Logo öldü mü ya da bu zamanda nasıl yaşar?

goodlogo

Eskiden marka kimliği dendiğinde logo önem sırasında birinci sırada olurdu. Peki şimdi? Reklam çevrelerinde fısıldaşılan “logo öldü” rivayeti doğru mu? 

Belki sizin ajansınızda da birileri logonun öldüğünden dem vuruyordur. Logonun eskisi gibi işe yaramadığını söyleyen birileri vardır muhakkak. Gülüp geçmeyin, doğruluk payını düşünün.

Gerçekten de günümüzde logo, eski anlam ve ehemmiyetini yitirmiş görünüyor. Görsel kimlik olmadan markaların ayakta kalamayacağı aşikar; görsel kimlik ise eskisi gibi logosantrik değil.

Bunu biz değil, uluslararası marka yönetimi şirketi Siegel+Gale‘in kreatif direktörü Michael Preston söylüyor. Bunun yanında ilginizi çekeceğinden emin olduğumuz tavsiyelerle birlikte Creative Bloq‘ta konuyu biraz daha deşiyor. Sizin için derledik:

Geleneksel anlamda logolar statik sembollerdi.. Saul Bass’in AT&T küresini ya da Paul Rand’in IBM logotipini düşünün. Yaratıldıkları dönemlerde büyük rol üstlenmişlerdi.

Ancak günümüzde logo demek eşittir marka demek değil; hala merkezi önem taşısa da, geniş bir resmin parçası yalnızca. Günümüzde markalar çok sayıda farklı elemanlardan oluşuyor.

Renk, tipografi, grafik elemanlar, fotoğraf, ses tonu, mesaj, reklam, packaging, kurumsal kimliğe uygun işaret ve tabelaların bütünü, perakende tasarımı, ses tasarımı, jingle, maskot, çarpıcı söz… Liste sonsuza kadar devam edebilir.

Bütün bu elemanlar bağlılık yaratacak bir hikaye anlatmak ve bağlılık yaratacak deneyim yaşatmak için bir araya getiriliyor.

Evet, belki logolar artık markanın ta kendisi değil ama görsel kimlik anlamında hala kritik bir rol oyunuyorlar. Diğer elemanlar olmadan “kendi” olamasa da, o elemanları bir arada tutan yine logo oluyor.

Ve de asıl şimdi logolar eskiden olduğundan daha fazlasını yapabiliyorlar. Teknoloji sayesinde dijital alanlara girerek eskiden olduğu gibi statik ve cansız değiller.

Örneğin MIT, Aol, Nordkyn, The City of Melbourne, Brooklyn Museum ve New Museum gibi markalar logonun sınırlarını zorlayan markalar. Logo artık istediğini yapabilir, değişebilir, genişleyebilir, üreyebilir ve kişiselleştirilebilir durumda.

Logolar marka deneyiminin bir parçası

Peki logo öldü mü? Bitti mi? Soyu tükendi mi? Bence hayır ama rolü ve işlevi gelişti. Aynen öyle, sevinin, logo canlandı!

Ve anlaşılan o ki, insanları daha çok heyecanlandırıyorlar. Internet ve sosyal medyada yapabildikleriyle hiç olmadığı kadar ses çıkartıyorlar ve markalar da dinliyor…

Logolar daha canlı olduklarına göre, hiç mi değişemezler? İlgisi yok. Ama başarılı olmaları için dikkate alınması gereken şeyler var:

1. Logonuzu değiştirmek istiyorsanız; doğru nedenleriniz olmalı.

Bazıları sürekli logoyla oynar. Örneğin yönetim değiştikçe. Yeni patron, yeni logo, neden olmasın mantığı. Sanki yeni logo tüm sistem sorununu çözecek sanırlar. Aptalca sebepler yani.

Logo ancak firmanın ihtiyaçlarını karşılamadığı zaman, stratejik yönünü taşıyamadığı veya örneğin 50’li yıllarda elle çizildiği ve mobilde çalışmadığı için değişmeli…

2. Kitlenizi tanıyın.

İnsanlar markanıza neden düşkün? Bunu anlayın. Kucaklayın. Buna tutunun. Hikayeniz dürüstse daha parlak bir şey için fırlatıp atmayın. Bir marka hatırladıklarımızı kurban ettiğinde, kolay unutabileceğimiz bir markaya dönüşme riskine de girer.

3. Profesyonel yardım alın. Gerçekten.

Ne yaptığını bilen insanlarla çalışın. Marka stratejinizi marka stratejistleriyle oluşturun. Gerçek tasarımcılarla çalışın. In-House elemanlarınızdan biri Adobe Illustrator kullanabiliyor diye bunu halledeceğini düşünmeyin. İnsanların markanızı ciddiye almalarını istiyorsanız, sizin de görsel marka kimliğinizi ciddiye almanız gerekir.

4. Danışma komitenizi dinlemeyin. Eğer yoksa, hiç kurmayın.

Büyük markaları vizyonerler kurar. Steve Jobs, Richard Branson, Jeff Bezos; hepsinin vizyonu vardı ve hayata geçirdiler. Büyük markalar müdürlerinin alakasız feedback’leriyle de yaratılmıyor. Bir bakış açınız olsun, net yön verin ve fazlalıklardan (elemanlardan) kurtulun.

5. Doğru hikayeyi anlatın.

Eğer bir logo 50 yıldır hayatımızdaysa ve değişmesi gerekiyorsa, o zaman insanlara sebebini anlatmak iyi fikir olabilir. Bu bir lansman kampanyası olabilir, bir mikro site, bir event, flash mob ya da neyse. İnsanların değişiminizi desteklemesini istiyorsanız o zaman ne yaptığınız ve neden yaptığınızla ilgili net olun. (tepkiyi hafiletmek için de)

6. Silahlarınıza tutunun.

Logo tasarımı ve görsel kimlikle ilgili bugün doğru bir şey varsa, o da internetin söyleyecekleridir. Belki iyi, belki kötü, belki de yeni logonuzun genital bir şeylere benzetildiği bir tumblr yazısı olacaktır. Ya da olmayacaktır.

Ama doğru sebeplerle değiştirilen markaların logoları, -yani net, vizyon sahibi, hedef kitlesini bilen ve güçlü hikayesi olan- kararlarına inanmalı ve yürümeli. Sonunda insanlar yeni logonuzu olumlayarak kucaklayacak ve logonuz ölmeyecek demektir.

 

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2021 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com