing”in Türkiye’deki ilk başarılı projesi olmak gurur verici. Yatırımcı ya da sponsor olmadan destekçilerle sonuç ürünü, projeyi ulaştırabilmek her sanatçının hayalidir.

Albüm yapmak, sonrasında satmak artık dünyanın her yerinde zorlaştı. Siz bu anlamda neler yaşadınız? Nasıl ilerlediniz?

Emrah: Albüm süreci bizim için yorucu ama bir o kadar eğiticiydi. Başka şekilde edinilemeyecek tecrübeler edindik yapmamız ve yapmamamız gereken şeylerin farkına vardık. Bir albüm nasıl yapılır onu öğrendik açıkçası. Yani bu albüm aslında hem prodüksiyon kokan ama aynı zamanda amatör ruhu taşıyan çok özel bir albüm. Sonrasında satmak da, albümü yapmak kadar meşakkatli bir süreçmiş; şimdi de bunu yaşıyoruz.

Balamir: Albüm süreci ile ilgili prodüktörümüz Başar Ünder ile birlikte bir kitap yazmak istiyoruz (gülüyor). Eminim Emre Tan ve Korhan’ın da anlatacakları bir sürü anı vardır. En bombası benim için Başar ile masada oturup artık konuşmadan birbirimize bakıp, ‘evet, evet abi bu ses, yok dur şunu koyalım’ deyip, bir hafta sonra çıkartıp, iki hafta sonra tekrar koyup, ‘en son nerede kalmıştık’ bile demeden, telepati kurarak, karar vermemizdir. Albümü çok sevdim. Umarım siz de seversiniz. Hiç bitmesini istemedim ama bitti. İçimde çok şey kaldı. Çok mutlu olduğum ve ‘tamam’ dediğim anlar da oldu. Birçok insan geldi gitti. ‘Vay be’ diyorum. Aftermath ismi bence bu albüme çok yakıştı!

Hatice: Ürün iyiyse satar, başarılı işin önünde engel yoktur. Ama tabii nasıl bir zamanda, nasıl bir mekanda yaşadığımızı da unutmayalım. İyi iş kendini sattırır, ama insanlar yeniliğe kapalıysa ve iyinin değeri, değer yargıları değiştiyse, dengeler de değişiyor. Albüm süreci, birçok şey öğrendiğim ve ‘bir daha bunu asla yapmam’ dediğim bir süreçti. Ama biter bitmez, ‘haydi, hemen yeniden başlayalım; ikinci, üçüncü albümü yapalım’ demeye başladık.

Soaked dünyada bir süredir yükselişte olan müzik türünün bizdeki başarılı olmuş isimlerinden biri, hatta teki diyebiliriz. Size göre müziğinizi benzersiz yapan şey nedir?

Emrah: Müziğimizi benzersiz yapan şey söylediğiniz gibi tek olması ve bunu yapabilecek cesaretimizin olması. Bu ülkenin bu dönem popüler müzik sektöründe bizim tarzımızın yerinin çok küçük olması, buna rağmen müziğimizi pes etmeden icra etmemiz, arkasında durmamız özel kılan sebeplerden sadece birkaçı.

Balamir: Ahhh, Türkiye ahh! Kimleri yeddi yuttu, bitirdi attı sonra tekrar yedi. Biz birkaç genç bir araya gelip salyangoz satalım dedik. Bu cesaret ister. Bizde bilirsiniz, çok meşhurdur kritiklerimiz. Bence akli dengesi yerinde olmayan bir toplumuz. Müziğimiz bence biraz bu yorgun ruhlara renk katacaktır. İstiyorum ki bütün yaratıcı arkadaşlarımız da bizim gibi düşünsün, pes etmesin. Bu albüm bir nevi Türkiye’de İngilizce müzik yapılmaz diyenlere tokat gibi bir cevap. Bizden önce ve sonra gelenler için iyi bir örnek. Daha birçok yeni grup bekliyoruz.

Beslendiğiniz müzikler hangileri?

Emrah: Grupta herkesin müzik tarzı birbirinden farklı ama ortada bir gizem var; bunlar birleşince bir şekilde ortaya çıkan şey, Soaked oluyor.

Balamir: Uzun zamandır müzik dinlemeyi bıraktım. Şimdi yavaş yavaş tekrar başlıyorum.

Hatice: Mutlu olmayan müziklerle beslenebiliyorum. Mutlu insanlar, mutlu müzikler beni rahatsız ediyor, beslemeyi bırakın, beni eritiyorlar.

Müziğinizi doğrudan etkileyen kaynaklar neler? (edebiyat/sinema/müzik etc.)

Balamir: Yaptığım bestelerin hepsi görsel. Birçoğu eşim için yapıldı. Beni bir dönem yerimden oynattı ve hala da öyle. Onsuz olmaz. 10 yıldır beraberiz. Onun için olmayıp da yaptığım besteler hep bir ruh hali ile ilgili. Görsel beni çok etkiliyor; bazen oturup hayal kurarım. Mesela şu anda James Bond’um, bir yere gidiyorum. Ona göre, o ana göre çıkıyor. Bazen de basit bir cümle, bir felsefe alır yürütür. Hayat acayip bir şey. Bunu moleküler bir noktadan alıp organize bir ses yapısı ile hissetmek bence tekrar tekrar düşünmemiz gereken bir şey.

Elektronik müzik içinde synth-pop’u da barındıran çokkatmanlı bir genre; bu türde yükselmenin ve gerçekten ayrışmanın formülü nedir? Zeka mıdır mesela?

Balamir: Kutuplara yolculuk yapalım. Tek gördüğünüz beyazlık, buzlar, iceberg’ler olur. Ama su altında apayrı bir dünya vardır. Müzik sektörü biraz böyle bir şey bence. Bence bir formül yok. Keşfedilmemiş bir dünya var. Birkaç noktası var bu işin ama onlar da popülerite ile ilgili. Şans, doğru adama ulaşmak, para, zaman, yatırım, birikim, tecrübe, yetenek, istikrar, sabır, azim, hırs gibi kelimeler aklıma geliyor. Müzik işi duygusal zekası yüksek bir insanın yapacağı bir iş değil bu arada!

Emrah: Müzik sektöründe tanınmanın, yükselmenin altın iki kuralı var gibi geliyor bana. 1- İstikrarlı ve sıkı çalışmak 2- Tabii ki iyi müzik.

Hatice: Başarının formulü yok; var diyenlere de inanmam. Başarıya giden yolda devam edebilmenin gereklilikleri vardır olsa olsa; sabır, kararlılık, devamlılık sıkıcı ama gerekli şeyler… İyi müzik ve kötü müzik var; başarı bununla ilgili olmalı. Müzik ve beğeni göreceli de olsa, iyi ve kötüden kasıt belli…

Facebook/Soundcloud/Youtube/Twitter

—————————————————————————

Since 2009, they gave more than 30 concerts in different venues including Efes Pilsen One Love and Rock’n Coke festivals. They have a significant fan base. They released their first 5-track EP digitally through i-tunes under British based Ventilation label. In 2010, Reset Magazine selected them the best music group of the year. Their debut album “Aftermath” released by Topkapı Music in December 2011. Known for their English songs and synth-pop style music and their extraordinary music video for “Painless”, Soaked one of the rising stars of Turkish music, deserves to be the first guest for our new section, in which we will interview musicians and music groups. We suggest you carefully listen to what Soaked, therefore Emrah Akar, Balamir Nazlıca, and Hatice Arıcı says…

My first question is about projemefon. You chose that route to release your album and you got the results you wanted, is that so?

Emrah: Well, our first album was already released during projemefon. We turned to projemefon for our first music video. True, projemefon turned out to be successful because of those who believed in and supported us. And it contributed to us both financially and spiritually.

Balamir: Obviously projemefon was a difficult process. As you might expect, it is not easy to be the first, to take an innovative approach in an environment no one is sure. But eventually we successfully completed the process in a proper manner. We shot the music video for “Painless” and just released it. You can watch it on YouTube. I really liked the video. We exchanged a lot of ideas with Emre Akay and we finally said, “Okay, let’s do a performance with masks.” Thanks so much to projemefon team and our fans. They made the project to come true. I think it is a great thing. The balance of things began to change in music industry. I say, “C’mon young people, long live freedom!”

Hatice: Those type formations are very important for independent art. It is so gratifying to be the first successful project of “crowd sourcing.” It is every artist’s dream to create and finalize a project with the help of supporters without having any investor and sponsor behind.

Making an album and selling afterwards has become challenging all over the world. What was your experience in terms of that? How was the process?

Emrah: Making the album was tiring but it was also a learning process. We gained experience we would not otherwise and became aware of things that we should do and should not do. Obviously, we learned how an album is done. So far, this album is a professional production but also carries an amateur spirit. Selling the album afterward is also a very arduous process, now we are experiencing it.

Balamir: We want to write a book with our producer Başar Ünder about the process (laughs). I am sure, Emre Tan and Korhan has a lot to say as well. The most awesome part for me is that sitting with Başar and looking at each other without talking, saying “okay this sound, nope let’s put this here”, taking it out a week later, putting it back two weeks later, and deciding telepathically without even saying “Where were we last time”. I loved the album. I hope you love it as well. I did not want it to end but it did. So many things left untold for me. There were moments I was so happy and said “Okay”. So many people came and went. I say “Wow”. I think the name “Aftermath” really complimented the album.

Hatice: If a product is good it sells, there are no obstacles to a successful work. But of course, we should not forget the time and place we live in. Good work will sell but if people are not open to progressive ideas, if the moral values and the value of good change than the balance of power changes as well. I learned so much during the making of the album. It was a process that I said, “I will never do it again”. But immediately after finishing it, we started to say “Okay, let’s do it again, let’s make the second, the third one.”

Soaked is one of the successful representatives, maybe the only one in Turkey of a world music genre, which is on the rise for some time. What does it make your music so unique?

Emrah: What makes our music unique is that having the courage doing it and as you said being the only one.  Not giving up and standing behind our music despite having a very small place in popular music sector in this country at this time with our genre, are few reasons that make our music unique.

Balamir: Ahhh, Turkey ahh! It swallowed, spit, and swallowed many again and again. We said let’s get together and sell snails to Muslims. That takes courage. You know, our criticism is very famous. We are a mentally unstable society. Our music will brighten up tired souls. I want all our creative friends not to give up. This album is slap in the face of those who say, “You cannot make music with English lyrics in Turkey”. It is a very good example for those who came before us and those who will come after. We expect many more groups to emerge.

What kind of music does nourish your soul?

Emrah: Everyone in the group has different music tastes but there is also a mystery in that. When all those come together it becomes Soaked.

Balamir: I quit listening to music for a long time. Now, I am slowly starting again.

Hatice: Not so happy music nourishes me. Happy people, happy music bothers me. They do not nourish me, they annoy me.

What does directly affect your music (literature/cinema/music etc.)

Balamir: All of my compositions are visual. Most of them were for my wife. She turned me upside down for some time and still does. It would not be without her. We have been together for 10 years. The compositions that I did not do for her are always related to a certain mood. Visual affects me a lot. Sometimes I sit down and dream. Like, I am James Bond at the moment and going somewhere. The composition comes along accordingly. And sometimes a simple sentence or a piece of philosophic idea takes the lead. Life is a strange thing. I think, taking it from a molecular point and feeling it with organized sound structure is something we need to think over and over.

Electronic music is a multilayered genre, which includes synth-pop as well. What is the formula for rising and cleavage? Intelligence?

Balamir: Let’s travel toward the Poles. You only will see whiteness, the ice, and icebergs. But there is totally different world under water. The music industry is like that. There is no set formula. There is an undiscovered world out there. Words like luck, meeting the right person, money, time, investment, knowledge, experience, talent, stability, patience, ambition comes to my mind. By the way, music is not a kind of job a person with higher emotional intelligence can do.

Emrah: There are two golden rules in the music sector for recognition and rising. 1 – Stable and hard work 2 – Of course good music.

Hatice: There is no formula for success, and I do not believe those who say opposite. If anything, there are obligations that are needed on the path to success patience, determination, and continuity…boring and necessary things…. There is good and bad music, success must be related to that. Even music and acclaim are kind of relative; it is obvious what good and bad mean.

Facebook/Soundcloud/Youtube/Twitter

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com