İnsan ve çevre faktörü onların umrunda!

a4a94a90-9ddf-4607-8974-0bdb823ddc0b-625x418

c0d61fd4-19b0-4294-99e4-1a8ed265823c-625x418

Hepimiz şikayetçiyiz; betonlaşmadan, yeşilin katledilmesinden, gürültü kirliliğinden, çevreye ve insana duyarsız olan yönetim modellerinden… Peki ya ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ zihniyetinde değişen bir şey var mı? Yok!

Galiba önce rahatsız olmalıyız. Görünen o ki rahatsızız da. Peki rahatsızlığımızı dile getiriyor muyuz? Evet mi? Kime peki? Eşe dosta, akrabaya ya da Facebook’aysa geçerli sayılmaz.

Şehrin merkezinde oturan pek çok insan, öle bayıla yaşadığı evini terkeder oldu. Neden? Gürültü patırtı yüzünden. Karşısına dikilen deli saçması bina yüzünden. Köşede yeni açılan barın çıkardığı gürültü yüzünden…

Buralar eskisi gibi değil artık diye düşünüp, tası tarağı toplayıp gidenlerin sayısı aldı yürüdü. Ne yaptık? Arkalarından su döktük, tebrik ettik bu cesur kararları için. ‘İnşallah biz de kurtuluruz buralardan’ dedik.

İnsanların gitme kararlarında farklı sebepler var elbette. Ama insanın, doğduğu, büyüdüğü, hatıralarının olduğu bir yeri terkedip gitmesi hiç de kolay değil. Kolay olmamalı.

Batı’da her ne yapılıyorsa, insanların fikirleri ve görüşlerine değer veriliyor. Yani biri, ağaçlara kıyıp AVM yapıp, sonra da kimse gitmeyince onu yıkıp yenisini başka bir yere yapmıyor örneğin.

Orada şikayet dilekçelerinin bir anlamı da var. Okunuyor değerlendiriliyor, dikkate alınıyor. Peki bizde bu sistem nasıl? Kaç kişi acaba şu veya bu sebeple şikayetini dile getiriyor. Getirse bile dikkate alınıyor?

Bakın, İngiltere’de Sheffield bölgesinde bulunan Meadowhall AVM’si (foto2) ne yapmış?  ‘Tell Meadowhall”,’ yani “Meadowhall’a Anlat” kampanyasıyla insanların alışveriş merkezinde yaşadıkları deneyimlerini, arzu ve şikayetlerini öğrenmek istemiş. Laf olsun diye de değil.

10 yaşındaki Chloe Nash-Lowe (foto 1) isimli bir kız çocuğunun yavaş yürüyen insanların acelesi olan insanlara mani olduğunu yazması etkili omuş. Üstelik önerisine de bayılan alışveriş merkezi yetkilileri derhal harekete geçip, yavaş yürüyenler ve hızlı yürüyenler için iki ayrı şerit yapmış.

Ne kadar ütopik değil mi? Bizde ağaçlar kesilmesin diye sesini çıkartanlara nasıl cevap verildiği malum. Ses çıkartmadıkça olanlar da.

Baz istasyonları kamufle edilerek çoğalıyor. Bir gece ansızın ağaçlar sökülüyor. Bir gece ansızın tarihi binalar yıkılıyor, yerine çirkin gökdelenler yapılıyor. Şehirli insan tıpkı şehre göçedenler gibi bir gecede köklerinden oluyor, yurtsuzlaşıyor…

 

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com