“Bazen anlamsız bir hayat yaşadığımı düşünüyorum”

charlie-countryman-shia-labeouf

Son olarak Lars von Trier’in tartışmalı filmi Nymphomaniac’ta rol alan son yılların gözde oyuncularından Shia Saide LaBeouf’un bugün doğumgünü. 1986 doğumlu Kaliforniyalı oyuncunun bugüne kadar söylediklerini sizin için derledik.

Shayna (Saide) ve Jeffrey LaBeouf’un biricik evladı olan Shia Saide LaBeouf, kariyerine stand-up komedisiyle başlamış. Günün birinde bir arkadaşının rol aldığı Dr. Quinn, Medicine Woman (1993) filmini izledikten sonra oyuncu olmaya karar vermiş.

Babasından boşanan annesiyle konuştuktan sonra ertesi gün bir ajans arayışına girmiş. Telefon rehberinde bulduğu ilk yerle görüşmeye gidip bir stand-up numarası çekmiş ve hemen iş anlaşması yapmış.

Başarılı ve şanslı oyuncunun bugüne kadar kendisiyle yapılan röportajlarda söyledikleri sözlerden bir demet:

Soru: Ünlü olmak nasıl bir duygu? Cevap: Bir gün olduğumda anlatırım.

Soru: Ne tür kızlardan hoşlanırsın? Cevap: Karanlık, gizemli hatta gotik tiplerden. Kişilikli olurlar. Ayrıca çok seçiciyim.

Uyuşturucu cehenneminde büyüdüm. Babamın eroin meselesi bütün bunlardan uzak durmamı sağladı.

Adonis değilim, orası kesin. Bu yönde de hiç düşünmedim, umursamıyorum. En beğendiğim oyuncular da öyle değil zaten. Dustin Hoffman, Tom Hanks, Gene Hackman mesela.

Gece klüpleri çok bayık, kimse artık dansetmiyor. Öylece dikilen, sarhoş olan ve geyik muhabbeti yapan insanlar var. Eğlence yok. Birçok davet alıyorum ama partilemek hiç ilgimi çekmedi. Çocukluğun babanın eroin maceralarıyla geçtiyse hiç ilginç bulmuyorsun. Kişiselleştirmiyorum, ben 80’lerde çocuktum. O zamanlarda çocuk olan herkes bunu yaşamıştır.

Harrison Ford’un yanında  Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull (2008) gibi bir filmde oynamış olmak bir hayalin gerçek olmasıydı. Ford adam gibi adam. Onu ve oynadığı filmleri, onun Indiana olarak yılanlardan nefret ettiği kadar seviyorum.

Yetenek acayip bir şey, her zaman yeteneğin ne olduğunu düşünür dururum. Bir oyuncu için yetenek, kumarbaz için şansla aynı. Hiçbir şey de değil ama insanların etiketlediği uydurmalardan biri. Ben azme, motivasyona ve çalışmaya inanırım, yetenek şans gibi bir şey. Kendimle ilgili olarak da yetenekli değil, büyük azmi olan sıradan biri olduğumu söyleyebilirim. O kadar.

Rihanna ile çıkmak bir kere çıkmanın ötesine geçmedi. Çok yakın bir arkadaşım ama romantik bir şeye dönüşmedi ilişkimiz. O kıvılcım olmadı.

Hipi bir aileden geliyorum. Babam Vietnam Savaşı’nın izlerini toparlamaya çalışan bir gezgin, annem ise ot dükkanı çalıştıran, Bob Dylan gibi ahbaplarıyla sürekli ot içen bir kadındı. Evdeki bütün eşyaları tepetaklak olmuş, kafası bir milyon bir kadındı. Zaman 70’lerdi.

Benim kuşağım büyük ihtimalle önceki kuşaklardan sonra gelen fakir, neşesiz ve az paralı olan ilk kuşak. Çok saçma. Ailemin kuşağında başkaldırı popüler kültürün kendisiydi. Artık öyle bir şey yok. Müziğe bakmanız bile yeterli. Billboard Top 100′de bugün Hristiyan Country müziği, bol miktarda Rap var. Birçok rapçi de zaten epeyce Hristiyan. Dinin bu kadar önde olması beni delirtse de benim kuşağım bir şey yapamayacak kadar bencil.

Bazen anlamsız bir hayat yaşadığımı düşünüyorum ve korkuyorum.

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com