DOCUMENTARIST 2013 ÖNCESİ BELGESEL MARATONU

tumblr_m2zl2uZTyY1qcvaca

Bu yıl 1-6 Haziran tarihlerinde 6.sı düzenlenecek DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel Günleri, festivalin hemen öncesinde yapılacak “DOCUMENTARIST Belgesel Maratonu” etkinliğiyle İstanbul’un en yeni etkinlik mekanı It’s Open‘ın konuğu oluyor.

Dünyanın farklı gerçekleri ve renklerini bir araya getiren dopdolu programıyla ve pek çok uluslararası konuğun katılımıyla seyirciyle buluşmaya hazırlanan DOCUMENTARIST, festivalden hemen önce İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santralİstanbul Kampüsü’nde yer alan It’s Open’da altı filmden oluşan bir ‘Belgesel Maratonu’ gerçekleştiriyor.

14 Mayıs 2013 Salı günü 20:00 – 22:00 saatleri arasında gerçekleşecek etkinlikte DOCUMENTARIST’in geçtiğimiz yıllardaki programlarının en çok ilgi gören belgesellerinden bir seçki seyirci ile buluşacak. Program şöyle:

Ten Minutes Older

Herz Frank, Sovyetler Birliği, 1978, 10′

Herz Frank’a göre belgesel sinemacı olmanın ilk kuralı; “hayatı gözlemleyecek sabıra sahip olmak!” “Ten Minutes Older”da bir kukla gösterisini izleyen çocukların yüz ifadelerine tanık oluyoruz. Yönetmen izlediklerine odaklanmış çocukların an be an değişen mimiklerini olduğu gibi aktarırken, seyirciyi de onların duygularına ortak ediyor.

Bağbozumu
(Vintage / Rezonse)
Piran Baydemir, Türkiye, 2012, 22′

1998 yılında faaliyete geçen Dicle Barajı, toprakları sulan altında kalan köylüleri göçe zorlamış, kalanları ise sebep olduğu iklim değişikliği nedeniyle azalan tarım ürünleriyle baş başa bırakmıştır. Üzüm de bu ürünlerden biridir. Elli kişiyle gidilen bağbozumu üç kişiyle karşılanır olmuş, toplanan üzümler her biri birbirinden zahmetli işlerle pekmeze, pestile, kesmeye dönüşmüş, ancak egemen sistemin tüketim anlayışı sebebiyle hak ettiği değeri göremez olmuştur. Bu durum akıllara “biz bu işi neden yapıyoruz” sorusunu getiriyor ve üzüm mahsullerinin üretiminden vazgeçilmesine zorluyor. Bu sadece bir geleneğin yok olması değil, aynı zamanda bağbozumu sırasında kullanılan kelimelerin de kaybolmaya yüz tutmuş Dimilkî dilinden silinmesi anlamına geliyor.

Ben Geldim Gidiyorum
(I’ve Come and I’m Gone)
Metin Akdemir, Türkiye, 2011, 15′

“Ben Geldim Gidiyorum”, İstanbul’un kalabalık, renkli, gürültü seslerinden hareketle sokak satıcılarının seslenişlerinin (seslerinin) bu kente kattıklarını irdeliyor. Ses ve pazarlamanın ayrılmaz birlikteliğinin altını seyyar satıcıların seslerinin yankısıyla çiziyor. (foto)

Fazlamesai
(Overtime)
Gürcan Keltek, Türkiye, 2012, 20′

İstanbul, günümüz. ‘Büyük Makina’ içinde genç kız/erkek işçilerin seslerini duyarız.

İşte Böyle
(Damn the Dams)
Osman Şişman, Özlem Sarıyıldız, Türkiye, 2012, 46′

HES musibeti Erzurum Bağbaşı’nı da vurdu. Senelerdir süren hukuki ve fiziki mücadele, müteahhit firmanın baskısıyla yöre halkının aleyhinde seyrediyor. Köylülere verilen akla ziyan cezalardan biri, 17 yaşındaki Leyla’nın tüm köyle konuşmaktan men edilmesi. ilk kez devlet şiddetine maruz kalan köylüler, susuzluğa ve suskunluğa mahkum edilseler de gündelik hayat devam ediyor elbet.

Cneydo
Hüdai Ateş, Türkiye, 2011, 16′

Sonbaharda yaprakları tek tek düşen bir ağaç gibidir bu köyün ve kültürün insanı. Ölümlerle, göçlerle sürekli terk edilen bir cennettir Cneydo.

Toplam: 129 dk.

www.documentarist.org

Etkinliğe giriş ücretsiz.

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com