“Bisikletle uzayda gezerken ayın önünden geçmemek aptallık olurdu.”

mira

Mira’nın “Ayda Kahvaltı” klibi ile Portecho’nun üçüncü albümü “Motherboy”un çıkmasının bu röportajın yayınlandığı güne denk gelmesi hoş bir tesadüf oldu. Mira’dan Miray Kurtuluş ve Portecho’dan Tan Tunçağ ile dikkat çekici 3D animasyonlu video klipleri ve müzik hakkında konuştuk.

Türkiye gibi bir ülkede alternatif müzik yapma cesaretinizi, yeni albümünüzü ve de kilibinizi kutlayarak başlamak istiyorum. Hangisinden daha çok zevk alıyorsunuz, albüm hazırlık süreci mi, yani stüdyo kayıt aşaması mı? Klip çekimi mi, yoksa, seyirci karşısına çıkmak mı?

Miray: Ben en çok konserlerden keyif alıyorum. Stüdyo da çok eğlenceli tabi ki ama sancılı olduğu zamanlar da oluyor. Tamamlanmış bitmiş bir albümü paylaşmak, sistemden atmak işin en keyif verici kısmı. Klip çekimi ise sıralamamda en sonda kalıyor. Fikir bulmak, o fikrin gerektirdiği şekilde hazırlanmak, çekim ekibini oluşturmak vb. çok iyi organize olmayı gerektiriyor. Ayrıca biz kendi kliplerimizi kendimiz çekiyoruz. Bu da ekstra bir sorumluluk getiriyor. Zaman ve bütçe kısıtlamaları da stresi arttırıyor. Dolayısıyla benim tercihim konserden yana. (Gülüyor.)

Tan: Klip çekme en çok üşendiğimiz iş gerçekten de. Fiziksel olarak çok yorucu ve iyi bir ekip kurmanız gerekiyor. Konserlerdeyse bu işi aslında tam olarak neden yaptığınızı hatırlıyorsunuz.

İlk soruyu sormamın nedeni şu, daha önce yabancı müzisyenlerle de yaptığım söyleşilerde, keşke stüdyoda kalsak, sadece oradan seslensek diyenine de rastladım. Halbuki sahnede olma duygusu bambaşka olmalı.

M: Stüdyoda çok fazla vakit geçiriyoruz ama sahne genelde konserin bir sonraki günü dahi özlediğim bir alan.

T: Evet, ben mesela konserin ertesi günü, telefonu sessize alıp, tüm gün boyunca bilgisayarda oyun oynamayı çok seviyorum mesela.

Son beş altı seneyi sizin yaptığınız müzik türü açısından değerlendirebilir misiniz? Gözlemeleriniz nedir? Sanki Türkiye’de de kaliteli ve alternatif müziğin alıcısı çoğaldı gibi, katılıyor musunuz?

M: Daha iyi işler çıkıyor. Artık sanatçılar kendileri albümün her aşamasında dahil olabiliyorlar. Albümlerini kendileri basabiliyorlar. Büyük plak şirketlerine bağlı olduğunuz zaman, müziğe daha faydacı bakılıyor. Bu da çeşitliliği azaltan bir şey. Herkese hitap edecek pop müzikler öne çıkıyor. Artık bu durumdan bir nebze kurtulduk. İnternet var, evlerimizde stüdyolarımız, kameralarımız var. İyi müziğin alıcısının artması da normal. Sunulan işin kalitesi, çeşitliliği, gösterilen özen arttıkça, dinleyicinin gösterdiği özen, müziğe verdiği değer de artıyor.

T: Eskiden alternatif müzik akımlarını takip eden bağımsız sanatçıların, albüm yapması pahalı ve çetrefilliydi. Şimdi de çok kolay değil tabii ki ama eğer tutkunuz ve dayanıklılığınız varsa, bugün albüm çıkarmak, hem yurtiçi hem de yurtdışında konserler verip, geniş dinleyici kitlesine sahip olabilmek mümkün.

Dünyada “Live-Band” ve “live-DJ Set” karışımı müzik sunan ikili gruplarınoldukça çoğaldı. Elektronik müzik ile alternatif müziğin iç içe geçtiği “proje”ler var. Kendinizi ve Mira’nın sound’unu nasıl sınıflandırırsınız?

M: Mira’nın soundu zamansız ve mekansız. Belli bir döneme, zamana ya da kültüre ait değil.

T: Biz ikili seti denedik ama tercih etmedik. Mira canlı çalan bir grup bizim için.

En çok esinlendiğiniz ve takibe aldığınız müzisyenler kimler? Kimlerden besleniyorsunuz?

M: Takibe aldığımız o kadar çok müzisyen var ki. Saymakla bitmez. İyi birer dinleyiciyiz. Müzik dinlemeyi belki de müzik yapmaktan daha çok seviyor olabiliriz.  Kimden nasıl ilham aldığımız, beslendiğimiz konusu ise çok değişken. Dinlediğimiz şeyler de bizim gibi sürekli değişiyor.

T: Sanırım buradaki kendi adıma kilit nokta çeşitlilik. Bilgisayarımdaki mp3 klasörüme şu anda göz gezdirdiğimde Arvo Part’dan Britney Spears’a uzanan geniş bir müzik yelpazesi görüyorum. Gene de vazgeçemediğim iki isim Pink Floyd ve Scott Walker sanırım.

Hangi sahnede kendinizi daha konforlu hissediyorsunuz?

M: Festival sahnesi kadar, küçük sahneleri de seviyoruz. Duyumun ve ışığın iyi olduğu herhangi bir sahne bizim için uygun.

T: Birkaç sene önce Kadıköy’deki Arkaoda’da bir konser vermiştik. Küçük bir mekan ve büyük bir ses sistemi yok. Buna rağmen hala favorilerimden biridir mesela.

En büyük hayaliniz ve en büyük gerçekleşmiş hayaliniz nedir diye sorsam?

M: Mira adına düşünüyorsak eğer, en büyük hayalim büyük uzun turnelerle dünyayı gezmek. Gerçekleşmiş en büyük hayalim müzik yapıyor olmak.

T: Yeni çıkardığımız, 4 ay süren bir çabanın sonunda çıkan “Ayda Kahvaltı”‘nın video klibi eskiden beri becerebilme hayalini kurduğum bir çalışmaydı. Genel olarak kendi yaptığım işleri uzun uzun beğenen biri değilim ama bu kliple gurur duyuyorum sanırım.

Müzik yapma işinin keyif kaçıran tarafları sizce neler? Keyif verdiği malum zaten.

M: Keyif kaçıran kısmı aslında üçüncü kişilerin dahil olduğu kısımlar. Her işin en zor kısmı insanlarla doğru iletişimi kurabilmek, ego savaşlarında varolabilmek. Müzikte de bu geçerli.

T: Bazı konser mekanları.

Mira yoluna nasıl devam edecek bundan sonra? Birincil bir proje olarak kalmayı düşünüyor musunuz, yoksa bunun için erken mi?

M: Mira zaten ikincil bir proje olmadı hiçbir zaman. Portecho ve Nada kadar değer verdiğimiz bir şey. İkinci albümü çıkarmak bize çok iyi geldi. Şimdiden bir sonraki albüm için heyecanlanmaya başladık bile ama daha çok var tabi ki. Portecho’nun yeni albümü “Motherboy” çıktı. Nada yeni albüm parçaları yapmakla meşgul. Mira içinse bol bol konser verme zamanı.

E.T.’YE özellikle mi gönderme yaptınız? Nedenini öğrenebilir miyim?

M: E.T’deki o sahne sevdiğimiz bir sahne, ondan esinlendik tabi ki. Nedeni ise basit. Bisikletle uzayda gezerken ayın önünden geçmemek aptallık olurdu.

T: Genel olarak yaptığımız işlerle ilgili referans vermek bizim çekindiğimiz bir durum değil ama herhalde E.T. olmasa da o planı koyardık diye düşünüyorum. Klibin genelinin ET ile bir ilgisi yok zaten. Hatta 4 sene önce çektiğimiz, Portecho’nun “Papers” adlı parçasının klibinde, içine bindiğimiz sıcak hava balonu benzer şekilde Jüpiter’in önünden geçiyor.

httpv://youtu.be/91rdIbvsuyA

——————————————————————————-

It was a pleasant coincidence that release of Mira’s new clip for “Ayda Kahvaltı/Breakfast on the Moon” from the new album and Portecho’s third album “Motherboy” coincided with publication of this interview. We talked with Miray Kurtuluş of Mira and Tan Tunçağ from Portecho about their noteworthy 3D animated video clips and music.

I wanted to congratulate you for your new album, video clip, and for your courage to make alternative music in a country like Turkey. Which one is more enjoyable for you; preparations, recording stage? Filming of the video clip? Playing in front of audience?

Miray K.: I enjoy concerts the most. The studio is also such a fun place but can be pain in the neck sometimes. Sharing a completed album, tossing it out of your system is the most enjoyable part. Filming a video clip comes last for me. Finding an idea, fulfilling the requirements of this idea, forming the team, and etc. requires a very good organization. Plus, we film our own clips. That also brings an added responsibility. Time and budget constraints increase the stress. Therefore, my preference is concerts. (She laughs)

Tan T.: Filming a clip is the less desirable stage for us. Physically exhausting and you need to form a very good team. Concerts remind you why you do this job in the first place.

The reason that I asked this, I came across some among foreign musicians who said, “I wish I could just stay in the studio.” However, the feeling of being on stage must be a quite different experience.

M: We spend too much time at the studio but being on stage even the day after the concert is what I miss the most.

T: Yes, for example, I love putting my phone on silent and playing computer games whole day after a concert.

Can you evaluate the last five to six years in terms of your music? What is your observation? It seems that the buyers of quality and alternative music increased, do you agree?

M: Better works are coming along. Now, artists are able to partake every stage of album making. When you are connected to a major record company, they are pragmatic. This is something that decreases the diversity. Populist music that appeals everyone comes forward. We were able to get rid of this perception a little bit. There is Internet, home studios, and cameras. So the increase in good music buyer is normal. As the quality of work, its variety, and the attention increases, listeners’ attention to detail and value is also growing.

T: In the past it was expensive and difficult to make an album for independent musicians who made alternative music. It is still not easy today, but if you have passion and stamina, it is possible to make an album, to give concerts both at home and abroad, and to have a wide audience.

Duos that offer “Live Band” and “Live-DJ Set” style music are increasing. There are projects electronic music intertwines alternative music. How do you categorize sound of yourself and Mira?

M: Mira’s sound is timeless and boundless. It does not belong to a certain time or culture.

T: We tried that set but did not prefer. For us, Mira makes live music.

Who are the musicians you follow and who you are inspired by?

M: There are so many musicians we follow. List is too long. We are good listeners. We love listening to music more than making music. People who inspire us vary. Things we listen to constantly changes.

T: I think the key point here, at least for me, is diversity. When I look at my mp3 folder, I see, from Avro Part to Britney Spears, a wide range of names. Nevertheless, two names that I cannot give up are Pink Floyd and Scott Walker.

On what kind of stage that you feel comfortable?

M: We like small stage as well as festival stage. Every stage that sound and light is good is okay.

T: A few years ago we gave a concert at Arkaoda in Kadıköy. It is a small venue and does not have a big sound system. Despite that, it is one of my favorite places.

What was your biggest dream and you biggest dream that is realized?

M: If we are thinking on behalf of Mira, my biggest dream is to travel the world as part of big long world tour. My biggest realized dream is being able to make music.

T: Our new album that came about after four-month-long effort, “Ayda Kahvaltı/Breakfast on Moon” music video was something I dreamt about. In general, I am not someone who likes his own work for a long time but I think I am proud of that clip.

What is the unpleasant part of making music? We know it is very pleasant work but…

M: Times when third parties involves in. Being able to establish communication with right people, being able to exist in the middle of a battle of egos is the most difficult part in any kind of work. This is also true for music.

httpv://youtu.be/91rdIbvsuyA

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com