“Gerçek kültür içinizde taşıdığınızdır”

IsoldeWoudstra_Nana van Dijk

Dazed & Confused, Glamcult, Vice, i-D gibi dergiler, Urban Outfitters, Excelsior Recordings gibi markalar onunla çalışmak için can atıyor. Kısa zaman önce yörüngemize giren yetenekli fotoğrafçı Isolde Woudstra, “Haftanın Sanatçısı” bölümümüzün sorularını yanıtladı.

Gündelik hayat Isolde Woudstra’nın gözünden hem olduğu gibi, (yani yeterince karmaşık, yani normal) hem de kendine has ve koyu tavrının yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Müzik, moda ve portre fotoğrafçısı Woudstra’nın fotoğraflarının gizemi sorularımıza verdiği yanıtlardan da anlaşılacağı gibi, bizi yaşamın cilasız, pür, tuhaf, karanlık ve gürültüsüz çıplaklığıyla yüzleştiriyor.

Yaratıcı ve güçlü fotoğrafçılığı nasıl tarif edersiniz?

Bu oldukça şahsi bir ilişki. Bence, milyonlarca değişik sebepten ötürü, izleyicisiyle çarpıştığı sürece bir nevi gücü var. Ve de kişisel olarak, kelimelerin ötesine geçen, başka bir boyutta, anladığım, hissetiğim işlerin beni çektiğini söyleyebilirim. Eğer “o şey” ile ilgili söz söylemenin tek yolu bir imajsa örneğin.

Carl Jung şöyle demişti: “Dilim kusurlu. Kelimelerle parlamak istediğimden değil ama imajlar üzerinden söylediklerim kadar güçlü kelimeler bulmak imkansız. Başka hiçbir şeyle kelimeleri derinden söyleyemem.” Fotoğrafın görsel anlatım tarafı asıl ilgimi çeken.

Motivasyonunuz nedir?

Emin değilim… Gizemi ve güzelliği de bu zaten. Bence güncel sanat büyük ölçüde ve en basitinden yaratma ihtiyacından yapılıyor. Müthiş bir arzu bu. Ama Jung’un değindikleriyle kesinlikle bir ilgisi var… Yazılı dilin sınırları var ve insan psikolojisi imajın diliyle kendini daha etkili olarak ifade ediyor.

En çok neye sinirlenirsiniz? En çok neye sevinirsiniz?

Zalimlik beni her zaman kızdırır. Gezegenimizin çıkarlarımız için kullanılma şekli beni kızdırıyor. Fosil yakıt endüstrisi beni kızdırıyor. Monsanto ve Nestle beni kızdırıyor. Gıda ve giysi üretimi için hayvanların kullanım şekli beni kızdırıyor. Ben en çok ne mi mutlu ediyor? Koşullar ne olursa olsun yüzümü gülümseten erkek arkadaşım.

En çok neden korkmalıyız?

Pişmanlıktan.

Gündelik yaşamınızda kültürü nasıl tüketiyorsunuz? Herhangi bir rutininiz var mı?

Bence kültür tükettiğiniz değil, yarattığınız bir şey olmalı. Hiçbir zaman kültürü tükettiğim hissi olmadı. Yeni şeyler ürettiğiniz sürece (semboller, teknolojiler, kelimeler, sandalyeler, resimler) kültürü yaratırsınız. Belki size ait olmayan bir kültürü deneyimleyebilirsiniz ama gerçek kültür içinizde taşığıdınızdır. Sanki dünyayı deneyimlerken bir filtre gibidir. Gözlem yapan gözlemin nesnesinden ayrı bir şey değildir.

Başkalarının inanmasını istediğiniz fikir ve düşünceleriniz neler?

Hayvanlar; onlar, yememiz, giymemiz ve üzerlerinde deney yapabileceğimiz mülkümüz değiller.

Değer nedir, para nedir?

Değer göreceli bir değer. Kişisel arzu ile ilgili ve oldukça öznel. Para ise hepimizin bir değeri olduğu üzerinde anlaştığımız bir kağıt parçası. Biz değerli olduğuna inanmayı bırakırsak, değeri kalmayacak. Biraz din gibi; ikisi de bu zamanlarda bütün kötülüklerin temelinde duruyor.

Hangi konuda fikrinizi değiştirdiniz ve neden?

Geçen haftalarda bir fotoğrafta kullanmak istediğim kumaşın rengi konusunda fikrimi değiştirdim. Başta siyah olması gerektiğini düşündüm. Derken bir arkadaşım çıkacak sonucun Abu Ghraib’de bir mahkumun bir karton kutu üzerinde durup kollarını açtığı o meşhur kareye benzeyeceğini söyledi. Belki de çekeceğim fotoğraf, Abu Ghraib’de çekilen o imajın yansıması olacaktı ki öyle olmasını istemedim. Ben de bordo rengi seçtim.

En tehlikeli fikriniz nedir?

Brockman’in kitaplarına bir atıfta bulunuyorsanız, sanırım daha önce belirttiğim gibi, hayvanlar; onları yememiz, giymemiz ve üzerlerinde deney yapabileceğimiz bize ait mülkler değil. Gerçekten bundan yüz veya iki yüz yıl sonra şunu soracağımıza inanıyorum: “Biz o zamanlar ne zannediyorduk?!”

Birkaç asır önce burada Hollanda’da kadınların oy kullanma hakkı yoktu (1918’e kadar) ve şu an bunu hayal etmesi bile zor.

Kadınların oy kullanma hakkının olması bize şu anda nasıl delice geliyorsa, bir zaman sonra şu an hayvanlara nasıl davrandığımızı da aynı şekilde delice bulacağız.

Bugün hayvan hakları için sembolik barikatlara tutunarak bu türden adaletsizliklere meydan okuyanlar birçok yönden zamanlarının ötesinde olan insanlar. Onları “uçuk” bulanlar, bir zamanlar kadınların oy kullanma hakkı için savaşanlarla aynıları olduklarını unutmasınlar.

Doğru olduğunu bildiğiniz, kanıtlayamadığınız inancınız nedir?

Duygu ve düşüncelerin bir enerji formu olduğuna inanıyorum. Global Consciousness Project  (Küresel Bilinç Projesi) ile epeyce ilgiliyim. 1998’de başlayan bu parapsikoloji deneyi, fiziksel sistemlerle olası küresel bilinç etkileşimlerini meydana çıkarmak için uğraşıyor.

Bu proje dünyanın dört bir yanındaki rastgele sayı üreteçlerinden topladıkları sayılara bakıp, anormallik gösteren düzenleri tespit ediyor ve dünyada duygusal anlamda karşılık bulan dönem ve olaylarla ilişkilendiriyor.

Çocukken babam, gazete bulmacalarını akşamları çözmenin daha kolay olduğunu söylemişti. Dediğine göre, diğer insanlar bu bulmacaları gündüz çözdükleri için, cevapları “orada” olurdu. Bunu söyledikten sonra bütün gün başka hiçbir şey düşünmediğimi hatırlıyorum.

İnternet düşünce şeklinizi nasıl değiştirdi?

İnternet hemen her şeyi değiştirdi ama düşünme şeklimi değil. Ya da belki düşüncemi, daha az düşünmemi sağlayarak değiştirdi. Bunu da daha az düşüncelere dalmak ve de hayal kurmak anlamında söylüyorum. Ama gerçekten buna vakit ayırmak için kendimi zorluyorum. Çünkü yeni çalışmalarım için fikirler böyle oluşuyor.

www.isoldewoudstra.com

Pentagram Maarten 49d0208678bcba24-vaderLiesbeth Sunna d361295db1a18266-grass e3a1a9aaea30a9de-Sand Fall

Isolde Woudstra Portre: Nana van Dijk

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com