İnternette yükselen yeni yaşam modeli: Takas

armada

Yemek karşılığında psikoterapi, ekmek karşılığında uçak bileti ya da bedava kalacak otel odası… İnsanlar internet üzerinde yeni yaşam modelleri geliştiriyor ve bununla yaşıyor. Üstelik sıfır parayla.

The Pixeltrade

Shantanu Starick yaklaşık iki yıldır dünyayı dolaşıyor. Dünyada dolaşmadığı, gezmediği yer neredeyse yok gibi. Amerika’da yelken yapıyor, Yeni Zelanda’da en iyi şarapları tadıyor. 2012 yazından beri böyle yaşıyor ve sıfır para harcıyor. Zaten harcayacak parası da yok.

Alman kökenli bir ailenin Avustralya’da yetişen 23 yaşındaki bu evladı, fotoğrafçılık yaparken sıklıkla karşılaştığı, ‘bu işten kazandığın parayla geçinebiliyor musun’ sorusundan ilham almış.

Derken dünyayı dolaşmaya ve sadece yaşayabileceği kadar çalışmaya karar vermiş. Çektiği fotoğrafları uçak bileti, kalacak yer, kahvaltı, diş macunu gibi şeylerle takas etmiş.

Takas yaptığı insanlar da genellikle web siteleri için fotoğrafa ihtiyaç duyan kendisi gibi genç kreatifler, düğün fotoğrafçısı arayanlar, restoranlar vb. Vimeo ve Tumblr gibi internet şirketlerini de unutmamak lazım.

Starick aldığı her teklifi blogunda kaydediyor ve yine blogu üzerinden hiç tanımadığı insanlarla takas yapıyor.

(İmaj: Starick’in The Grand Budapest Hotel’e benzettiği ve fotoğraf karşılığı kaldığı Armada Pera Hotel İstanbul)

Facebook

In Kind Exchange

Rus ressam Sergey Balovin (29) tıpkı Shantanu Starick gibi parasız seyahat edenlerden. Aslında yurtdışına gittiğimizde sokak ressamlarına rastlarız. Gelen geçenlerin portrelerini çizerler. O da bunu yapıyor. 30 ülke gezmiş bu sayede. Seyahate çıkmadan üç ay öncesinden plan yapıyor.

Kişisel blogu “In Kind Exchange” üzerinden onunla irtibata geçilebiliyor. Bu işin riskleri de yok değil. Bazen de takas yapmak isteyen kişi gittiği yerde olmayabiliyor.

Ancak iki yıldır yerleşik bir hayat yaşamadığı ve parasız dolaştığı için güvensizliğe kapılmıyor. Bir tren biletine veya yatağa ihtiyaç duyduğunda yola çıkmadan blogu üzerinden duyurusunu yapıyor. Ve de mutlaka birileri çıkıyor.

Facebook

Walking Home

Starick ve Balovin gibi takas projesiyle yaşayan bir diğer isim İngiliz şair Simon Armitage. ‘İnsanlar bana sandviç veya evlerinde bir oda verdiklerine göre şiirlerime değer veriyorlar’ diyor.

İngiltere’de popüler olan şair, ülkesini iki kere meteliksiz turlamış. 2010’da ilk kez çıktığı turda tanıştığı insanlar üzerine, “Walking Home” isimli kitabını yazmış.

Armitage kendisini Orta Çağ’daki gezici şarkıcılara benzetiyor; ki onlara destek olan ne bloglar ne de takipçiler vardı. Bir şehirden diğerine tavsiyelerle giden bu insanlar, sanatları dışında geldikleri yerden bilgi de ulaştırdıkları için kıymetliydi.

bread

The Bread Exchange

İşletme mezunu İsveçli Malin Elmlid yaptığı işe ne kadar değer verildiğinin farkında. Modaevleri onun danışmanlığına para veriyor. Ancak daha çok pişirdiği ekmekleriyle tanınıyor.

Yaşadığı şehir Berlin’de yediği ekmekleri sevmeyen Elmlid, 2007’de en mükemmel ekmek tarifini bulmaya soyunmuş. Yılmadan pişirmiş. Sonunda pişirdiği ekmek aradığı lezzette ama tüketeceğinden fazla olduğu için, onları dağıtmaya karar vermiş.

Bir gün bir tanıdığının tanıdığına hediye edilen ekmeği karşılığında kendisine bir filarmoni konserine bilet hediye edilmiş. “The Bread Exchange” fikri de öyle doğmuş. 2009’da projesini bir blog üzerinden lanse etmiş ve bugüne kadar yaklaşık 1300 adet ekmekle takas yapmış.

Karşılığında aldığı şeyler, ev yapımı reçel, atçılık kursu ya da sanat eseri gibi çeşit çeşit. En ilginci, bir adamın kendisini kötü hissetiği takdirde, gecenin üçünde bile onu arayabileceği teklifi olmuş.

Seyahate çıktığı zamanlarda bazı oteller ücretsiz oda karşılığında ekmek pişirmesini isteyebiliyor. Bu durumda sabahın dördünde kalkıp otelin mutfağında yanında dolaştırdığı, 2007’de hazırladığı mayayla ekmek pişiriyor. Bu işte o kadar ustalaşmış ki, her yerde ekmek pişirebiliyor. İster Afganistan’ın en ücra yerinde açık ateşte, isterse Colorado’nun tepesinde bir otelde.

Projesi sayesinde edindiği bütün bu deneyimlere bayılsa da, yine de tamamen parasız yaşamak istemiyor. Yaptığı diğer işlerle bağımsızlığını koruduğunu düşünüyor.

Facebook

THE BREAD EXCHANGE from Antje Taiga on Vimeo.

ABD’li sosyolog Jeremy Rifkin 2001’de yazdığı “The Age of Access” kitabında ’25 yıl içinde mal ve mülk edinmek demode olacak’ demişti. Onun bu öngörüsü kısmen hayata geçmeye başladı; internet üzerinde eşya takası aldı yürüdü bile.

“Paylaşmak temiz, taze, şehirli, postmodern; sahip olmak sıkıcı, bencilce, korkakca, gerici”. Bu sözler New York Times Magazine’de yazan Mark Levine’e ait.

Levine, ‘Takasta konu sadece tasarruf etmek ya da daha az tüketerek çevreyi korumak değil. Birşeylerden vazgeçmek ve bunun karşılığında başka insanların hayatlarının parçası olma hakkına sahip olmak’ diyor…

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com