“Bu filmde hiçbir şey normal hissettirmiyor”

joaquin her2

Oscar adaylığı olan Spike Jonze’un aykırı bakış açısından “Her” modern dünyada yakınlık doğası ile gelişen orijinal bir aşk hikâyesini keşfediyor. 14. Şubat’ta gösterime girecek olan filmle ilgili merak ettikleriniz bu yazıda.

Los Angeles’ta yakın gelecekte geçen “Her” başkaları için duygusal ve kişisel mektuplar yazarak hayatını kazanan komplike, romantik Theodore’un (Joaquin Phoenix) hikayesini anlatıyor.

Spike Jonze tarafından yazılan ve yönetilen romantik dram filminin başrollerinde Oscar adaylığı olan Joaquin Phoenix (“The Master,” “Walk the Line,” “Gladiator”), Oscar adaylığı bulunan Amy Adams (“The Master,” “Doubt”), Oscar adaylığı bulunan Rooney Mara (“The Girl With the Dragon Tattoo”), Olivia Wilde ve Scarlett Johansson bulunuyor.

Her”ün yapımcılığını Megan Ellison, Spike Jonze ve Vincent Landay üstlenirken, Daniel Lupi, Natalie Farrey ve Chelsea Barnard ise uygulayıcı yapımcılar olarak görev almışlar.

“Bir kadın ile görüşmeye başladım. Dünya hakkında bu kadar coşkulu biri etrafında bulunmak çok hoş. Bu duygunun varolduğunu unutmuşum.” – Theodore 

Yazar/yönetmen Spike Jonze aşkın doğasına alışılagelmişin dışında bakan filmi “Her”e farklı stilini ve modern ilişki anlayışını katıyor.

Jonze İlişkinin en zor yanlarından biri de dürüst olmak ve yakın ve sevdiğin insanın kendisi olmasına izin vermek. Sürekli olarak değişiyor ve büyüyoruz, bu yüzden soru olmaları gereken kişiler olmalarına nasıl izin vereceğimiz. Anbean, günbegün, yıldan yıla.” diye belirtiyor.

Dahası hala seni sevebilirler mi?

Theodore Sanat şaheseri ses ile kontrol edilen bilgisayar işletim sistemini eve getirdiğinde ve Samantha ile tanıştığında ortaya bazı sorular ve fikirler çıkıyor.

Sofistike yapay zekâ Samantha ilk önce sıcak ve anlayışlı yaklaşıyor. Daha sonra bağımsız bir yön çiziyor, geniş yelpazede duyguları olan Samantha aynı zamanda hınzır bir espri anlayışına ve gerçekleri öğrenmek gibi bir hünere sahip. Varolduğu andan itibaren ilişkileri gibi kendisini de geliştiriyor. Jonze, “Samantha, asistandan güvenilen bir arkadaş ve sırdaşa ve daha sonra çok daha fazla bir şeye dönüşüyor.” diye açıklıyor.

Theodore olarak karşımıza çıkan Joaquin Phoenix hikâyeyi “şaşırtıcı” buluyor. Film, Oscar adaylığı aldığı “The Master”ın çekimleri sırasında gelişse de, Phoenix şöyle açıklıyor: Spike ile fırsat buldukça senaryo ve karakterler hakkında konuşuruz ve tüm bunların geliştiğini görmek çok hoş.” 

Senaryoyu tamamladıktan bir hafta sonra Phoenix’e yaklaşan Jonze, “Onun içgüdülerine güveniyorum, bir şeyde en küçük bir tereddüttü olduğunda daha derin bir bakışa ihtiyacı olduğunu bilirim.” diyor. “Görüşmemizin ilk beş dakikasında ‘Bu adamı seviyorum. Filmde olmasını istediğim kişi bu.’ diye düşündüm. Joaquin karaktere çok büyük bir kalp ve samimiyet getiriyor. Theodore içinde çok büyük bir mutsuzluk barındırsa da, içinde sevinç ve eğlenceye büyük bir yer var ve bu tatlı bir kontrast.” 

Kendi başına gelişmesi için tasarlanmış Samantha her roman deneyiminden oldukça keyif alıyor ve daha fazlasını istiyor. Ayrıca Theodore’daki en iyi tarafı ortaya çıkarıyor. Samantha’ya ses veren Scarlett Johansson, “Dünyadaki tüm bilgilere ulaşımı olsa da o tüm düşünceleri ve yanıtları o anda yaratıyor. Önceden karar verilmiş hiç bir görüşü yok. Yani tüm derinliğinin yanında masumiyeti ve açık görüşlülüğü de var.” diye belirtiyor.

Samantha’nın farkındalığı arttıkça Theodore’unki de artıyor. Theodore onu şehirde kıyı gezintilerine, dağ yürüyüşlerine, sahile gezintiye çıkarıyor ve bu günlük rutini haline geliyor ve Samantha’nın bakış açısı ile birlikte daha önce hiç fark etmediği yerlerin farkına varıyor. Kendisini farklı görmeye başlıyor ki yönetmen bunu romantizmin tomurcuklandığı her filmin ana öğelerinden biri olarak kabul ediyor: “Birbirinize her şeye farklı bakmayı öğretirsiniz ki bu da âşık olmak demek. Umarım âşık olmaktaki bakış açısı da ilginizi çeker. Size ilham veren ve sizi zorlayan biriyle beraber olmak demek, sezgilerinize yeni bir bakış açısı veriyor demek.” 

“Her” iki uyumlu başrol oyuncusu arasında yükselen romantizmin ve yansımalarının dramdan kalp kırıklığına macerası.

Phoenix ve Johansson Jonze ile birlikte ekranda hiç gözükmeyen Samantha’yı oluşturma, hakettiği varlığı yaratma zorluğunu beraber üstlenmişler. Jonze Samantha’nın birçok yönü var. Dürüst olmalı ama aynı zamanda hazırcevap, zeki ve sakin, aynı zamanda seksi ve ilgi çekici olmalı. Duygusal olarak gelişirken tüm yaşadıkları Scarlett’ın performansından geçiyor.” diye not düşüyor.

Johansson şöyle hatırlıyor: “Çok akıcı bir süreçti. Bazen Joaquin ve ben beraber kayıt yapardık ve bazen de ben Spike ile çalışırdım ama karakterin ve ilişkinin nüanslarını ortaya çıkarırken her zaman bir derece spontanelik vardı.” 

Phoenix şöyle ekliyor: “Yapımda herkes filmi samimi ve gerçekçi yapmak için kendini adadı. Bu filmde hiçbir şey normal hissettirmiyor. Senaryodan Scarlett ile çalışmaya, setteki hislere kadar her şey, bu filmi inanılmaz bir deneyim haline getirdi.” Ayrıca filmin çekimi sırasında oyuncuların dikkatini dağıtan atmosferin her zamanki kinetik enerjiden farklı olduğunu ekliyor.

Jonze “Her”ü yıllarca kafasında taşıyarak oluşturmuş. Şöyle hatırlıyor: “İlk kıvılcım on yıl önce internette gördüğüm bir makaleyle başladı. Makale yapay zeka ile anında mesajlaşma ile ilgiliydi. Link’e tıkladım ve ‘Merhaba.’ dedim ve bana geri ‘Merhaba’ dedi. ‘Nasılsın?’, ‘İyiyim teşekkür ederim. Sen?’. Küçük bir diyalog yaptık ve ilk düşünceler geldi, ‘Aman Tanrım, bu şeyle konuşuyorum ve beni dinliyor.’ oldu. Derken illüzyon hemen bozuldu ve beni tekrarladığını anladım. Sadece zeki bir programdı. Ama ilk his heyecan vericiydi. En sonunda bir adamın böyle bir mevcudiyet ile ilişki yaşadığı düşüncesi geldi aklıma. Tamamen oluşmuş bir bilinç ile bu nasıl olabilirdi ve bunu bu aşk hikayesini hayal etmek için kullandım.”

Jonze “Bu film teknolojinin izole bir hayat yaratacabileceği gibi, iletişim kurabileceği ve toplum olarak nasıl değişebileceğimiz gibi konular hakkında birçok fikir veriyor. Ama hikâyeyi yazarken kendimi bu temaları arka plana atarken buldum. Büyük konsept hep Theodore ve Samantha ilişkisi arkasında kaldı. Tüm sahneler onların gerçek bir çift oldukları gerçeği üzerine kuruldu.” diyor.

“Bazı korkulara ve ihtiyaçlara değinmek istedim; ilişkilere getirdiğimiz önyargılara ve beklentilere. Anlamak istemediğimiz şeylere veya ihtiyacımız yokmuş gibi davrandığımız şeylere ama yine de ihtiyacımız olan şeylere. Birbirimize nasıl bağlandığımıza, bağlanmaya çalıştığımıza ve başarısız girişimlerimize odaklanmaya çalıştım. Tanınmak isteriz ama aynı zamanda tanınmaktan korkarız. Samantha gelişmesi için yaratıldı. Ve bir kez harekete geçti mi bizi nereye götüreceği ve neye dönüşeceğimizin hiçbir limitinin olmadığını gösterdi.” 

“Geçen gün çok güzel bir şarkı dinledim. Senin için çalabilir miyim?” – Samantha

Filmin müzikleri Owen Pallett iş birliği ile Grammy ödüllü grup Arcade Fire tarafından yaratıldı.

Jonze müzikler için şöyle diyor: “Arcade Fire müzikleri yazmaya biz filmi çekerken başladılar, bu yüzden bazen müzikleri sette çalardım. Onlara fotoğrafları ve videoları gönderirdim, bize büyük bir materyal demeti gönderdiler, belki 50 adet müzik vardı. Yapılan müzikler gerçekten çok güzel ve hikâye için özel.”  

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com