“Önce merak uyandırmak istiyorum”

LUCIO_SILLA

Bu hafta Almanya’daki Kunsthochschule Berlin Weißensee’de başlayan Opera ve Tiyatro Afişleri Sergisi’nin duyurusunu yapmıştık; şimdi ise serginin sahibi usta grafik tasarımcı Ardan Ergüven röportajıyla karşımızda.

Ardan Ergüven’in hafta başı Almanya’daki Kunsthochschule Berlin Weißensee‘de başlayan ve 7 Kasım 2014′e kadar devam edecek olan Opera ve Tiyatro Afişleri Sergisi üzerinden gösteri afişleri ve genel anlamda afiş tasarımı üzerine…

Gösteri afişlerinin sizin için önemi nedir?

Gösteri afişlerinin grafik tasarım tarihinde önemli bir yeri var. Bunun nedeni, söz konusu tür içine giren çalışmaların her zaman geçerli ve evrensel temalara sahip olması. Söz gelimi Shakespeare’in bir eseri için tasarlanmış afiş, Shakespeare’in eserleri sahnelendiği sürece gündeme gelmeye adaydır.

Dolayısıyla bir grafik tasarım ürününün kaçınılmaz yazgısı olan geçici olma durumu, çoğunlukla gündemin moda eğilimlerinden uzakta kalan (konu ve görüntü bağlamında) gösteri afişleri için geçerliğini yitirir. Çünkü bu afişleri tasarlarken özgün ve yeni şeyler deneyebilirsiniz.

Benim için durum biraz daha farklı. Çünkü ailemin bu konuyla olan ilişkisi ister istemez bu konuya odaklanmama neden oldu. Çok küçük yaşlardan beri opera ve tiyatro ile içli dışlı olunca ele aldığım konuya farklı açılardan bakmayı öğrendim. Dolayısıyla bu alanda çalışırken bir grafik tasarımcıdan daha çok bir dramaturg gibi hareket ettiğimi söyleyebilirim. Burada benim için önemli olan sahnelenen eserin ruhuna sadık kalmak ve çağdaş bir dil bulmak.

Hangi anlamda bir çağdaşlıktan söz ediyorsunuz?

Afiş bir imgedir. Bir imgenin iletişim kurabilmesi için ortak görüntü dizgesi içinde yer alması gerekir. Peki bunun sınırlarını ihlal eden imgeler ne işe yarar? Genellikle çağdaş veya modern sınıfına sokulan bu tür imgelerin yansıttığı anlam aslında belirsiz ve karanlıktır. Giorgio Agamben’e göre “Çağdaş kişi, bakışını zamanın üzerine, ışıkları değil de karanlığı seçebilmek için diken kişidir”.  Yani çağdaşlığı tecrübe edenler için bütün zamanlar karanlıktır.

Çağdaş kişi, tam da bu nedenle, bu karanlığı görmeyi bilen, kalemini şimdiki zamanın zifiri hokkasına daldırarak yazabilen kişidir. Buradan yola çıkarsak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: İlk bakışta anlaşılmamayı göze alan görüntü, çağdaş olarak tanımlanmaya yazgılıdır. Yeter ki şimdinin karanlığında bize ulaşmaya çalışan ama bunu başaramayan ışığı yansıtabilsin.

Bu söylediğiniz aynı zamanda üslup meselesini de gündeme getiriyor değil mi?

Şüphesiz ayırt edici işler yapmak isteyen pek çok tasarımcının kendine yönelttiği bir soru bu. Ancak grafik tasarımın varoluş gerekçesini anımsayan herkes şu konuda uzlaşacaktır: Grafik tasarım bir ürünü, hizmeti veya eylemi, tanıtmak ve duyurmak için üretilen mesajları görselleştirme tekniğidir.

Gösteri afişleri için mesajın içeriğine sadık kalmak ise bir tercih meselesidir. Tasarımcı kendi üslubunu ön plana çıkardığında konunun bir ölçüde arka planda kaldığına inanıyorum. Elbette her halükârda tasarımcının üslubu tasarladığı afişlere yansır. Ancak bir grafik tasarımcının kendisini sakladığı ölçüde başarılı işler üretebileceğine inanıyorum.

Diğer taraftan hayatı fragmanlar şeklinde algıladığımız için, ürettiğimiz görüntülerin de birbirinden bağımsız olması bana kaçınılmaz geliyor.

Afişlerinizi tasarlarken başvurduğunuz bir yöntem var mı?

Aslında belirli bir yöntemim olmadığını söyleyebilirim. Çünkü tasarımın nasıl şekilleneceğini eserin konusu ve sahnelenişi belirliyor. Aslında ideal bir afişte görsel buluşlar yer alır.

Diğer taraftan bir eser hakkında görsel bir izlenim yaratmaya çalıştığınızda “anımsatmanın” veya “çağrıştırmanın” da etkili yöntemler olduğunu düşünüyorum. Şüphesiz ikinci seçenekte tasarımcının müdahalesi teknik olarak çok daha az olur. Burada tasarımcı bir film yönetmeni gibi davranarak göstermek istediği şeyi titiz bir şekilde kadrajlamak zorundadır.

Bunun için bir örnek verebilir misiniz?

Wagner’in Der Ring serisi için tasarladığım afişler aslında söylediklerimin karşılığı. Burada söz konusu operaların atmosferini yansıttığına inandığım hazır görüntüler kullandım. Afişler arasında görsel süreklilik sağlamak için yaptığım tek şey bestecinin ve eserin ismini afişin ortasına siyah bir bant içinde yerleştirmek oldu.

Mozart’ın Idomeneo operası için tasarladığım afişte de benzer bir durumdan bahsedebiliriz.

Son olarak kendi tarzınızı özetleyebilir misiniz?

Genel olarak bir şeyler söylemeden önce göstermeyi tercih ediyorum. Bir başka deyişle önce merak uyandırmak istiyorum. Eserin konusunu bütünüyle yansıtmak gibi bir derdim olduğunu söyleyemem. Çünkü bir eseri tek bir imgeyle özetleyebilmeniz mümkün değil. Zaten gösteri afişlerini anlayabilmek için eser hakkında bilgi sahibi olunması gerektiğine inanıyorum.

Bu nedenle tasarladığım afişlerde öncelikle bu kitleyi hedef alıyorum. Bu da bana daha serbest bir hareket alanı sağlıyor. Belki de gösteri afişlerinin en önemli özelliği bu: Ticari afişin hedef aldığı her şeyi ıskalamak.

La_Finta_Giardiniera_2 Coriolanus Der_Ring Der_Ring Der_Ring don_giovanni Falstaff_Poster faust_son Hamlet Idomeneo cosi fan tutte kral_lear_afisi_3 LUCIO_SILLA otello_2 samson ve dalila 2 Print

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com