Pasolini 40. Ölüm Yıldönümü’nde Pera’da

1446026097_6298pasolini1

Pier Paolo Pasolini, ölümünün 40. yıldönümünde, 04 Kasım- 22 Kasım 2015 tarihlerinde Pera Müzesi’nde geniş bir programla anılıyor. 

Pera Film, İtalyan Dışişleri Bakanlığı ve İtalyan Kültür Merkezi işbirliğiyle ölümünün 40. yıldönümünde Pier Paolo Pasolini (1922-1975) ve eserlerini anmak için bir film programı düzenliyor.

Bir sinemacı, şair, romancı, oyun yazarı, ressam, eleştirmen ve entelektüel olarak Pasolini, hayatının büyük kısmı boyunca İtalya’nın en önde gelen isimlerinden birisiydi; hala da öyle ancak daha da önemlisi, dünyaya mal olmuş bir isim.

Pier Paolo Pasolini’nin birbiriyle çatışan felsefeleri kucaklama yetisine sahipti – hem bir Katolik, hem de Marksist’ti; modern fikirlere sahipti ve eşcinselliğini saklamıyordu; ilham ve huzur kaynağı olarak uzak geçmişe bakıyordu.

Hiç şüphesiz, en çok da çarpıcı film çalışmalarıyla tanındı. Bir yazılı metin araştırmacısıydı ve sinemayla ilgili ilk işlerinden biri Federico Fellini’nin Cabiria’nın Geceleri filmi (1957) için ek diyaloglar yazmak olmuştu.

Bundan kısa bir süre sonra ilk filmini yönetiyordu: sokak suçları üzerine bir hikaye olan Dilenci (1961), üslubu ve içeriğiyle Pasolini’nin arkadaşı Bernardo Bertolucci’nin Korkunç Orakçı adlı filmi önemli derecede etkilemişti; filmin özgün hikayesi de Pasolini imzasını taşıyordu.

İsa’nın öyküsünün cesur bir yeniden yorumlaması olan Matta’ya Göre İncil, Hayat Üçlemesi’nde yer alan (1971-1974) orta çağ masallarına, Pasolini’nin sözünü esirgemeyen ve her daim siyasi olan filmleri, giderek daha fazla birer skandal -hatta bazılarına göre küfür- haline geliyordu.

Pasolini trajik bir şekilde, son filmi olan Marquis de Sade’dan türetilmiş, grotesk Salo ya da Sodom’un 120 Günü (1975) gösterime girmeden birkaç hafta önce, vahşice katledilmiş halde bulundu; İtalya’nın Nazi-faşist geçmişine dair şiddet yüklü bir deneme sunan eser bugün hala dünyanın en tartışmalı filmlerinden birisi.

Yazar Ed Vulliamy’nin Guardian’da yayımlanan yazısında titizlikle dikkat çektiği gibi, “tarih, Pasolini’nin sanki filmlerinden bir sahnenin içindeymiş gibi öldüğünde ısrar ediyor. Pasolini 1967’de ‘o ana dek müphem, deşifre edilemez ve askıda olan hayatımızın sadece ölüm anında anlam kazandığını’ belirtmişti.”  

About author
Submit your comment

Please enter your name

Your name is required

Please enter a valid email address

An email address is required

Please enter your message

Cut Magazine © 2019 All Rights Reserved

2011 | cut-online.com