“Sırf internet olduğu için daha bilgili ve haberdar değiliz.”

sevimportrait

Burslu lise öğrencisi olarak gittiği ABD’de, lise eğitimini tamamladıktan sonra Bard College’de Fotoğraf, Sosyoloji ve Uluslararası İlişkiler eğitimi alan, Dubai’deki East-Wing galeri tarafından temsil edilen fotoğrafçı Emine Gözde Sevim ile 13-16 Kasım’da Paris Photo’da yer almasını vesile ederek “Sanatçı Söyleşileri”mizde yer verdik.

Emine Gözde Sevim ile röportaj yapmak için vesile çok aslında. New York ve Orta Doğu arasında yaşayan ’85 doğumlu genç fotoğraf sanatçısı, gerek ilk kitap projesi “Embed in Egypt” ile Londra’daki 2014 MACK’s First Book Award’da son elemeye kalan adaylar arasında olması, gerekse geçtiğimiz aylarda New York’ta “Köprüaltı” serisi ile Photoville 2014′te (aşağıdaki fotoğraflar) yer almasıyla ve en önemlisi fotografik çizgisi ve tavrıyla okuyucularımızın daha yakından tanımalarını arzu ettiğimiz bir isim.

Bize işlerinizden ve son çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?

2007’den beri yaptığım çalışmalar Orta Doğu’nun çeşitli yerlerinde 11 Eylül sonrası başlamış olan yeni tarihi düzenin insanlar ve günlük hayat üzerindeki etkilerine odaklı. Çalışmalarım belgesel, fotoğraflarım her zaman hayatta bulduğum sahnelerden. Ancak vizyonum tarihin değişmekte olduğu zamanda hayatı açıklamaya çalışmaktan çok, sorular sormak amaçlı ve kişisel bir noktadan geliyor.

Bahsettiğimiz coğrafyada yaşam bazen bana o kadar inanılmaz geliyor ki sanki bir film gibi, hem iyi yanlarıyla, hem de kötü yanlarıyla, fotoğraflarımda da bu hissi aktarmaya çalışıyorum. Didaktik şekilde değil. Ancak böyle bir izlenimi farkında olunmadan bırakmaya çalışıyorum.

Özellikle son çalışmam “Vatandaki Hezeyan” (Homeland Delirium) isimli projemde, estetik açıdan bu yaklaşımla daha da deneysel olmaya çalışıyorum. Simgeler, soyut kavramlar ve günlük hayatın fotoğraflarını bir arada kullanmaya, hayat akışının tekdüze olmadığını ve bireyin hayatla ilişkisinin değişkenliğini yansıtmaya çalışıyorum.

Motivasyonunuz nedir?

Bir çocuk gibi meraklı olmam sanıyorum.

En çok canınızı sıkan şey nedir? En çok sevindiren şey nedir?

En çok canımı sıkan şey sabit fikirler sanıyorum. Prensiplere ‘evet’ ama kurallar canımı sıkıyor.

En çok sevindiren şey varolabilmek. Olduğun gibi kabul edilmek. İşte o zaman gerçekten anlaşılmış hissediyor insan kendini.

Neden korkmalıyız?

Açgözlülükten. Belki de dünyadaki bütün vahşilik bu sebepten diyebiliriz.

Gündelik hayatta kültürü nasıl tüketiyorsunuz? Belirli bir rutininiz var mı?

Şu son birkaç senedir devamlı yolculuk halinde olduğumdan, değişik rutinlerim var; yerden yere, içinde bulunduğum zamana göre değişen.

Bence hayatın her köşesinde kültür var. Bunu bir sünger gibi çekebilmek, tüketebilmek için mutlaka müzeye, sinemaya, tiyatroya gitmek gerekmiyor. Ancak benim için bu ortamlar, tıpkı dine inanan bir insanın kiliseye, camiye gitmesi gibi bir şey. Yaratılmış bir mekanda o fikirler, o yapıtlarla baş başa kalma şansını veriyor. Bu sebeple, sergilere ve sinemaya özellikle tek başıma gitmeyi çok severim.

Bir de kitap okumak; her zaman istediğimden daha az yapabildiğim ama beni en çok besleyen kültür tüketimidir.

İnsanların en çok anlamalarını isteğiniz şey nedir, neden?

Soru sormak, sorgulamak. Kritik olmak. Hem kendilerine, hem de çevrelerinde gördükleri düzene dair. Bence ancak o zaman çok önemli olan bireysel bağımsızlığımızı yaşatabiliriz.

Değer nedir, para nedir?

Değer bence insanın içinde olan bir his. Sübjektif bir şey. Belki evrensel bazı şeylere anı miktarda olmasa da kolektif olarak değer verebiliyoruz ama kişiden kişiye bu kavram değişiyor sanıyorum.

Para ise maalesef yaşadığımız düzende değeri ölçmeye çalışan birim. Ancak ikisinin çok bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. Para bir araç ama özellikle üretmek istiyorsanız, asla bir amaç olmamalı.

Hangi konuda fikir değiştirdiniz, neden?

Nereden başlayabileceğimi açıkçası bilemiyorum. Bir sürü konuda fikrim değişti ve bunun da normal olduğunu düşünüyorum. Hayat da ben de dinamik varlıklarız. Aynı kalmak sanıyorum imkansız.

En tehlikeli fikriniz nedir?

Her şeyin üstesinden gelebeliceğim. Sonunda belki oluyor ama zaman zaman beni çok zor durumlara da sokabiliyor.

Kendinize hangi soruları sorarsınız?

Sanıyorum bu duruma göre değişebiliyor. Genel olarak kendimden çok beklentili bir insanım; sorun yaratma anlamında değil ama her zaman elimden geleni ortaya koymayı amaçlarım. Eğer birşeyler yolunda gitmediyse, o zaman kendime ‘neyi yapabilirdim ama yapmadım’ diye sorarım.

Doğru olduğunu kanıtlayamayacağınız inancınız nedir?

“Hayatta her şey mümkündür.”

İnternet düşünme şeklinizi ne yönde etkiledi?

İnternet kadar açık enformasyonu bizlere sunan bir platformun açıkçası bir başlangıç olduğunu düşündüm hep. Yani, tıpkı bir şehirde kütüphane var diye, orada insanlar kitap okur anlamına gelmez. Sırf internet olduğu için de biz de bireyler olarak daha bilgili ve haberdar değiliz. Tabi ki internetin sunduğu özgür bilgileri gözardı edemem ama bu beni daha da çok günlük hayatı hissetmeye, şahsen yaşamaya yöneltti. Bilgi kapsamlı bir deneyim ve asla pasif kazanılmıyor sanıyorum.

eminegozdesevim.com

1091879 1091880 1091882 1091884 1091887 1091893 1091897 1091898

 

 

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com