“Müzisyenlerle çalışmanın ne kadar zor olduğunu gördüm”

bertan başaran

İlk olarak 31.Istanbul Film Festivali‘nde, daha sonra da Documentarist’te gösterildi ve ilgiyle karşılandı. Şimdi sırada Sheiffield, Sundance, Hotspring, Raindance gibi belli başlı festivaller ve aynı zamanda müzik filmleri festivalleri var… Barbaros Erköse’nin hayatına tanıklık eden, PTT Films yapımcılığında gerçekleşen “Sensiz Yaşanmaz” isimli belgeselin yönetmeni Bertan Başaran sorularımızı yanıtladı.

Bu filmi çekmeye niyet ederken nasıl bir filme dönüşeceğini biliyor muydunuz?

Hayır. En başta öngördüğümüz yapıdan çok başka bir sonuç ortaya çıktı. Senaryolu bir film çekmenin aksine belgesel çekiminin ne kadar organik bir şey olduğunu gördük. Yani çekim aşamasında bile filmin yapısı değişebiliyor.

Barbaros Erköse’nin hikayelemeleriyle bir nevi yol ve müzik filmi olmuş diyebilir miyiz?

Evet diyebiliriz. Biz zaten didaktik ve sıkıcı bir belgesel yerine halen daha aktif ve üreten bir müzisyenin hayatının bir bölümüne tanıklık etmeye çalıştık.

Zamana yayılan bir çekim sürecinden sonra parçaları toplarken nasıl bir yol haritası izlediniz?

Önce filmi konu başlıklarıyla parçalara böldük, parçaların kendi içerisinde bir anlam bütünlüğünü sağladık ve daha sonra bu parçaları birleştirerek bütüne ulaştık.

Yurtdışında çekim yapmak ile ilgili daha önce deneyiminiz olmuş muydu? Artı ve eksilerini öğrenebilir miyim?

Hayır, bu ilk deneyimimdi. Aslında bunu artı veya eksi olarak değerlendirmemek lazım çünkü eksileri artıları yaratıyor; iletişimsizlik uyum sağlamayı getiriyor, uyum sağlamak iletişimi getiriyor, değişik kültürlerin değişik çalışma prensiplerini öğreniyorsunuz; bu da size büyük bir tecrübe kazandırıyor.

Filmde pek çok sanatçı yer alıyor, bu görüşmeler ve karşılaşmalar esnasında bir yönetmen olarak sizin için de önemli olan ancak filme yansıtamadığınız şeyler ya da durumlar oldu mu?

Tabi ki oldu. Müzisyenlerle çalışmanın ne kadar zor olduğunu gördüm. Onları bir araya getirmek veya beraber birşeyler yapmalarını sağlamak sandığım kadar kolay değilmiş. Bir belgesel çekerken sürekli olarak birşeyleri kayıt etmeye hazır olmanız lazım, ne zaman ne çıkacağı belli olmuyor; keşke yanımızda kamera olsaydı dediğim çok zaman oldu, ama bunun sonu yok tabi.

Belgesel çekmek farklı bir deneyim olmalı? İşin içine belli ölçülerde araştırmacı-gazetecilik de giriyor zira. Düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

Gerçekten de öyle; sonuçta yazılı bir senaryoyu planlı bir şekilde çekmeye alışkın biri olarak, belgesel çekiminin işin sanatsal yanı bir tarafa çok önemli bir yanı da araştırma ve doğru soruları bu araştırmalar sonucunda sorabilmek. Bu araştırmaları yapmadan kime ne soracağınızı bilemiyorsunuz; bu da size hiçbir yere götürmüyor.

Genel anlamda filmin duygusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kah sevinip , kah üzüldüğümüz, kah gülüp kah ağladığımız…

Hayal ettiğiniz gibi bir film oldu mu? Memnun musunuz?

Başlarken nasıl olacağı konusunda bir hayalim yoktu ama çıkan sonuçtan memnunum. Tabii ki keşkelerim var ama en azında gelen tepkiler güzel.

Seyirci tepkilerinden memnunsunuz yani?

Evet. Yorumlarına çok güvendiğim insanların pozitif tepkileri benim için en önemli olandı; bu da oldu…

Bundan sonraki projleriniz neler? Bir belgesel film daha çekmek istiyor musunuz örneğin?

Çok güzel ve samimi olacağına inandığımız bir uzun metraj üzerinde heyecanla çalışıyoruz. Bu da aslında bir dokümenter gibi hayatın içinden olacak; şimdi sadece bunu düşünüyorum. Projemizin ismi NEDEN OLMASIN? Yani yeni bir belgesel NEDEN OLMASIN?*

Filme dair, beklentilerinize dair, filmin bundan sonraki yolculuğuna dair eklemek istedikleriniz neler?

Tabi ki en büyük beklentim bu belgeseli DVD olarak raflarda görmek ve yurtdışındaki festivallerde insanlarla paylaşmak.

————————————————————————————-

It received a lot of praise after its first showing at the 31th Istanbul Film Festival and later at Documentarist. Now, it is getting ready to travel to major festivals like Sheiffield, Sundance, Hotspring, Raindance and other film festivals about music…. Bertan Başaran, the director of the “Sensiz Yaşanmaz/Can’t Live Without You”, the documentary that takes us into Barbaros Erköse’s life, answered our questions.

When you decided to shoot this film did you know what kind of film it would be?

No. It turned out to be completely different from what we predicted. We understood that shooting a documentary is very organic process. It means the film’s structure may change even during shooting.

Can we say, it is kind of a travel and music film because of Barbaros Erköse’s stories?

Yes, we can. We tried to witness a part of an active and productive musician’s life rather than making a didactic and boring documentary.

After a shooting process that spread over time, how you brought all the pieces together?

First we divided the film into pieces according their subject matter, we tried to create a content integrity within every piece, and by combining these pieces we arrived at the whole.

Did you have previous experience about shooting abroad? What are cons and pros of it?

No, that was my first experience. Actually, it is better not to evaluate as cons and pros, because cons creates pros, lack of communication forces you to adapt, adapting requires communications, you are learning about different working methods of different cultures. And that makes you earn huge experience.

Many artists took place in the film. During these interviews and encounters, were there any thing that was important to you but they were not reflected on the film?

Of course, I saw how hard is working with musicians. Bringing them together, and let them do stuff together is not as easy as I imagined. When you shoot a documentary, you need to be constantly ready to record. It is not certain what you come across and when. There were many moment I wished I had a camera with us, but of course, there is no end to it.

Shooting a documentary must be a totally different experience, because investigative journalism also involves in the process. Your thoughts on that?

It is very true, at the end as someone who used to shoot according a planned script, aside the artistic nature of the work, it is important to research and to ask the right questions. You do not know what to ask to whom without making research, and this does not get you anywhere.

In general, what can you say about the film’s feeling?

Something that we sometimes felt joy, sometimes sorrow, sometimes we laughed and sometimes cried.

Did it turn out to be a film that you imagined? Are you happy with it?

When we started I did not have a dream about what to expect but I am happy with the end result. Of course, I have my what ifs but at least the reactions are really nice.

So are you happy with the reaction of audience?

Yes. The positive comments of people whom I trusted were important for me and I got that.

What are your future projects? Do you want to shoot another documentary?

We are working on a feature film, which we believe it will be frank and beautiful. This will be something about life like a documentary. The name of our project “Neden Olmasın/Why Not?” So a new documentary, “Neden Olmasın/Why Not?”

Your expectation about the film and what else you want to say about the future journey of the film?

Of course, my biggest expectation is seeing this documentary as DVD in the shelves and to share it with people at the international festivals.

(Photos: Bertan Başaran/ Crew/Barbaros Erköse/PTT Archieves)

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com