“Sinema ölürse, Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlanabiliriz.”

Award-Winners-Photocall-68th-Cannes-Film-Festival

Macar yönetmen László Nemes’in ilk filmi “Saul’un Oğlu” 68. Cannes Film Festivali’nde Grand Prix Ödülü’nü aldı almasına ama yönetmenin etrafındaki tartışmalar sürüyor. Örneğin Berlinale, filmini neden göstermek istemedi? Yönetmenin Alman Die Welt gazetesine verdiği röportajı sizin için çevirdik.

İzleyeni nefessiz bırakan, boğazları düğümleyen Macar yönetmen Laszlo Nemes’in ilk filmi “Son of Soul”, Cannes’da Grand Prix Ödülü’nü aldı bildiğiniz üzere. Pekçoklarına göre şaşırtıcı ve bir o kadar da hakedilmiş olan ödül ve filmle ilgili Alman Die Welt gazetesinin yönetmenle yaptığı röportaj, sinemada sansür ve tabu konularını tekrar gündeme taşıyor.

Cannes’dan önce kimsenin adını bile duymadığı 38 yaşındaki yönetmenin “Holocaust” konusuyla ilgili bambaşka bir sayfa açtığı filmi neden bu kadar olay yarattı derseniz, cevaplarını kendi ağzından okuyun:

Die Welt: Devrimci bir konsept yaratmışsınız. Filme destek verenlerin çok fazla ilgisini çekmiştir herhalde.

László Nemes: Koprodüksiyon için Almanya, Avusturya, Fransa ya da İsrail’den kimse yanaşmadı. Başvurularımıza yanıt vermediler. Telefonlarımızdan kaçtılar. (bıyık altından gülüyor)

Die Welt: Ne gibi gerekçeler sundular?

László Nemes: Yönetmen olarak bana güvenmediklerini söylediler. Ne bana, ne de filmin konusuna. İlk uzun metraj için zor olduğunu ileri sürdüler.

Die Welt: Macar Sinema Fonu’nun senaryoya tepkisi nasıl oldu?

László Nemes: Düşünülebilecek her anlamda yardımcı oldular. Fonun tarihinde en çok onay ve oy alan (yüzde 75) film olduğunu öğrendim. Ayrıca Jewish Claims Conference de çok ilgilendi. Özel komandoların hikayesinin anlatılmasını istediler sanırım. Sıradan bir Holocaust dramı olmadığını anladılar. Sonunda 1,5 milyon Euro’luk bütçenin yüzde 70’i fondan, yüzde 25’i vergiden ve yüzde 5’i ise Claims Conference’den sağlanmış oldu.

Die Welt: Festivale girmek istediniz. Başta nereye gönderdiniz filmi?

László Nemes: Berlinale’ye. Orada filmi yarışmaya koymak istemediler. Bana Panorama’yı teklif ettiler.

Die Welt: Herhangi bir neden belirttiler mi?

László Nemes: Hayır. Ama aşırı zorlandıkları aşikardı. Hissediliyordu. Çünkü “Saul” klasik bir Holocaust yapımı değildi. Film izleyiciye saldırıyor. Satışlarda da görüyoruz. Herkes filmi satın alırken -Marslılar bile- (gülüyor) Alman dağıtımcılar yanaşmıyor. Filmin yidiş danışmanı herhangi bir suçlunun gösterilmemesi konusunda uyardı. Birtakım süreçler var ve izleyici kendi suçluluk duygusuyla baş başa kalıyor. Almanlar bu konuyla nasıl başediyor?

Die Welt: Biz Almanlar tarihimizle yüzleşmemizde epeyce gururluyuzdur.

László Nemes: Haklı olarak! Bu yüzden de şaşırtıcı reaksiyonlar.

Die Welt: Berlinale’nin tutukluğu nasıl son buldu peki?

László Nemes: Cannes ile birlikte. Çünkü onlar filmi gerçekten istediler..

Die Welt: Bildiğimiz Holocaust filmlerinde toplama kampları gösteriliyor; tabii ki kalıdırılabilir düzeyde..

László Nemes: Bu da seyircinin katılımını azaltıyor. Görülen şeylerin hissiyle arasına mesafe koyuyor. Bense seyircinin hislerini bütünüyle ele geçirmek ve bu hislerden kurtulma şansını olabilecek en yüksek seviyede sınırlamak istedim. Bunun için de ilgiyi tek bir kişiye yoğunlaştırdım. Genellikle çok fazla şey gösterme derdi vardır. Seyirciyi eşlikçi yaptım. O kişi etrafını saran dehşete o kişinin korunma mekanizması üzerinden bakıyor. O ne görürse, onu görüyor.

Die Welt: Böyle bir konsept nereden aklınıza geldi?

László Nemes: Kısa filmlerimde bunun deneylerine başlamıştım. Algının sınırlanması ve farkındalığın yavaşça ilerlemesi yani.

Die Welt: Sizin perspektifinize göre, neyin ne kadar gösterilebileceği ile ilgili eski Holacaust filmlerinde meydana gelen tartışmalar da ortadan kalkıyor. Yine de kendinize bu soruyu sordunuz mu?

László Nemes: Sürekli. Ama bu sorunun sadece bir mahkuma konsantre olduğunuzda kendiliğinden cevaplandığını öğrendim.

Die Welt: Gerçekten mi? Dışarıdaki diğer 500 konsantrasyon kampı filmi hala bu bilgeliğe erişemedi.

László Nemes: Belki de o filmler tek tek hayatta kalma filmleri üzerine olduğu içindir. Buradaki perspektif bu konuyla ilgili herhangi bir filmin yapılabilmesi için gerekliydi. Ben bir istisnayı göstermek istemedim. Gerçi benim filmimde de bir istisna var; başrol oyuncum ölü bir çocuğu gömmek gibi imkansız bir şeye soyunuyor.

Die Welt: Hayatta kalanlarla hiç konuştunuz mu?

László Nemes: Hayır. Tarih danışmanlarımız vardı. Özel komandolarla ilgili ne bulduysak okuyup araştırdık. Primo Levi Auschwitz’in nasıl olduğunu tarif edemeyeceğini, bilenlerin ise hayatta olmadığını söyledi. Bir bakıma bir sır, bir bakıma da sadece bilinen gerçeklere dayalı.

Die Welt: Filminiz bu sırrı parçalıyor mu?

László Nemes: Ben bu sırrın bir kısmını bir adam üzerinden yaşanır ve parçası olmayı sağlıyorum.

Die Welt: Ama beynimizdeki söylenemeyen ve gösterilemeyen şeyler cisimleşerek somutlaşıyor.

László Nemes: Somutlaşıyor ama yine de seyirci onu bütünüyle anlayamıyor. Çünkü gördüğü ve baktığı yer sınırlı. Herkes deneyimi ve bilgisi ölçüsünde kendi resmini oluşturuyor.

Die Welt: Filmin ses ve tonu üzerinde çok uzun çalışmış olmalısınız.

László Nemes: Dört aydan fazla bir süre. Zira ton, film süresince, gözün gördüğünden çok daha fazlası olduğuna ikna etmeliydi.

Die Welt: Görünmeyen şeylerin tonu nasıl seçilir?

László Nemes: Bunun cevabını vermek oldukça karmaşık. Şöyle söyleyeyim; müzikle çok ilgisi var. İşin bu kısmı daha çok beste yapmak gibiydi. Zaten ses tasarımcımız aynı zamanda besteciydi. Bir tondan diğer ton çıkmalı ve birbirlerinin kuyruklarını ısırmaya çalışan yılanlara benzemeliydi. Örneğin bir siren sesininin üzerinden, bir insan çığlığının duyulması gibi. Seyircinin algı eşiğinin üzerine çıkmaması ama sınıra dayanması gerekiyordu.

Die Welt: İki saatlik bir gişe filmi için günümüzde 2000 ile 3000 arası “cut” yapılıyor. Sizin filminizde nasıldı?

László Nemes: Yaklaşık 90.

Die Welt: O kadar az?! Filmi kim izlediyse yüksek tempolu, dinamik bir filmden söz ediyor.

László Nemes: Günümüzde “cut” enflasyonu var. İnsan gözünün ve beyninin bu kadar fazlasına ihtiyacı yok.

Die Welt: Sizin filminiz yarışmadaki filmler arasında, 35 mm olarak çekilmiş, hem de selüloit kopyası gösterilmiş olan tek filmdi.

László Nemes: Evet, çok üzücü bir gelişme. Dijitalleşmeyle sinemayı kaybediyoruz.

Die Welt: Kaybediyoruz?

László Nemes: Filme çekmek herkesten yoğun konsantrasyon ve disiplin ister. Dijitale kıyasla, film rulolarının bir sonu vardır. Dijital çeken yönetmenin, sahneleri tekrar tekrar çekmek ve kurguda istediğini ayıklamak gibi bir eğilimi vardır. Ayrıca selülozun kimyasal naturası, her an her şeyin hareket halinde olduğu anlamına gelir.

Filmin çekirdeğinde devinim vardır, dijitaldeki piksel öyle değildir. Sinema izlemenin büyüleyici deneyimi bundan ileri gelir. Oradaki titreme seyirciyle gördükleri arasında bir mesafe oluşmasını da sağlar. Djitalde gerçekten sahnenin bir parçası olduğunuza inandırılırsınız. Dijitalleşme her yönden değersizleştirme. Sinema tarihinde ilerleme denen şey ilk kez gerileme anlamına geliyor.

Die Welt: Peki “Saul” nasıl izlenecek?

László Nemes: Sözümün geçeceği ülkelerde filmin selüloz olarak sinemalarda gösterilmesi için ısrar edeceğim. Hatta savaşacağım. Sinemanın büyüsünün korunması gerekiyor.

Die Welt: On yıl sonra size bu konuyu hatırlatacağım. O zaman hala film çekiyor olacak mısınız?

László Nemes: Size  o zaman da djital çekmeyeceğimin sözünü veriyorum. Eğer ki selüloz 10 yıl sonra ölecekse, o zaman film çekmeyi bırakacağım.

Die Welt: Gerçekten ve cidden mi?

László Nemes: Evet. Ama sinema ölürse, o zaman zaten Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlanmalıyız.

Die Welt: Çok güçlü bir tez…

László Nemes: Medeniyetimizde küçük değişikliklerin büyük sonuçlar doğurduğuna inanıyorum. Sinemanın ölümüne izin vermek toplumlarla ilgili genel şeyler anlatır: Sanal gerçeklik, kendimize olan aşkımız, toplumsallığın eksilmesi. Kusura bakmayın ama bu noktada tutkum beni ele geçiriyor.

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com