Sakin kalmayı nasıl başarabiliriz?..

bigstock-anger-605912-1

Bir yandan durulmak bilmeyen bir toplumsal gündemle boğuşuyoruz, diğer yandan rekabetçi bir stres yarışının içindeyiz… Tüm bunlarla kuşatılmışken sakin kalmayı nasıl başarırız? The School of Life cevaplıyor… 

“Sukunet imkansız olduğunda, belki de marifet en verimli endişelenme yollarını bulmakta…”  – Alain de Botton

Bireysel hayatımız ya da toplumsal koşullar ne kadar karmaşık da olsa içinde yaşadığımız kültür genellikle duygusal açıdan dengeli olmayı yüceltir ve ödüllendirir. Oysa bir yandan durulmak bilmeyen bir toplumsal gündemle boğuşuyoruz, diğer yandan rekabetçi bir stres yarışının içindeyiz: ne kadar stresli görünürsek çevremizdekilerin o kadar önemli biri olduğumuzu düşüneceklerine inanabiliyoruz. Tüm bunlarla kuşatılmışken sakin kalmayı nasıl başarırız?

Kimse sürekli sakin olamaz. Hayatta kalmak ve etkin bir varlık göstermek için korku ve adrenalini de belli bir oranda yaşamamız gerekir. Ancak çoğumuz zaman zaman yorucu bir gerginliğe kapılır ve ‘kendimizi kaybetme’ eğilimi gösteririz. Bu durum insan olmanın doğal bir sonucu mudur yoksa kişisel bir bozukluğun işareti mi?

Bu derste ilk olarak endişeyi, özgürlük ile ölümün kaçınılmazlığına karşı geliştirdiğimiz doğal bir tepki olarak gören ve varoluşumuzun ayrılmaz bir parçası olduğunu ileri süren Søren Kierkegaard ile Paul Tillich gibi teolog ve felsefecilerin yaklaşımları inceleniyor.

Daha sonra, üzerinde çalışabilecek iki ilişki üzerinde duruluyor; dünyayla ve kendimizle olan ilişkilerimiz. Hayatta kalma öykülerinden, felsefeden, farkındalık teorisinden ve karnaval tarihinden yararlanarak duygusal sağlığımızı korumanın ve genel olarak sakin bir ruh halini yakalamanın yolları aranıyor. Bu çerçevede doğa, güzellik ve tragedyadan ne öğrenebiliriz? Endişelerimizin kaynağında kendi iç dünyamız değil de dış dünyadaki haksızlık veya ümitsizlikler bulunuyorsa dünyaya ‘karşı gelme’ cesaretini gösterebilir miyiz?

Hepsinden öte, endişenin nasıl daha fazla bireysel özgürlüğün ve mutluluğun kapısını aralayacak bir anahtar olabileceği tartışılacak. Duygusal açıdan dengeli olmayı nasıl başarabileceğimiz sorgulanacak. Endişeyle birlikte var olmayı, hatta onu aşmayı öğrenerek nasıl daha gerçek hayatlar yaşamayı başarabileceğimiz konuşulacak.

Sivil Toplum Gönüllüsü Kerim Urallı ile hayatta kalma öykülerinden, felsefeden ve tasavvuftan yararlanarak duygusal sağlığımızı korumanın ve genel olarak sakin bir ruh hali yakalamanın yolları…

Kerim Urallı kimdir?

Kerim Urallı Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olduktan sonra ABD Pennsylvania’daki Bucknell Üniversitesi’nde işletme ve felsefe eğitimi aldı. Kariyerine finans sektöründe başlayan Kerim, Morgan Stanley ve Credit Suisse yatırım bankalarında altı yıl banker olarak çalıştı. Bu şirketlerin New York, Londra ve İstanbul ofislerinde şirket birleşmeleri ve iktisaplar ile kurumsal strateji departmanlarında danışman olarak görev aldı. Daha sonra Borusan Holding’de kurumsal strateji bölümünde çalıştı.

Kerim Urallı, şu anda Afrika’daki en az gelişmiş ülkelere insani yardım amacı ile yola çıkmış SEN-DE-GEL derneğinin Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’nda (Koruncuk – Bolluca Çocukköyü) çalışıyor. Kerim Urallı ayrıca 2012’den beri Sufizm ve Varlıksal Felsefe ağırlıklı soyut düşünce atölyeleri düzenliyor.

Tarih ve saat: 17 Ekim Cumartesi, 15.00-18.00

Yer: Kuruçeşme İncirli Soul Room

www.theschooloflife.com

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2017 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com