Kreatifler neden ajansınızı terkediyor?

murat mutlu

Londra’da yaşayan tasarımcı Murat Mutlu‘nun blogunda kaleme aldığı yazısı birkaç gündür reklam dünyasını meşgul ediyor. Reklam ajanslarının kreatif insanlarla ilgili yaşadığı kan kaybının sebeplerini net ve açık bir dille anlatan Mutlu, sürekli duvara toslamaktan, bütün haftasonları deli gibi çalışmaktan ve karşılığını alamamaktan dem vuranların hislerine tercüman oluyor.

Londra’nın muhtelif ajanslarında çalışan düzinelerce kreatif arkadaşımla sürekli aynı konuşmanın içinde buluyorum kendimi. Konuşmalar genellikle şöyle başlıyor, ‘Şu an sizce en iyi ajans hangisi? Hangi ajansın işleri iyi?’ ve de neden ayrılmak istedikleriyle devam ediyor. Nedenlerin hemen hepsi aynı:

“İnsanların gerçekten kullanmak isteyeceği bir ürünle ilgili çalışmak istiyorum”
“Kendi işimi yapmak istiyorum”
“Daha fazla yeni teknoloji ve fikirlerin olduğu işler yaratmak istiyorum, sahte pazarlama işleri değil”
“Hiçbir zaman ilginç bir iş yapmıyoruz”
“Tek önemsediğimiz şey hedef kitleye isabet etmek”
“Bir şeyler öğrendiğimi hissetmiyorum”
“Hiçbir zaman müşteriye dönüp fikirlerinin boktan olduğunu söylemiyoruz”

Executive/Director düzeyindeki kreatifler daha zeki, dijital/mobil kreatiflere, planlamacılara ve “account manager”lara dönüşüyor, oraya doğru göç ediyorlar. Peki onları bu yüzden suçlayabilir misiniz?

Mutlu’nun ajansların ve çalıştıkları CEO’ların kafalarının hep aynı olduğundan ve kreatiflerin neden o ajanslarda çalışmak istememelerinden dem vuran yazısının ajanslara hitap eden can alıcı başlıkları şöyle:

1) Boktan işleri kabul etmeyi bırakmıyorsun

Biliyoruz, bir ajanssın ve elektriklerin yanması ve insanların paralarının ödenmesi gerekiyor. Anladık. Herkes anladı. Ancak tıpkı bizden beklediğin gibi, biz de senin ihtiraslı olmanı istiyoruz.

Başlarda mobil banner’lara sarkıtmalı meyveli animatif GIF’ler hazırlamak  ya da kurabiya kalıbı şekilli augmented reality aplikasyonları yapmak, üniversitedeyken klüplere flyer hazırlamak gibi çok “cool”du, doğru; ama bir süre sonra bunun durması ve başka bir yere atlaman gerekiyordu.

En iyi markalara ve firmalara sınırlarımızı zorlayacak ilginç projeler yaptırmalarını sağlamak senin işin. Eğer bu projleri getiremiyorsan, o zaman bunun sorumlu adresi sensin.

2) Yenilikçi değilsin

Dijital ve mobil alanlarda kreatif olmanın en kötü yanı endüstrinin sizi es geçmesi duygusu. Sektörde en vasat bir iki işi finalize etmeniz için bile, yeni software, servisler, donanımlar, API’ler, tasarım modelleri vb ihtiyaç var ve biz bir adım geriden gidiyoruz. Günde 8+ saat geçirdiğiniz bir yerde, tasarımcı olarak size el atılması, becerilerinizin geliştirilmesi için size eğitim verilmesi gerekiyor.

Müşteriler genellikle terstir ve risk karşıtı olurlar. İşlerinin de herkesin ölüsü çıkana kadar yapılmasını isterler. Müşterilerin böyle bir tutum sergilemesi anlaşılır bir şey. Markaların deneyselliğe açık olmaması uçmak istememesi huzur kaçırabilir ama bütün bunları onlarsız da yapmak mümkün.

Eğer ajansını “inovasyon”la satıyorsan, o zaman deneysel olmalısın ve teknolojiyi içine alan prototipler üretmelisin, sade ve basit.

3) Sürekli boktan adamları işe alıyorsun (ve bu konuda bir şey yapmıyorsun)

Tutku ve angajman bulaşıcıdır. Aynı şekilde negatiflik ve vasatlık da öyle. C liginde olanların A liginde olanları alaşağı etmeye çalışmalarını izlemekten daha vahşi (brutal) bir şey olamaz. A ligindeki çalışanların gidiyorsa, gelecek olan yetenekli kreatifin kalbini kim kazanacak peki?

Ajanslar hızlı ilerlenen çalışma yerleridir ve ekiplerin göze çarpması çok kolaydır. Baskı altında yapılan işe alımlar, genellikle hataların düzeltilemeyeceği seviyede problem oluşturur. Kanser gibidir, moral bozukluğu ve güven sarsıntısına yol açar.

4) Günde 12 saat çalışmayı gerektirecek işler almaktan vazgeçmiyorsun

Ahhh haftanın bazı günleri 9’a kadar çalışmak, ne kadar da reklam ajanslarının hayat tarzıdır değil mi? Yanlış, bu kötü yönetimdir.

Account manager’ınızı veya kendinizi ancak ölümüne çalışarak bir şeylerin biteceğine sakın inandırmayın. İnsanların bu uğurda sağlıklarını, ilişkilerini ve ailelerini kaybettiklerini gördüm. Niçin? Bir deodoran markası daha çok dikkat çeksin diye mi? Gerçekçi olmayan “deadline” vaadleriyle mesafe kazanmak için mi? Ya da müşteriniz tatile gitmeden önce düzinelerce taslağa sahip olsun diye mi? Reklamdan bahsediyoruz, ulaşılmaz mertebelerden değil. Yaptığımız her şey altı ay sonra unutuluyor. Gerisi kimin umrunda ki?

5) Ekibini ödüllendirmiyorsun

Neden daha fazla ajansın, esas işi yapanları daha fazla ödüllendirmediğini anlamıyorum. Sürekli bir başka CEO/Creative Director lakırdısını ajansının tanıtım metinlerine sokacağına, projelerinde kıçını yararak çalışan ve işleri yetiştiren esas adamlarından bahsetsene.

Projeyi alman için sabahlayan “junior creative”lerin, haftasonları logouyu büyütmek için aradığın tüm o adamlar senin asıl kahramanların. Teşekkür e-mail’leri atabilirsin tabi ama o mailler Google’da gözükmüyor ya da bir blogda, CV’de belirmiyor, aklında olsun, daha doğrusunu yapabilirsin.

Ekibini ödüllendirebileceğin bir başka seçenek de herkesin katılabileceği bir blog sayfası başlatmak olabilir mesela. Ajanslar fikir sahibi ve tutkulu angaje insanlarla dolu yerlerdir; neden kendilerine adanmış blog yazacak yerleri ve zamanları olmasın?

6) Nazik ekipmanlar almıyorsun

İşimiz yaratmak, senin aldığın ekipmanların sürekli bozulmasına kafa yormak değil. Hiçbir tasarımcı, ‘bugün de Photoshop göçtü’ oyunu oynamaktan hoşlanmıyor…

Yazının tümünü okumak için tıklayın. 

Murat Mutlu kimdir?

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com